AB, TÜRKİYE TARIMI VE KALKINMA
Abdullah Aysu*
Avrupa Birliği, 1992 yılı öncesinde dünya pazarlarını kendilerine serbest kılan, kendi ülke pazarlarını ise üçüncü ülkelere bir nevi kapalı tutan tarzlarını 1992 reformu ile birlikte serbest piyasaya “açtıkları” biliniyor. AB Ortak Tarım Politikası’nın (OTP) 1992 reformu küresel kapitalizm ile birleşme/buluşma reformu olduğu AB çiftçileri tarafından da paylaşılan ortak bir duygu.
Bilindiği üzere 1998 yılından bu yana AB ile Türkiye arasındaki ilişkiler İlerleme Raporları öngörüleri doğrultusunda yürütüldü. Bu nedenle Türkiye tarım kesiminin AB OTP’sine uyum konusunu İlerleme Raporlarındaki öngörüler doğrultusunda irdelememeye çalışacağız.
İlerleme Raporları
İlk İlerleme Raporu 1998 yılında yayınlandı ve kırsal alanla ilgili konular Tarım başlığı ile ele alındı.
Bu başlık altında; Türkiye’deki mevcut tarım arazisi, mevcut tarım arazisi içinde sulanabilen arazi miktarı, tarımın GSMH’daki payı, istihdamdaki payı gibi veriler verilmiş. Ayrıca Türkiye’de bu dönemde 4,5 milyon işletmenin varlığı ile var olan arazinin mülkiyet yapısının dağınıklığından söz edilmiştir.
Aynı raporda Türkiye’nin tarımsal ürün ticaretinde AB’nin önemli bir paya sahip olduğu belirtilmiş, tarımsal gıda sektörünün halen özelleştirme sürecinde olduğu, çay, tütün, şeker hububat gibi önemli ürünlerde devletin rolünün belirleyiciliğine dikkat çekilmiş, tarım politikaları müdahaleci bulunmuştur.
Söz konusu Raporla, bütün çabalara karşın kalite ve sağlık denetimlerinin yetersiz, laboratuar sayısının çok az olduğuna dikkat çekilmiştir.
Raporun strateji teklifleri başlığı altında ise; Türkiye’nin kendi tarımsal politikasını OTP’ye uyumlu hale getirmesi yönündeki ilerlemesinin yetersizliğinin altı çizilmiştir.
1999 yılında Helsinki Zirvesi yapılmış, zirvede Türkiye’nin AB’ye adaylığının kararı alınmış, AB’nin Yeni Genişleme Politikası çerçevesinde Türkiye’nin diğer aday ülkelerle birlikte eşit statüde olacağı rapora konulmuştur. Türkiye AB ilişkileri alınan bu kararla yeni bir evreye girmiştir.
1999 Yılı İlerleme Raporu
1999 Yılı İlerleme Raporu’nda 1998 yılı Raporu verileri tekrarlanmış. Rapor, alkollü içecekler, hububat, çay, şeker ve kırmızı ette devlet faaliyetin yoğunluğunun devam ettiği ve bu alanda önemli ilerlemelerin gerçekleşmediğinden söz ediyor.
Her iki raporun ortak yanı, kırsal alanı yalnızca tarımsal faaliyet olarak görüp değerlendirmiş olmasıdır. Kırsal alandaki yaşamın bir kültür olduğu görmezden gelindiğini söyleyebiliriz. Ayrıca AB, raporlarda devletin piyasa düzenleyici kurumlarının devam etmesinden rahatsızlığını hemen her raporda dile getiriyor.
AB Türkiye tarımını serbest piyasaya açmak için çok çabalıyor. Ancak tarım kesimimizi serbest piyasaya açmak için çaba gösterirlerken tarımımızın alt yapı noksanlığını ve yapısal sorunlarımızı görmezden geliyor. Bu süreçte küçük ve orta ölçekli çiftçilerimizin tasfiye olup olmayacağı AB’yi ilgilendirmiyor.
