AÇLIK HER YERDE, ÇÖZÜM GIDA EGEMENLİĞİNDE

Ekin Kurtiç-Abdullah Aysu

La Via Campesina’nın eski ve yeni liderleri Jakarta’da düzenlenen Uluslararası Köylü Hakları Konferansı’nı birer konuşma ile açtı. Her iki lider de konuşmalarında, köylü haklarının yeniden ele geçirilmesi için mücadele çağrısı yaptı. Endonezya Tarım Bakanlığı adına da bir yetkili açılışta konuştu. Tarım Bakanlığı temsilcisinin yaptığı konuşma bizim Tarım Bakanımızın devamlı yaptığı konuşmanın bir benzeriydi. Endonezya Tarım Bakanı adına konuşma yapan yetkiliyi dinlediğimizde, kendi ülkemizde, kendi bakanımızı dinliyormuş hissine kapıldık ve yaşayarak (dinleyerek) başka bir şey daha öğrendik: Tüm az gelişmiş ülkeleri yönetenler aynı. Düşüncede ve davranışta küreselleşmiş, benzer olmuşlar. Bizim bakanımızı Endonezya’ya, Endonezya Bakanı’nı Türkiye’ye getirsek, inanın şirketlere yapacakları hizmette ve çiftçilere yaşatacakları yoksullukta bir değişiklik olmayacak sanki!

Açılışta FAO temsilcisi de vardı. FAO temsilcisi, Birleşmiş Milletler’in bizi (çiftçileri) dinlemeye hazır olduğunu belirtti. Birer konuşma yapan IPC ve Endonezya Ulusal Haklar Komisyonu temsilcileri de köylü haklarının elde edilmesi için herkesten ve her kesimden destek istedi. Via Campesina’ya destek olma sözü verdiler. İşte toplantının açılışında yapılan konuşmalar:


MÜCADELEYİ KÜRESELLEŞTİRELİM, UMUDU KÜRESELLEŞTİRELİM

Henry Saragih (La Via Campesina Genel Sekreteri):

Karmaşık duygular içindeyim doğrusu. Bir yandan köylü hakları çiğnendiği için çok üzgünüm ama bir yandan da mücadele ettiğimiz için çok sevinçliyim. Sumatra ormanlarında olanlar, diğer yerlerde de, And Dağları’nda, Amazonlar’da, Afrika köylerinde ve Avrupa’da da oluyor. Dünya’nın genelinde büyük bir haksızlık yaşanıyor ve buna karşı köylüler olarak beraberce mücadele etmek zorundayız. Gelişmiş ülkeler yani egemenler bizlere, 1996’da, 2015’e kadar dünyadaki açlığı önleyeceklerini söyledi ama bugün dünyada açlık artmaya devam ediyor. Üstelik açların çoğu da köylülerden oluşuyor. İşte tüm bunlar neoliberal politikalar, serbest piyasa ekonomisi ve büyük tarım şirketleri yüzünden gerçekleşiyor. Endonezya’da et ve süt ithalatla sağlanıyor. Şimdi de yiyecekleri yakıt yaptılar. IMF ve Dünya Bankası politikaları gıdayı şirketlerin egemenliğine soktu. Açlık her yerde, çözüm ise gıda egemenliğinde. 1996’da Brezilya’da ölen arkadaşlarımız, hapiste olan yoldaşlar için, hepsi için mücadeleyi sürdürmeliyiz. 1995’te Endonezya’da gerçekleştirilen Asya ve Afrika Konferansı birçok ülkeye ilham verdi. Bağlantısızlar Hareketi, Anti-Kolonyolist Hareket gibi örnekler mevcut. Bu bağımsızlık ruhunu yeniden yaşatmalıyız. Bu ruh hepimizde hâlâ var!

