Hakkımızda
Yaşamın temel kaynağı olan gıda hepimizin temel ihtiyacıdır. Sağlıklı ve güvenilir gıdalara ulaşmak en temel hakkımızdır.
Ne yazık ki, dünya gıda zinciri giderek daha az sayıda ulusaşırı dev tarım şirketlerinin kontrolüne giriyor.
Bu şirketler milyonlarca küçük çiftçinin/köylünün üretmesine engel olurken milyonlarca insanın gıda hakkını elinden alıyor.
Tarımsal üretimin girdilerini ve tarımsal ürünleri pazarlayan dev tarım şirketleri İMF, Dünya Bankası ve DTÖ gibi uluslar arası örgütler aracılığıyla ulusal hükümetlere telkinde bulunarak onların tarımsal yapılarının dağıtılmasını sağlıyorlar. Tarımı şirketleştirerek kendi denetimlerini güçlendiriyorlar.
Türkiye tarımı dünya tarımının yaşadığı bu değişimden etkileniyor ve değişiyor, değiştiriliyor.
Değişimden en büyük acıyı köylüler ve çiftçiler çekiyor. Onlar şirketlere sözleşmeli üretim yapan köleler veya üretici olmaktan çıkartılıp şirketlerin patentlediği ürünlerin tüketicisi haline getiriliyor. Küreselleşme ve “serbest ticaret” adı altında yerel pazarlarımız ve ulusal pazarımız çökertiliyor.
AMACIMIZ ;
Tarımda yaşanan/yaşatılan değişimin ve karşı duruşun;
• haberlerini duyurmak,
• bilgilerini vermek,
• tartışmalarını yansıtmaktır.
En önemlisi de, küçük çiftçilerin/köylülerin ve onların ilk defa bağımsız olarak örgütlendikleri sendikalarının vb. örgütlenmelerinin sesi olabilmektir.






Merhaba, biz genel olarak Türkiye’de tarım ve özelinde tütün üreticilerinin ve Türkiye’de tütünün durumu hakkında bir belge-araştırma yapıyoruz. Sizlerle yüzyüze görüşmek için ulaşabileceğimiz bir adresiniz var mıdır?
teşekkürler
alper
bende alpercik gibi tarım işleriyle uğraşıyorum sizinlede görüşmek istiyorum en kısa zamnda
bu arada
do you love mee?????????????
Sosyal devlet alan el degil veren el dir!
Milletinden vergi olarak toplanandan daha fazlasini millete veren devlete “Sosyal Devlet” denir. Sosyal devlet alan el degil, veren eldir. Sosyal devlette, vatandasa verilecek sosyal yardimlarin basinda Vatandaslik Maasi gelir. Sosyal devlet demek, issizlik konusunu halleden devlet demektir. Bu devlet kalici ve surekli bir buyumeyi saglar. Böyle bir piyasada herkes imkânlardan istifade edebilir.
Gercek sosyal devlet vergi almaz!
Gercek sosyal devlet hayata gectiginde tuketiciden vergi almayan bir devlet anlayisi ortaya cikar. Her gelir grubundan ayni oranda vergi almanin yanlis oldugunu ifade ediyoruz. 100 milyarin altinda geliri olandan vergi alinmaz. Bu tuketici grubuna devletin bir destegidir.
merhaba canlar..
mücadelenizi destekliyoruz tarım işçilerinin ve anadolu çiftçilerinin örgütlü mücadele vermeleri gerektiğine inanıyor ve yürekten kutluyoruz çiftçi sen emekçilerini.
neoliberal emperyalist imf güdümlü tüm politikalrın karşısında omuz omuza mücadeleye.dostçakalın…
HAKLAR VE ÖZGÜRLÜKLER CEPHESİ
Böyle bir siteyi kurmuş olmanızdan dolayı öncelikle sizi
kutlarım.
Ancak daha fazla benimsenmesi ve haberlerin daha rahat ulaşması
için özellikle sitenizden haberdar olmak için, sitenizde bir üyelik
kısmının
oluşturulmasını temenni ederim.
Saygılar ve Başarılar…..
Ziraat Mühendisi
Fatoş Yılmaz
6. sınıf öğrencisiyim ve arıların yok olma sebeplerini arştıran bir ödev hazırlıyorum. Umarım sizin sitenizden aldığım bilgilerle daha da iyi bir ödev hazırlamış olurum. Teşekkürler!!!!
Sevgili Eylül, linkteki yazımıza bir göz atabilirsin
http://www.karasaban.net/arilar-yok-oluyor-tarim-uygarliginin-sonu-geliyor/
ARKADAŞ NERDESİNİZ?TRAKYA ÇİFTÇİLERİ BİTTİ..NİYE KÖYLERİ DOLAŞIP MİLLETLE GÖRÜŞMÜYORSUNUZ?