2000 Yılı İlerleme Raporu
2000 yılı İlerleme Raporu’nun tarım başlığında tarım sektörünün istihdam, GSMH’daki ve dış ticaretteki yerini hâlâ koruduğundan söz ediliyor. Küçük işletmelerinin varlığını koruduğu ve tabanda çiftçi örgütlülüklerinin yetersizliği belirtiliyor. Ancak Tarım Satış Kooperatifleri Birliklerine (TSKB) ilişkin 4572 sayılı kanunun çiftçilerin birbirleri, tüketiciler ve devletle bağının koparılmasına neden olduğu görmezden gelinebiliyor.
2000 Yılı İlerleme Raporu öngörüleri doğrultusunda; girdi sübvansiyonları kaldırılıyor. Piyasayı düzenleyen tarımsal KİT’ler özelleştiriliyor. Bunun sonucunda ülkemizde her 50 saniyede bir çiftçi iflas eder duruma geliyor.
2000 yılı İlerleme Raporunu önceki raporlardan ayıran özelliğin, tarım başlığını ayrı, kırsal kalkınma başlığını ayrı başlıklar altında incelemeye alması olduğunu belirtelim.
Türkiye, 1998, 1999 ve 2000 İlerleme Raporlarının ardından 8. Beş Yıllık Kalkınma Planını hazırlar.
8. Beş Yıllık Kalkınma Planı
8. Beş Yıllık Kalkınma Planı (BYKP) 2001–2005 dönemini kapsıyor. 8. BYKP, AB ilişkilerine geniş yer vermiş. Söz konusu Planda, küreselleşen dünyada bölgesel bütünleşme hareketlerinin önemine vurgu yapılmış.(ı) 8. BYKP döneminde Katılım Ortaklığı ve Ulusal Program hazırlıkları için önemli çabalara girişilmiştir.
2001 Yılı İlerleme Raporu
2001 Tarihli İlerleme Raporu’nda; kırsal alana ilişkin son İlerleme Raporu’ndan bu yana mevzuatta bir ilerleme olmadığı ancak Türkiye’nin tarım politikası reformu alanında bir dizi tedbirler aldığı yer alıyor. Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı çerçevesinde tarımsal politikalara yön verileceğinden söz ediyor.
Ayrıca, önceki İlerleme Raporlarında “kırsal kalkınma” olarak kullanılan başlık, bu İlerleme Raporunda “kırsal kalkınma ve ormancılık” olarak yer değiştiriyor.
8 Mart 2001’de kabul edilen Katılım Ortaklığı Belgesi’yle bağlantılı olarak Türkiye Ulusal Programı hazırlanarak AB’ye sunulmuştur.
Ulusal Program
Tarımsal açıdan kısa ve uzun vadede yapılması taahhüt edilen konular şunlardır:(2)
Kısa Vadede;
• Tarımsal reformlara devam edilmesi,
• Arazi kayıt sistemi, hayvan kimlik sistemi, bitki pasaport sisteminin geliştirilmesi,
• Tarımsal pazarların izlenmesi,
• Çevresel, yapısal ve kırsal kalkınma tedbirlerinin uygulanması, idari yapıların geliştirilmesi,
• Hayvan bitki sağlığı için AB mevzuatıyla uyum için strateji belirlenmesi,
• Laboratuar testleri ve denetim düzenlemelerinin kapasitelerinin iyileştirilmesi,
• Balıkçılık pazarlarını ve yapısal gelişmeleri izlemek amacıyla idari yapının kurulması, balıkçılık filosu kaydının yerine getirilmesi.
Yukarıda görüldüğü gibi, Ulusal Programın Kısa Vade başlığı altında AB’nin istediği, IMF’nin ülkemizde uygulattırdığı ve tarımımızda tahribata neden olan reformun sürdürüleceği anlaşılıyor.