Endonezya Tarım Bakanlığı: Tarım sektörünün açlığı gidermekte, doğal kaynakları korumakta önemi büyük. Ama şu anda tarımda sorunlar var: Tarımın küçük çapta kalması, teknolojisinin kolay ilerleyememesi, bilgilerin her çiftçiye ulaşamaması, çiftçilerin piyasalardan haberdar olamaması, yerel otonomilerin ulusal politikaların uygulanmasını zorlaştırması gibi… Hükümetler çiftçilerin adil gelire ulaşmasını sağlamalı. Halkların gıda egemeliği, gıda güvenliği için çok önemli. Bunların hepsi köylü haklarıyla doğrudan ilişkili. Hükümetle köylü haklarını savunan hareketler arasında iletişim kurulmalı.

FAO Bölgesel Ofis: Araştırma kaynaklarının sadece yüzde 4’ü tarıma gidiyor. Köylü mücadelesinde özellikle küçük çaplı aile tarımı yapan çiftçiler, yerli halklar ve kadınlar yer almalı. Kofi Annan da, varolan problem için acil cevap gerektiğini söyledi. Gıda krizi için acil çözüm gerekli. BM sözcüsü de meselemizi dinlemeye açık.

Endonezya Ulusal İnsan Hakları Komisyonu: Via Campesina’nın öncülüğünde düzenlenen bu konferans çok önemli. Bana göre konferansın önemini şöyle özetleyebilirim:

1) Küresel ekonomik politikalar bugünlerde köylülere karşı çok acımasız.

2) Ulusal politikalar da köylülerin yanında değil. Kendi tohumunu eken çiftçiler tutuklanıyor örneğin. Bunlar çok üzücü.

3) Ekonomik ve Sosyal Haklar Konvansiyonu gibi konvansiyonlar olsa da bunlar köylü haklarını korumak için tam olarak yeterli değil.

O halde köylü haklarını korumak için neler yapmalıyız? Bu kolay değil, uzun bir süreç gerekli, uzun bir pazarlık süreci. Bu süreçte yerel halkların katılımını sağlamak ve artırmak için daha önce olmayan yeni, denenmemiş bir araç bulunmalı. Her ülkenin kendi ulusal çıkarı var. Bu çıkarlar köylülerin çıkarlarıyla uyuşmayabilir. Bu yüzden süreç uzun olacak. İkinci Dünya Savaşı’ndan önce köylülerin hakları korunmuyordu. Ama artık bu süreç başladı ve biz, Ulusal İnsan Hakları Komisyonu olarak yanınızdayız.

DÜNYAYI BESLEYENLER BİZİZ

Antonio Onoroti (IPC): Bugün köylü hakları ihlalleriyle karşı karşıyayız. Örneğin İtalya’da 1600 tarım arazisi yok edilecek. Köylü hakları ise sadece bir hak değil aynı zamanda zorunluluktur. Hem hükümetlerin hem de sivil toplumun zorunluluğu. Bu noktada demokrasi çok önemli. Bütün sivil toplum kuruluşları demokratik değil. Hükümetler ve sivil toplum arasında tarafsız olan kuruluşlar, örgütler var. Bunlar bize uzlaşma ve pazarlık sürecinde ve alanında fırsat yaratıyor. Sosyal hareketler ise bu gerekli dönüşümün gerçekleşmesi için çok önemli. Özellikle son 10 yıldır köylüler dünya çapında mücadele veriyor. Bu mücadelenin hukuksal alana taşınması da çok önemli. Bu konuda birçok uluslarası konferans düzenlendi. FAO 2007 Hayvan Türleri Çeşitliliği Konferansı gibi. Bu konferansta hazırlanan taslak ise daha sonra reddedildi. Bir diğer konferans ise 2008 Bangkok Konferansı. Bu gibi gözden kaçırdığımız konferanslar var. Bu konferanslar ile örgütlenebiliriz. Örgütlerarası yardımlaşmalar, destekler bulabiliriz. Hiçbir şey biz olmadan karar verilemez, çünkü dünyayı besleyenler bizleriz!