Degerli Dostlar,
Çiftçilere değerli katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim, ancak bir konudaki görüşünüze muhalif olarak fikrimi söylemek isterim. Dev şirketlerden yakınmaktasınız fakat aksine bizimde onlarla başaçıkabilmek için şirketleşip, koparatifleşip güçlerimizi birleştirmemiz gereğine değinmediğiniz gibi aksini de savunmuşsunuz.
Ben eskiden çiftçi, bizim değimimizle ailesi rençber olan bir babanın çocuğuyum. Eskiden diyorum çünkü şu an tüm aile bireylerimiz kentlerde yaşam süren insanlardır. Bunada sebep olarak Aile varlığının (toprak, hayvan ve diğer malzemelerin) miras sebebi bölünmesinden sebep gittikçe küçülmesi nedeni yetersiz kalarak tatmin edici olmamasından kaynaklandığını düşünmekteyim.
Geçmiş zamanda çiftçilik insanların sadece karınlarını doyurup diğer ihtiyaçlarını karşılamalarını gerektiren en ideal ve en güvenli uğraş idi. Oysa günümüzde insanların farklı idealleri oluşmakta, sadece karınlarının doyması başlarını sokacak bi yerlerinin bulunması yeterli gelmemekte. Bunada sebep elbetteki iletişimin sınır tanımaması olmaktadır. Bu sebeplerden ötürü çiftçiliği dünya yaşam sıtandartlarının yakalanabileceği bir kazanç kapısı yapmadığımız sürece ve genç nüfusu, idealleri ve hayalleri olan genç nüfusu, çiftçi oğullarını ve kızlarını, karın tokluğunun yanısıra birçok ideallerini ve hayallerini elde edecekleri gelir kapısı olarak çiftçiliği görmedikleri sürece ülkemizde tarıma dayalı dışa bağımlılığın artacağını görmek gerek.
Sizinde gayet açık bi şekilde bahsettiğiniz gibi dev tarım şirketleri ülkelerin politikalarını bile yönlendirebilmekte ise köylünün bu tür tarım şirketleri ile başaçıkmalarını beklemek saçma olur kanısındayım.
Aklın yolu birdir, Güçlü ile başa çıkmanın yolu aynı oranda güclü olmayı gerektirir, buda şirketleşme, koporatifleşme, ve birleşme ile olur. Bugün ülkemizde birçok ülkede olduğu gibi çiftçilik aile şirketlerince yapılsa, Profosyonelce yönetilmeye çalışılsa, miras sebebiyle işletme sermayesi bölünerek küçülüp yokolmak zorunda kalmasa daha güçlü çiftçilerimiz olurdu diye düşünmekteyim.
Örnek verecek olursam Benim Dedemin babasının 1000 ad büyükbaş hayvanı, uçsuzbucaksız çayırları olduğu söylenir, dedemlerin 7 kardeş olduğuna göre adam bası 150 baş hayvan ve ona anca yetecek kadar da çayır pay edildiğini kabul ediyorum. Babamlarda 5 kardeş bu durumda babama düşen payda 30 baş hayvan ve o oranda da çayır. bizimde 5 krdeş olduğumuz gerçeğinide göz önünde bulundurduğumuzda şu an ben köyde olsaydım 6 adet büyük baş hayvanla ve onlara anca yetecek kadar çayırla 2 çocuk okutmaya ve geçindirmeye çalışıyo olacaktım.
Ama zincir bizden evvelki jenerasyonda kırılmış, babam ve diğer 3 kardeşi hayvanları satarak, çayırları para etmediğinden satamayarak şehre göçmüşlerdir. En küçük amcamda onlardon 10 yıl sonra pes ederek istanbula göç etmiştir. Çayırlar Tanrıya emanet, Tanrı ekiyo biçen yok belkide birileri biçiyordur, umarımda biçiyorlar ve hayvanlarına yediriyolardır.
Evvel için ağlamanın sızlanmanın faydası yok, ama gelecek için düşünmek gerek. Bu dünyada ayakta kalmanın tek yolu kendi kendine yetebilmekten geçer buda Tarımdan öte başka yoldan geçmez. Tarımda şirketleşme ve geçimden ziyade kazanç kapısı olarak lanse etmek ve oluşturmak bu amaç ve gaye için devletçe cazip teşvikler oluşturmak gerek.
Ülkemizde ziraat mühendisleri iş bulamıyor, Oysa istihdamda %40 paylarında bir sektörde bu konunun profosyonelleri olan ziraat mühendisleri iş bulamıyor bulsada ne kadar tatminkar olduğu tartışılır, büyük oranda yine kamuda istihdamı sözkonusu. Bu ne kadar mantıklı. Bu durumda ayakta kalmak mümkünmü. Tabiki dev tarım şirketlerinin altında eziliriz.
Nacizane fikirlerimdir.
Saygıyla sunarım.