AKP HÜKÜMETİNİN 1 YILI VE TARIM

Yazan 18 Kas, 2003 tarihinde dosyalanan yer Abdullah Aysu. Bu yazıya olan tüm cevapları burdan izleyebilirsiniz. RSS 2.0. Geri beslemeleri buradan izleyebilirsiniz

Abdullah Aysu

Bilindiği üzere 3 Kasımda seçimler yapıldı. Seçimin galibi olarak Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) çıktı, tek başına hükümeti kurdu.

AKP, seçim öncesi meydanlarda, sonrasında Acil Eylem Planı’nda ve Hükümet Programı’nda çiftçilerin durumunun iyi olmadığını bildiğini, bunları düzelteceğini, bunun için de çok sözler verdi.

AKP Hükümetinin 1 yılı doldu. Tarıma ve tarımcılara yönelik ne sözler verdi, neler yaptı onlara bir bakalım:

“Devletin fiyatlara müdahalesi yerine, fiyatların serbest piyasada oluşması esas alınarak, üretim piyasa koşullarındaki talebe göre yönlenmesi sağlanacaktır”

Tarım Bakanı Sami Güçlü, 2003 yılı buğday alım fiyatlarını 310-325 bin lira olarak açıkladı, Çiftçiler açıklanan fiyata tepki gösterdi. Bakan da, çiftçilere “gözünüzü toprak doyurur” dedi. Bakan Güçlü, buğday fiyatlarını açıkladığında Adana’da tüccar çiftçinin buğdayını 345 bin liradan satın alıyordu. 2002 yılında da Türkiye yabancı ülkelerden 1.5 milyon ton buğday ithal etmişti, kilosuna da 375 bin lira ödediği basında yer almıştı. Yani yabancı çiftçilerin üstelik hastalıklı (fuseryumlu) buğdayına 2002 yılında 375 bin lira verilmiş, kendi çiftçilerimizin buğdayına da 310-325 bin lira fiyat reva görülüyordu. Oysaki, destekleme alım fiyatları, üretici ve tüketiciyi tüccara ve sanayiciye karşı koruma amacıyla uygulanan bir politikadır.

Fiyatlar serbest piyasada oluşacak diye parti programına yazan Tayip Erdoğan, seçim öncesi Karadeniz gezilerinde ise tersini yapıyordu. Fındığınızı satmayın. Biz geleceğiz eski hükümetin 1 milyon 615 bin lira olarak açıkladığı fiyatları 2 milyon liraya çıkaracağız diyerek oy avcılığı yapmaya başlamıştı. Kendisi hükümet olduğunda ise bu kez ihracatçıların lehine, fındık üreticilerinin aleyhine 2003 yılı fiyatlarının 2 milyon lira brüt fiyat olması için FİSKOBİRLİK’e baskı uyguladı.

Kısacası, AKP’nin uyguladığı destekleme alım fiyatı politikası ile üreticiler bu bir yıllık süreçte yabancı çiftçilere ve tüccarlara feda edildi.

“Ürün borsalarını, gelişmesi desteklenecek, bu borsalarda vadeli işlemlerin başlatılması için gerekli önlemler alınacaktır.” Bu konuda hiçbir çalışma yapılmadı

“Tarımda devlet desteği, her bölge ve her ürün için ayrı ayrı projeler kapsamında ele alınacak, programlar uygulanırken ülkenizin gerçekleri göz önünde tutulacaktır. Mülkiyete dayalı olarak uygulanan doğrudan gelir desteği sistemindeki aksaklıklar giderilecek, dar gelirli çiftçileri hedefleyen bir yapı oluşturulacaktır”

Bilindiği gibi, çiftçilere uygulanan tüm destekler IMF’in dayatması ile kaldırılmış onun yerine doğrudan gelir desteği veriliyordu. Doğrudan gelir desteğinde herhangi bir değişikliğe gidilmeden eskisi gibi sürdürüldü. 2003 yılında doğrudan gelir desteği için bütçeye 500 trilyon ödenek konuldu. Sonra bu ödenek tasarruf genelgesi kapsamında çıkarıldı. Dünya Bankası baskısıyla tekrar bütçeye konuldu. 2003 yılı doğrudan gelir desteği kapsamında çiftçilere ödenmesi gereken 3 katrilyon liradan hiçbir ödeme henüz yapılmış değil. Oysa doğrudan gelir desteği parası ekim öncesi verilirse üretime yönlenmiş olur. Üretimde devamlılık sağlar.