KAVGAMIZA DEVAM EDİYORUZ

Rafael Alegria (La Via Campesina eski Genel Sekreteri):

Bugün dünyada gıda krizi, yüksek fiyat krizi, çevre krizi ve küresel ısınma krizi yaşanıyor. Konferansı, Endonezyalı köylüler ve dünya köylüleri olarak bunları analiz etmek, karşı durmak ve engellemek için düzenledik. FAO, 1996 konferansında Roma’da gıda güvenliğini konuştu. 850 milyon insan açlık ve yetersiz besin sorunu çekiyordu. O zamandan beri kriz vardı. Hükümetler durumu düzelteceklerine ve 2015’e kadar açlığı yüzde 50 azaltacaklarına söz verdi ama hükümetler olarak kendilerini bu söze değil, açlığı artırmaya adadı. Via Campesina, neoliberal politikaları sürdürmenin ve doğal kaynakları şirketlerin eline vermenin durumu kötüleştireceğini, o zaman söyledi. 12 yıl sonra bugün gıdada büyük felaketler var. Büyük şirketler gıdayı kontrolleri altına almış vaziyette. Köylüler, yerli halklar, kadınlar, gençler dışlanmış durumda. Hiç söz hakları yok, ne gıda üzerinde, ne toprak üzerinde ne de tohum üzerinde! Ama yine de tüm dünyada hareketleniyoruz. Kavgamıza devam ediyoruz. Latin Amerika sadece bir örnek. Bugün halklar tarım reformu için baskı yapıyor. Kavgamız evrensel, kavgamız global! FIAN global toprak reformu için kampanya ve konferans düzenledi. Sri Lanka/Asya’da konferansımız olacak. Yol alıyoruz. Tarım reformuna yol alıyoruz. Dünya Bankası’na karşı yol alıyoruz. Mücadeleyi küreselleştirelim, umudu küreselleştirelim!

Konferansın ikinci gününde (22 Haziran 2008) Köylü Hakları Deklarasyonu’nun ulusal ve uluslararası tanınması konusunda deklarasyon taslağı üzerinden görüşler paylaşıldı. La Via Campesina liderleri Paul ve Henry’nin Köylü Hakları Deklarasyonu’nun içeriğine yönelik sunumlarının ardından BM’nin ve diğer bazı kurumların temsilcileri görüş ve önerilerini sundu.

5 Yıllık Köylü Hakları Deklarasyonu: Ulusal ve Uluslarası Tanınmaya Doğru

Köylü hakları hem köylüleri hem de yaşamı ilgilendiriyor. Gıda kriziyle birlikte fiyatlar artıyor. Gıda üretimi artsa da bir yandan da açlık artıyor. Bugünkü durumun kökleri 20 yıl öncesine dayanıyor. Bu durum DTÖ ve Dünya Bankası tarafından yaratıldı. Köylüler yoksulluğa ve şiddete maruz kalıyor. Şirketlerin payları yüzde 61 artarken, köylülerin payları azalıyor.

Endonezya’da olduğu gibi birçok ülkenin bağımsızlığını kazanmasında köylülerin payı büyüktü. Şu anda ise köylüler, tohumlarını şirketlerden alıyor ve biyo-teknoloji kullanmak zorunda bırakılıyor. Küçük aile tarımı yapan köylüler büyük şirketler tarafından bitiriliyor.

KİT’ler özelleştirildi, tarım ticareti liberalleştirildi. Çiftçiler bu politikalar ile baskı altında. Bugünkü Endonezya hükümeti ve politikaları ulusal olarak oluşturulmuyor. Bütün bunlar çok daha geniş bir planın parçası. Finansal durum çok kolay ve çabuk değişiyor.

Bir düğmeye basılmasıyla kriz ortaya çıkabiliyor ve bu, işçileri, köylüleri derinden etkiliyor. Satılan pirincin yüzde 65’i şirketler tarafından alınıyor, fiyatını da şirketler belirliyor.

Endonezya’da Köylü Hakları Deklarasyonu, köylü inisiyatifiyle başlatıldı. Bu bir yaşam hakkıdır. Köylü hakları sadece tarım hakkı değildir. Aynı zamanda teknolojiye erişim hakkıdır. Adil fiyatla satış hakkıdır. Biyo çeşitlilik hakkıdır. Örgütlenme hakkıdır. Doğayı koruma hakkıdır. Hükümetlerin görevi ise insanları eğitmek, yaşamı korumaktır. Biz bunun için uğraş vermeliyiz.