Orta Vadede;
• Tarımsal reformların en kısa zaman dilimi içerisinde tamamlanması,
• Tarımsal ve kırsal kalkınmada AB müktesebatına uyum hazırlıklarının tamamlanması,
• AB’nin sağlığa uygunluk ve halk sağlığı standartlarına uyum sağlamak için;
Gıda işletme tesislerinin modernizasyonu,
Test ve teşhis imkânlarının daha da arttırılması…
Hükümetler ve ilgili bakanlıklar öngörüldüğü gibi panel, seminer ve toplantılar düzenlenmişler, bu toplantılarda bazı tarım kuruluşları ve örgütlerinin görüşlerini de almışlardır. Ancak, katılımcı tarım kuruluşlarının ve örgütlerinin görüşleri sadece dinlenmiş, asla dikkate alınmamıştır.
Türkiye’nin 2001 yılında hazırladığı Ulusal Programın ardından AB, 2002 Yılı İlerleme Raporu’nu yayınlamıştır.
2002 Yılı İlerleme Raporu
2002 Yılı İlerleme Raporu’nda; Hükümetimizin 2000 yılında başlattığı tarım reformunu devam ettirdiği, ama mevzuat uyumundaki ilerlemenin sınırlı kaldığı belirtilmiştir. Kırsal kalkınma konusundaki öneri bölümü adeta bir uyarı gibidir:
• Türkiye’nin AB mevzuatıyla ilgili değerlendirmesini tamamlanması,
• Tarımsal ve kırsal sektörlerin yeniden yapılandırılması,
• Kalkınmayı destekleyecek uygun idari yapılarla birlikte kapsamlı planlara devamının teşvik edilmesi istenmiştir.
Kuramsal Reformla ilgili olarak da;
• Tarım, ormancılık ve kırsal kalkınma ile ilgili kurumların sayısı ve bunların organizasyonundaki karmaşıklığı,
• Teşkilatlarda sorumlulukların dağıldığı, belirginsizleştiği ve hantallığının giderilmesi konusunda uyarılmıştır.
Kurumlar arası görev ve koordinasyonun belirgin olmadığı, hantal olduğu bilinen bir gerçekliktir. Bu gerçekliğin AB tarafından da altı çizilmiştir.
Tarımsal ve kırsal sektörlerin yeniden yapılandırılması gerektiği doğrudur. Ancak yapılandırmanın Türkiye tarımının gerçekliğini gözönünde bulundurarak yapılması gerekir, ne yazık ki öyle yapılmamıştır.
2003 Yılı İlerleme Raporu
2003 Yılı İlerleme Raporu’nda; Türk Hükümetinin 2000 yılında kabul ettiği tarım politikaları değerlendirilmiş, tamamlayıcı tedbirler olarak da tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin yeniden yapılandırılması ile tarımsal KİT’lerin özelleştirilmesi isteği yenilenmiştir.
Raporda yer alan desteklerin azaltılması, teke indirgenmesi ve sübvansiyonlarının kaldırılması istemleri çiftçileri güçsüzleştirecek istemlerdi; hükümetler ne yazık ki bu istemlere uymuştur.
2003 İlerleme Raporu ile birlikte Türkiye’nin kaydettiği ilerlemeler ve oluşan yeni gereklilikler doğrultusunda Katılım Ortaklığı Belgesi 19 Mayıs 2003 tarihinde kabul edilmiştir.
2003 Katılım Ortaklığı Belgesi
2003 Katılım Ortaklığı Belgesinde hedefler kısa ve orta vadeli hedefler olarak iki bölüm halinde düzenlenmiştir.(3)
Katılım Ortaklığı Belgesi’nin içeriğine bakıldığında Türkiye tarımını serbest piyasaya açan, onunla buluşturup bütünleştiren ve kendine has hiçbir direnç noktası bırakmayan bir belge olduğu görülecektir. Türkiye Katılım Ortaklığı Belgesindeki uyarı ve hedefler doğrultusunda 2003 yılı Ulusal Programı’nı hazırlamıştır.