“Arz açığı olan bitkiler pamuk, zeytin, buğday, mısır gibi ürünlere doğrudan gelir desteği ve pirim sistemi uygulanacaktır.

57. Ecevit Hükümetinin 2002 ürünü pamuk, ayçiçeği, zeytinyağı, kanola ve soya için bütçeye koyduğu 260 trilyon liralık pirim ödemesini AKP henüz tamamlayamadı. 2003 yılında bırakın pirim ödemeyi, AKP, daha hangi ürüne ve ne oranda pirim uygulayacağını belirleyebilmiş değil.

“Çiftçilerimizin istikrarlı ve yüksek gelir elde etmesini sağlamak amacıyla gübre, mazot, tohumluk ve tarım ilaçları gibi üretim maliyetlerini azaltıcı ve teknolojik gelişimi hızlandırıcı tedbirler uygulamaya konulacaktır”

Bütün bu sayılan üretim girdileri içerisinde bir tek mazota destek sağlandı. Mazot desteği hem yetersizdi, hem de yanlış dağıtıldı. Destek üretenlere değil tapu sahiplerine verildi. Mazot desteği için ayrılan 670 trilyonluk bir kaynağın yarısı kullanıldı, kalan yarısı yıl sonuna kadar dağıtılacağı söylendi. Henüz ses seda yok. Gübre, tohumluk ve tarımsal ilaç desteği yapılmadı. Üretici zorda. Çünkü, bu üretim girdilerinin fiyatları açıklanan ürün fiyatlarından çok daha yüksek seyretti.

“Tarımsal faaliyet gösteren KİT’ler gerekli önlemler alındıktan sonra özelleştirilecek. TMO stratejik stok yönetimi çerçevesinde faaliyetini sürdürecektir”

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin, diğer adıyla Çiftçinin Kara Gün Dostu’nun 11 Bölge Müdürlüğünü 1 Kasım itibarıyla kapattılar. Şube sayısını 71’den 27’ye, ajans sayısını 231’den 133’e, ekip sayısı da 50’ ye düşürüldü.

İskenderun Eğitim ve Dinlenme tesisleri ile Horozlu Un Fabrikası İşletme Müdürlüğü kapattılar. Afyon Alkoloidleri Fabrikasını ayrı bir tüzel kişilik haline getirme kararını aldılar.

Zaten örgütsüz olan çiftçileri; organize güç halindeki sanayici ve tüccarlara karşı iyice korumasız bıraktılar.

“Tarım ve Köyişleri Bakanlığı yeni şartlar ve ihtiyaçlar dikkate alınarak yeniden yapılandırılacaktır”

Tarım Bakanlığına bağlı 14 adet üretme istasyonu ile araştırma enstitüsünü kapattılar. Tarım alanındaki Ar-ge çalışmalarını önemli ölçüde durdurdular. Tarımsal alandaki bilimsel çalışmaları rafa kaldırdılar. -Türkiye’nin mayınlı arazilerinin dışındaki tek temiz toprakları olan Tarımsal İşletmeler Genel Müdürlüğü’ne (TİGEM) ait çiftliklerin çoğunu holdinglere peşkeş çektiler. Özelleştirdiler.

Kamu Reform Yasası ile il ve ilçe tarım müdürlükleri Özel İdareye devretmek için çalışmalar yapıldı.