DÜNYANIN ÖNDE GELEN ÇİFTÇİ LİDERLERİ KÖYLÜ HAKLARI İÇİN KONUŞTU HENRY SARAGIH:

Köylü hakları toprak hakkıdır, tohum hakkıdır

Henry Saragih, La Via Campesina Genel Koordinatörü ve Endonezya Çiftçi Sendikası Başkanlığını sürdürüyor.

»Uluslararası Köylü Hakları Konferansı’ndasınız. Size göre köylülerin hakları neler?

Köylü hakları toprak hakkıdır. Çünkü topraksız köylü tarım yapamaz. Tohum hakkıdır, tarım için daha iyi metotlara sahip olma hakkıdır ve ifade özgürlüğüyle köylü çıkarları için örgütlenebilme hakkıdır. Köylü hakları ayrıca ürünümüzü koruma ve dağıtabilme hakkıdır.

»Sizce köylülerin haklarının uygulanmasının önündeki engeller neler?

Neoliberal dünya düzeniyle beraber, ulusal hükümetlerin kendi insanlarını, vatandaşlarını koruma hakları kalmadı, çünkü hükümetler kendi uluslarını koruyamaz hale geldi. Hükümetlerin görevi insanların yaşam gereksinimlerini yerine getirmektir ama günümüzdeki düzende şirketler yaşamı korumak ve gerekeni sağlamak için hizmet vermiyor. Bu konuya daha derin bağlamda bakacak olursak yurttaşla devlet arasındaki ilişkiyi incelemeli ve yeni ilişkiler kurmalıyız. Devletin var oluş temellerini yeniden kurmalıyız, çünkü neo-liberalizmle beraber bu değişti. Köylüler de dahil olmak üzere insanların geçim kontrolü şirketlerin eline geçti. Köylü haklarına dayanan yeni algılayış, hükümet ve devlete yeniden bakmalıdır.

»Dünyadaki gıda kriziyle köylü haklarının ilgisi var mı? Varsa nasıl?

Bugünkü gıda krizine baktığımızda, hükümetlerin gıda sisteminin organizasyon, kontrol ve işletilmesini şirketlerin eline bıraktığını görüyoruz. Hükümetler artık arz ve talebi de kontrol edemiyor. Orman kanunu diye resmedebileceğimiz bu sistemde spekülasyonlar etkili oluyor ve güçlü olan kazanıyor. Böylece kazananlar küçük çiftçilere karşı büyük şirketler oluyor.

»Çözüm için öngördükleriniz neler?

Çözüm için iki yol var: Birincisi, yeni ilişkiler kurmak için sistemi değiştirmeye yönelik nasıl hareket edeceğimizi ve baskı mekanizması oluşturabileceğimizi düşünmek. İnsanların devletle ilişkilerini yeniden kurmalıyız. Hükümetler görevlerini yerine getirmeli. Kaynakları, sosyal hizmetleri sağlamak, korumak ve işletmek için devletlere daha fazla sorumluluk verilmeli. İkincisi ise, aile bazlı küçük çiftçi tarımcılığını hayata geçirebilecek küçük işletmelerin organizasyon ve kooperatiflerini güçlendirmek, günlük geçim kaynakları üzerinde daha etkili olabilmelerini sağlamaktır.

»Türkiye’deki köylülere bir mesajınız var mı?

Halkların hareketini geliştirmek ve devam ettirmek çok önemli. Ulusal ruha ve ulusal karaktere sahip çıkılmalı. Diğer yandan da evrensel mücadelede dayanışmaya önem verilmeli. Yerel kimliğimizi korurken evrensel hareketlerle birlik içinde olmak bu mücadelede çok önemlidir.

Abdullah Aysu 26 Ağu 2008 10:06 Makale Arşivi Henüz yorum yapılmamış Geribesleme URI Yorum imleri RSS

Bir yorumda bulunun

*
Amaç dışı kullanımı önlemek için resimde yazılı olan yazıyı soldaki kutuya tekrar yazınız. yazılı sözcüğü görmüyorsanız dinlemek için tıklayınız.
Click to hear an audio file of the anti-spam word