AB Üyelik Yolunda Türkiye Kırsal Kalkınma Politikası Raporu
2003 yılında Türkiye ile AB arasında kırsal ilişkileri şekillendiren “Avrupa Birliği Üyelik Yolunda Türkiye Kırsal Kalkınma Politikası Raporu” yayınlanır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Kırsal Kalkınma grubu tarafından hazırlan Rapor, 2001 yılında hazırlanan Ulusal Programın kırsal kalkınma ile ilgili kısa vadede yapılması taahhüt edilen konuları temel almıştır. Söz konusu rapor, AB’nin kırsal alana ilişkin mevcut durum ve politikalarını ayrıntılı ele alan, geleceğe yönelik çeşitli kestirimler içeren önemli bir belgedir.
2004 İlerleme Raporu
2004 İlerleme Raporu’nda Tarım alanında birçok uygulanabilir kuralların bulunduğu, bu kuralların kamu tarafından etkin bir biçimde hayata geçirilmesi gerektiği söyleniyor. OTP’nin işleyebilmesi için bu kuralların temel olduğu belirtiliyor.
Raporda, Türkiye’de 2004 sonuna kadar “Tarım Çerçeve Kanunu” çıkarılacağı öngörülüyor ve bu kanuna dayalı olarak ikincil mevzuatın temelini oluşturmak için 2004 yılı Aralık ayında “Tarım Stratejisi -2006–2010” hazırlanıyor.
Strateji; kaynakların etkin kullanımını, ekonomik, sosyal, çevresel ve uluslararası gelişmeleri de kapsayan boyutuyla birlikte geniş olarak ele almıştır. Ancak bugüne kadar dişe dokunur gelişme sağlanabilmiş değildir.
Zaten, Tarım Strateji Belgesinin temel stratejik hedeflerine bakıldığında, şirketler çıkarına dünya ticaretinin anayasasını belirlemeye/hazırlamaya çalışan DTÖ’nün istekleri doğrultusunda hedefler içerdiği görülür. Belge küresel kapitalizme entegre olmuş, tarımda serbest piyasayı benimsemiş bir AB OTP’sine uymaya koşulludur.
Üretici Birlikleri Yasası çıkarılması önerilmiş ve çıkarılmıştır. Söz konusu yasayla çiftçileri birlik yapmanın değil, ayrıksılaştırmanın kanunu yazılmıştır.
2005 Yılı İlerleme Raporu
İlerleme raporlarının sekizincisi 2005 yılı İlerleme Raporu’dur. Bilindiği gibi önceki raporlarda “Tarım” ana başlık alt başlıkta ise “kırsal kalkınma” veya “kırsal kalkınma ve ormancılık” deniyordu. Bu raporda ana başlık olarak “Tarım ve Kırsal Kalkınma” kullanılmasının tercih edildiğini görüyoruz. Bu, elbette ki AB’nin kırsal kalkınmayı tüm üretim süreçlerinden bağımsız algılama yaklaşımıyla birebir ilgili bir durumdur.
Bu ilerleme raporunda bir önceki ilerleme raporundan bu yana geçen sürede tarım ve kırsal kalkınma alanındaki uyumlaştırma konusundaki ilerlemenin sınırlı olduğu belirtiliyor. Tarım Çerçeve Yasasına temel oluşturan “Türkiye Tarım Stratejisi’nin kabul edilmesinden olumlu bir gelişme olarak söz ediliyor. Ancak, sürdürülebilir ve rekabetçi bir tarımsal gıda sektörü yaratılması taahhüdü, gıda güvenliği standartlarının geliştirilmesi, çeşitlendirmenin teşvik edilmesi ve tarımsal çerçeve planlarındaki gelişmelerin geri olduğu belirtiliyor.
Raporda, organik tarım da ele alınıyor. Organik Tarım Yasasının 2004 Aralığında meclisten çıkarılması olumlanıyor.
Organik Tarım Yasası’nın sertifikalandırma işlemlerini şirketler eliyle yürütmeye yasal güvence getirdiği ve kamunun sertifikalandırmada devre dışı bırakıldığının yanlışlığından hiç söz edilmiyor. Yasa genel olarak olumlanıyor.