Tarım Bakanlığı’nı “Yeniden Yapılandırılma” adı altında işlevsizlendiriliyor. Tarım sektöründen kamu tasfiye ediliyor.
“Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri ile Tarım Kredi Kooperatifleri özerkleştirilecektir”

Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri için 2000 yılında çıkarılan 4572 Sayılı Yasa ile özerkleştirme sürecini başlatmış, sürdürüyordu. Birliklerin özerkleşmesinin önemli bir adımı olan Birlik Genel Müdürlerini Birlik yönetimlerince belirlenmesiydi. 4572 Sayılı Birlikler yasası da kendilerine bu hakkı veriyordu. Birlikleri özerkleştireceğiz diyen AKP Genel Müdürlüklere kendi siyasi yandaşlarını getirtmek için Birlik yönetim Kurulları üzerinde iktidar nüfuzunu kullanmaya çalıştı. FİSKOBİRLİK’te başarılı da oldu. Yine Fındıkta olduğu gibi FİSKOBİRLİK’e fiyat dikte etti.

Tarım Kredi Kooperatifleri Yeniden Yapılanma Taslağı ile bu kurumda Tarım Bakanlığı’nın etkinliğini arttırarak özerklik bir yana devletleştirme çalışmaları başlattı.
Birlikleri ve Tarım Kredi Kooperatiflerini, özerkleştireceğiz diyen AKP bir yıllık uygulamasında birliklerin var olan özerklikleri üzerinde yaptırım, Tarım Kredi Kooperatiflerindeki kısmi özerkliği de budamaya çalıştı.

“Çiftçilerin ürünlerine uygulanan kotaları kaldıracağız. Herkes toprağında dilediği ürünü yetiştirecek”

Tütünde ve şekerpancarında kotayı kaldırmadı devam etti. Tatlandırıcı sektörü lehine şekerpancarı üreticilerinin aleyhine kotaları yükseltti. Yüzde 50 yükseltilen bu kota ile 100 bin şekerpancarı üreticisi aile daha işinden aşından oldu. Kotayı kaldıracağım diyen AKP, şeker, tütünden sonra haşhaş ekimine de kota getirdi. AKP kotayı kaldırmadığı gibi hem artırdı hem de haşhaşa da kota getirdi.

AKP 1 yıllık icraatında bir yandan IMF istiyor diye tarımı tahrip etmeye devam ederken, bir yandan da çiftçileri oyalamak için de hayali ya da yetersiz projeleri ardı ardına gündeme getirdi. Bunlar;Tarım Kent, Alo Çiftçi Hattı, 1000 Tarım Gönüllüsü Projeleridir.

Tarım Kent: Tarım Bakanlığının Tarım Kent projesi üreticiden çok inşaat sektörüne rant sağlayıcı nitelikte bir projedir. AKP Tarım Kent ile 2 köyü kurtaracak belki ama, 39 bin 998 köyün çiftçilerinin halinin ne olacağına çözüm üretebilmiş değiller. Bu konuda projeleri yok.

Alo Çiftçi Hattı Projesi: Tarım teorik bir yayımcılık yöntemiyle yürütülecek bir şey değildir. Oyalama olduğu çok açıktır.

1000 Tarım Gönüllüsü Projesi: Tarım Bakanlığı bu proje için bütçeye koydurttuğu bir para yok. Sponsor bulunursa uygulanacak. Alo Çiftçi Hattı ile 1000 Tarım Gönüllüsü ile Tarım Bakanlığı artık kırsal alan hizmetlerinden vazgeçeceği, kırsal alana gidecek hizmetlerin özelleşeceğinin ip uçlarını veriyor.

Görüldüğü gibi, projeler mikro ölçekli projelerdir. Tarım sektörünün, çiftçilerin sorunları ise büyük ve daha geniş ölçeklidir. IMF dayatıyor Hükümetler de yapıyor. Bu durumda tarımın ve tarımcının sorunu her geçen gün azalacağına daha da artıyor.

AKP hayali projeleri ile çiftçileri sadece oyalamıyor aynı zamanda tarımcıyı bekleyen tehlikelerin ön haberciliğini yapıyor, ipuçlarını veriyor. Kırsal alana gidecek hizmetlerin özelleştirilmesi denemelerini yapıyor.

18 Kasım 2003 /İNADİNA

Yanıtla

*
Amaç dışı kullanımı önlemek için resimde yazılı olan yazıyı soldaki kutuya tekrar yazınız. yazılı sözcüğü görmüyorsanız dinlemek için tıklayınız.
Click to hear an audio file of the anti-spam word

Lütfen yorumunuzu onaylayın