Birlik yöneticileri, Hükümet ve Dünya Bankası aynı yöne bakmakta ve aynı istikamette ilerlemektedir!
Bilindiği gibi Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri (TSKB) çiftçilerin ortağı olduğu öz örgütleridir. Ortakları olan üreticilerine hizmet sunmak, üretimle ilgili ihtiyaçlarını karşılamak ve ürünlerini piyasa şartlarında en iyi şekilde değerlendirmek amacıyla kurulmuşlardır.
Birlikler, 4572 Sayılı Yasa ile yani yeniden yapılandırma sürecine 57. Hükümet tarafından taşınmadan önce devlet tarafından destekleme alımları yapmakla görevlendirilmişlerdi. Devlet namı hesabına alımlara başladığı süreçten itibaren TSKB amacından uzaklaştı/uzaklaştırıldı.
Bu süreçte devlet (hükümetler) TSKB’ne destekleme alım yaptırıyor, destekleme yaptırdığı dönemde satın alınan ürünlerin fiyatını TSKB değil, devlet belirliyordu. Ne kadar ürün alınacağına da yine devlet karar veriyordu. Satın alınan ürünlerin ne kadarının işlenerek ne kadarının işlenmeden satılacağını belirleyen de hükümetler oluyordu. Satın alınan işlenen ve işlenmeden satışa sunulan ürünlerin fiyatını belirleyen de yine hükümetler oluyordu. Bütün bu işlemlerin yapıldığı kooperatifçilik sistemine “devlet vesayeti altında “ kooperatifçilik denir ki, dünyada birçok ülkesinde bu tür kooperatifçiliğin örnekleri var. Ancak o ülkelerde devletin kendisinin yürüttüğü politikalar sonucunda borçlanan kooperatifler için bizim yönetenlerimiz gibi “kooperatifler devletin sırtında yük” diyerek kendi yanlışlarını kooperatifçilik sistemine yıkma dolayısıyla kooperatifçiliği kötüleyerek işlevsizleştirme yoluna gitmediler/ gitmiyorlar da. Devletin kooperatiflerin politikalarını fiilen belirlediği dönemde Hazineden ortaklar ve tarım desteklemeleri adına o dnemdeki paranın alım gücüne göre milyon dolarlarla ifade edebileceğimiz krediler aldılar.
Devlet tarafından alımlarla görevlendirilen Birlikler her yıl aldıkları fazla miktarda ürünü zamanında ve kar edebilecekleri bir rakamdan satamadıkları (çünkü satış fiyatlarını belirlemede TSKB yöneticileri değil de devlet etkin ve yetkin olduğu için) için büyük zararlarla karşı karşıya kaldılar.
Devlet Birlikler aracılığıyla destekleme alımlarını 1994 yılında kaldırdı. 1994’ten sonraki süreçte bu defa kısa adı DFİF olan Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu’ndan Ziraat Bankası aracılığıyla birliklere düşük faizli kredi sağlanarak kendi nam ve hesaplarına ürün almaları uygulamasına geçildi. Bu süreçte devletin alım ve satım politikalarını belirlediği Birliklerde neden olduğu zararlar karşılanmadığı için Birliklerin sorunları ve mali yapılarının bozukluğu artarak devam etti. Bu dönemde de birliklerin yapısal sorunları devam ettiğinden, ortaklarına hizmet verebilmeleri hr geçen zamanda giderek güçleşti.
Birlikler hükümetler eliyle böylesine zora sokulduktan sonra bir yandan “Birlikler zarar ediyor, yeniden yapılandıralım” –siz bunu özelleştirelim olarak algılayın- söylemine “Birliklere özerklik veriyoruz, Birlikleri özgürleştiriyoruz” diye propaganda ederek Birliklerin üretimden pazarlamaya zincirin halkalarını kırmak için IMF’in telkini, Dünya Bankası’nın projelendirilmesiyle 4572 Sayılı TSKB yasası çıkarıldı. Hepimizin ve tüm kamuoyunun bildiği gibi 57. Hükümet tarafından çıkarılan 4572 sayılı Birlikler yasası Birlikleri özgürleştirmedi, elini kolunu bağladı; entegre tesislerini bünyelerinden ayırıp özelleştirmeye kurgulu olduğu duyarlı tarım örgütleri tarafından yasa daha taslak aşamasında iken söylendiği halde IMF ve Dünya Bankası buyruğu olan yasa çıktı/çıkarıldı.