Yasada, kimyasala dayalı endüstriyel tarımın neden olduğu sağlık sorunlarının yarattığı paniği ranta dönüştürmeye çalışan şirketlere karşı izlenebilecek merkezi bir politikaya da yer verilmemiş.
Organik tarımın esasında sürdürülebilir köylü tarımı demek olduğu unutuluyor. Ayrıca bu tarım tarzının sürdürülebilmesi için, yani çiftçilik mesleğinin yürütülmesi için hiçbir politik, ekonomik ve sosyal öngörü yasada yok.
3 Ekim 2005 tarihinde müzakerelere başlanması kararı alınır. Türkiye- AB ilişkilerinde hızlı bir çalışma başlar. 35 başlık altında tarama işlemleri sürerken, AB müktesebatına ve sektörel politikalarına uyum için bir dizi yasal ve planlamaya dair çalışmalara devam edilir.
2006 yılında tarımsal ve kırsal kalkınma konularında çok sayıda yasa, tüzük ve yönetmelik çıkarılır. Bunların en önemlileri arasında “Kırsal Kalkınma Strateji Belgesi” ile “Tarım Kanunu” nu sayabiliriz.
2006 Yılı Katılım Ortaklığı Belgesi 26 Ocak 2006 tarihinde kabul edilir. Belgede Türkiye’nin üyelik için yaptığı hazırlıklardaki öncelikli alanlara ağırlık verilmiştir.
2006 yılının başlarında, 25.01.2006 tarih ve 5449 Sayılı “Kalkınma Ajanslarının Kuruluşu, Koordinasyonu ve Görevleri Hakkında Kanun” çıkarılır.
Kanunda sözü edilen, “kamu kesimi, özel kesim ve sivil toplum kuruluşları arasında işbirliğini geliştirmek” diye ifade edilen adına yönetişim de denilen bu yeni olgu; küresel kapitalizmin kendini şirin gösterme ve sömürüsünü sorunsuz devam ettirmenin diğer adı/diğer yüzüdür, diyebiliriz.
Kalkınma Ajanslarının içeriğine ve işlevine bakıldığında AB OTP’nin içselleştirilmesi, diğer deyişle Türkiye tarımını AB OTP’ine uyarlamada koordinasyon görevi verilmiş gibi gözükmektedir.
Kalkınma ajanslarının yanında DPT, “Türkiye Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi Belgesi” hazırlar. Belge, 04.02.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanır.
Türkiye Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi Belgesi
Türkiye Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi Belgesi’nin, kırsal kalkınma faaliyetlerine bütünlüklü bir çerçeve oluşturma hedefi gözettiği, Ulusal Kırsal Kalkınma Planı’na esas teşkil etmesi amacıyla hazırlandığı ifade ediliyor. Ayrıca belgede, ulusal ve uluslararası kaynaklarla finanse edilecek kırsal kalkınma program ve projelerin hazırlanması, uygulanması gibi amaçları olduğu da belirtiliyor.
Strateji Belgesinde güçlü ve zayıf yanlar, başka bir deyişle fırsat ve tehditler ortaya konulmuştur. Strateji Belgesi’ndeki zayıf yönler;(4)
• Kırsal istihdamın ve gelir kaynaklarının tarımsal faaliyetlere dayanması,
• Tarım sektöründe gizli işsizlik ve tarımda kayıt dışılığın yaygınlığı,
• Tarımda süregelen yapısal sorunlar,
• Başta orman köylüleri olmak üzere kırsal yerleşimlerde yoksulluğun yaygınlığı,
• Eğitim, sağlık ve sosyal güvenliğin ekinleştirmeye muhtaç olması,
• Kırsaldaki yerleşim birimlerin sayılarının fazlalığı, plansız, dağınık ve küçük olması,
• Kırsaldaki alt yapı yetersizliği, var olan alt yapının iyileştirmeye ihtiyaç duyması,
• Doğal kaynakların (toprak, su, çayır ve mera v.s) koruma/kullanma dengesine ilişkin sorunların varlığı,
• Toprak kalitesinin düşüklüğü, arazilerin engebeli oluşu, bu nedenle erozyonun fazlalığı, toprakların kabiliyetlerine göre değerlendirilmemeleri,
• Kırsal alana hizmet götüren kuruluşlar arasında koordinasyon karmaşasının varlığı,
• Eğitim ve yayım hizmetlerinde yetersizlik,
• Verim düşüklüğü,
• Sermaye ve mali kaynak yetersizliği,
• İşletme yapısının parçalılığı.