Özerkliği olan Birlikler Yeniden Yapılandırma Kurulu ve hükümetin hışmına uğradı. Kendilerine DFİF’ten kredi verilmedi. O güne kadar hükümetlerin neden olduğu Birlik borçları silinmediği için Birlikler başka Bankalardan kredi temin edemedi ve ortağı üreticilerin ürünlerini alamadı ve FİSKOBİRLİK’te yaşandığı gibi kargaşa egemen politika oldu/kılındı. Bu kargaşanın, toz dumanın içinde hükümet Fındık alımında ve gerektiğinde diğer ürünleri alımında TMO’yu Birliklerin yanında pabuççu muştası görevlendirdi. TMO yaptığı alımların bir bölümünü de Hazine’ye yıktı. Yani Birliklerden esirgediği kredileri devletin hazinesine yıktı/ödettirdi. Bu durum zorda olan Birlikleri karıştırdı, toplantı yapmalarına zemin hazırladı.
Yani Birlikler ilişkin sorunlar vardır. Birliklerdeki sorun ayakların biri ve en önemlisi hükümetlerdir. Bunun altını çizmemiz gerekiyor. Ancak Birliklerde sorunlar tek kaynaklı değil. Sorunun bir başka sorun ayağı var o da; Birlik yöneticileridir. Şöyle ki;
4572 Sayılı Yasanın çıkarılması aşamasında (taslak aşamasında) Birlik yöneticileri tepkilerini ortaya koymadı bir nevi “uzlaştı”. Ortağı olan çiftçileri yasa konusunda bilgilendiren toplantılar yapmadı, görüşlerine başvurmadı, ortaklarını yok saydı. Bazı birlik başkanları bu gün bile “16 haziran 2000 tarihinde de, Birliklerin özerk bir yapıya kavuşmasını ve kuruluş amacına uygun şekilde ortaklarına hizmet vermesini öngören, bağımsız ve gerçek kooperatifçilik esasına dayalı 4572 Sayılı Tarım Satış Kooperatifi ve Birlikleri Yasası yürürlüğe girmiştir” diyerek/yazarak yasayı olumlayabiliyorlar. (1)
Oysaki söz konusu yasaya çiftçiler ve Birlikler için sakınca oluşturacak, varlığını tehdit edecek maddeleri vardı anacak Birlik yöneticileri buna karşı bir varlık göster(e)mediler. Belki de kendileri çok fazla sakıncalı görmedikleri için ortakları olan üreticilerle olumsuzluğu yeterince paylaşmadılar ya da paylaşmaya gerek görmediler.
Birlikler (kooperatifler) şirketlere alternatif kurulan örgütlenme biçimleridir. Birliklere yönetici olanlar ve olacaklar bunu bilir, bilerek yönetime aday olur. Başka bir deyişle çiftçiler, kooperatifler ve Birlikler kurarlar, orada örgütlenir, şirketlerin sömürüsüne karşı kendilerini korurlar.
Ancak hem devlet çıkardığı yasayla Birliklerin entegre tesislerinin A.Ş’lere dönüştürülerek özelleştirilmelerini istiyor hem de mevcut Birlik yöneticilerinin birçoğu şirketler kuruyor, başka şirketlerle ortak şirketler oluşturuyor, hatta ulusaşırı şirketlerle ortaklıklar kurma yoluna gidebileceklerini bile açıklayan Birlik yöneticileri bile var.