Strateji Belgesinde sözü edilen zayıflıklar, özetle bunlar…
Strateji Belgesinde, Türkiye’nin uzun vadeli gelişme perspektiflerine paralel kırsal alandaki temel amacı şöyle belirtiliyor: “Yerel potansiyel ve kaynakların değerlendirilmesi, doğal ve kültürel varlıkların korunmasını esas alarak, kırsal toplumun iş ve yaşam koşullarının kentsel alanlarla uyumlu olarak yöresinde geliştirilmesi ve sürdürülebilir kılınması” deniliyor. Bu temel amaca göre Ulusal Strateji Belgesinin temel ilkeleri şöyle belirleniyor:
• Mekânsal duyarlılık,
• İşbirliği ve katılımcılık,
• Sürdürülebilirlilik,
• Sosyal düzenleme içerme,
• Politika ve düzenlemelerde tutarlılık ve etkin izleme,
• Kaynakların kullanımında etkinlik ilkesidir.
Strateji Belgesi’ndeki öngörülen temel ilkeler ile IMF, DB ve AB OTP’sinin Türkiye tarımı için bugüne kadar öngördükleri aynı değil. Strateji Belgesinin çıkmasının üzerinden bir yıl geçmesine karşın işleyişte Belgede öngörülen hassasiyetler gözetilmemiş, o doğrultuda bir ilerleme kaydedilmemiştir.
Sonuç olarak şöyle özetleyebiliriz. AB OTP ile Türkiye hükümetlerinin uyum için yaptıkları çalışmalar, çiftçilerin katılımcılığına kapalı. Çiftçilerin adlarına kararlar alınıyor; ancak çiftçilerin kararlar aşamasında sözlerini söyleyebilecekleri mekanizmalar oluşturulmamış. Türkiye, kırsal kesiminde altyapı sorunları ve yapısal sorunlar yokmuşçasına AB OTP’si ile uyumlaştırmaya çalışılıyor. İlerleme raporlarının öngörüsü doğrultusunda hazırlanan Ulusal Programlar Türkiye gerçekliğine uygun olarak hazırlanmamış, Türkiye tarım kesiminin gerçekliğiyle örtüşmüyor. Bütün bu gayretlerin sadece AB OTP’sinin Türkiye’de içselleştirilmesi için sarfedildiğini söylemek abartılı olmaz. En nihayetinde, AB OTP ve IMF konsorsiyumunun, gıda ve tarım sektörünü küresel kapitalizme katma çalışmalarının Türkiye ayağını tasarlamaya çalıştıklarını, gıda ve tarım sektörünü bu tasarıma göre uyarlamak için iş başında olduklarını söyleyebiliriz.
***********************
1.DPT 2000, 8. Beşyıllık Kalkınma Planı 2001–2005 DPT Yayını Ankara
2.24 Mart 2001 tarih ve 24352 Mükerrer Sayılı Resmi Gazete
3.Bakırcı, M; Türkiye’de kırsal Kalkınma, Kavramlar, Politikalar, Uygulamalar, s, 244’den derlenmiştir. Nobel Yayın Dağıtım, Şubat 2007, Ankara
4.DPT 2006 “Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi” http://ekutup.dpt.gov.tr.
*Bu yazı Kırsal Kalkınma El Kitabı. Aylin Örnek. Heinrich Böll Stilfung Derneği. Eylül 2007 alınmıştır.