TARİŞ Pamuk Birliği Başkanı Basri Özçoban, Birlik bünyesindeki fabrikaları şirketleştirdiklerini belirterek, “İlk hedefimiz kar elde etmek. Şirketleşen fabrikalarımız isterse TARİŞ’ten hiç mal almasın ama kar etsin” diyor. Özçoban, birlik bünyesindeki fabrikalar ve işletmelerin anonim şirket statüsüne getirildiğini, bu kapsamda kooperatifin çoğunluk hissesine sahip olduğu 8 şirketin faaliyete başladığını belirtti. Kooperatiflerin rekabet koşullarına uyumunu sağlamak amacıyla, kooperatifçilik sisteminde reform sayılabilecek girişimler yaptıklarını ifade eden Özçoban, gelecek yıl planladıkları halka arzla borsaya açılan ilk kooperatif olacaklarını ifade etti. Özçoban, hızını alamıyor, “gerekirse pamuk bile ithal ederiz” noktasına vardırıyor konuşmasını.(2)
Aslında Özçoban her şeyi bütün yalınlığıyla ortaya koyuyor. Dünya Bankası’nın yaptırımlarına bugün öfkelenen ya da hadi öyle demeyelim doğurduğu sonuçlardan rahatsız olan Birlik yöneticileri rahatsız olmanıza ne hacet. Siz de Özçoban gibi “kooperatifçilik sisteminde reform sayılabilecek girişimler” yapın!
Sayın Özçoban’ın bu konuda yalnız olmadığını Üzüm Birliği’nin ortağı olduğu Rakı Fabrikası’nın da Birlik ortağı üreticilerin değil, üreticilerin üzümünü ölü parasına alan şirketlerden satın alındığını üzüm üreticileri söylüyor.
Ayrıca Sayın Özçoban bir kere “kooperatifçilik sisteminde reform sayılabilecek girişimler” olarak ifade ettiğiniz sizin buluş ve uygulamamalarınız değil, kendinize buradan hak etmediğiniz bir payı çıkarmayın (!) Bunu ilk dillendiren Eski Başbakanlardan Tansu Çiller’dir. Çiller, başbakanlığı döneminde TSKB özelleştireceğiz demesine tepkiyle yanıt veren ve “özelleştiremezsiniz, onlar çiftçi örgütüdür” diyen tarım örgütlerine “entegre tesislerini A.Ş’ler çevirir özelleştiririz” diye yanıt vermişti. Tansu Çillerin iktidarlık süresi/ömrü Birlikleri özelleştirecek Yasayı çıkartmaya ve uygulamaya yetmedi ama 57. Hükümet 4572 sayılı Birlikler yasasını Dünya Bankası’nın isteğiyle çıkararak bu “reform”un mucidinin okyanus ötesi olduğu resmileştirdi. Lütfen reformu kendinize mal ederek kamuoyunu yanıltmayın. Yalnız şurası doğrudur belki; Dünya Bankası’nın arzuladığı çiftçi karşıtı, şirket yanlısı bir Birliğe, yönettiğiniz Birliğinizi siz daha iyi ve daha erken dönüştürmüş olabilirsiniz!
Özetle; Birlikler zordadır, üreticiler zordadır. Bakmayın siz öyle çıkışlara ve toplantı yapmalarına oradan üretici lehine bir sonuç çıkmaz. Çünkü Birliklerin önemli bir bölümünün yöneticileri ile hükümet ve Dünya Bankası aynı yöne bakmakta ve aynı istikamette ilerlemektedir.
**********************************************************
1. TSKB’lerin ülke tarımı için önemi 22.11.2007 / Misafir Yazar : Hamza Öztürk-Çukobirlik Yönetim Kurulu Başkanı ve TSKB Yeniden Yapılandırma Kurulu Üyesi/ Referans Gazetesi
2. Holdingleşen TARİŞ, İthalat yapacak, Tarım Gıda Hayvancılık, 11 Eylül 2007, Cumhuriyet Gazetesi Eki





