Hububat Üreticileri Sendikası (Hububat Sen) açıklamasında, “Tarımla uğraşan çiftçilerin yarısına yakını buğday üreticisi. Sayıları iki milyon civarında.” denildi. “Bu yıl buğday maliyeti 48 kuruştur. %25 kazanç=12 kuruş, %15 insanca yaşam payı=7,2 kuruş. Buğdayın bir kilosunun taban fiyatı 67,2 kuruş olması gerekirken neden düşük belirlendi?” diye sorulan basın açıklaması:
BASINA VE KAMUOYUNA
Tarım sektörü krizi derinden yaşıyor. Çiftçiler, 2007 yılındaki kuraklığın yarattığı tahribatın yarasını daha sarmadan 2008 ortalarında başlayan küresel ekonomik krize yakalandı.
Tarımla uğraşan çiftçilerin yarısına yakını buğday üreticisi. Sayıları iki milyon civarında.
TMO’nun açıklayacağı fiyat ve alım politikaları buğday fiyatlarının belirlenmesinde geçmişten bu yana belirleyici. Ancak TMO buğday alım fiyatlarını maliyet düzeyinde belirledi.
Bu yıl buğday üretim sürecinde yağışlar hem zamanında hem de mevsiminde düştü. Bu nedenle rekoltenin 20 milyon tonu bulması bekleniyor. Bunun karşısında Tarım Bakanı’nın açıkladığı rekolte tahminleri gerçekçi değildi, abartılıydı.
Politikacıların bugüne kadar açıkladığı yüksek rekolte tahminleri fiyatların hep düşük belirlenmesine neden oldu. Bu yılda böyle oldu.
Hükümet tarafından uygulanan bu tarım politikaları sonucu oluşan zararı karşılayamayacak olan küçük ve orta ölçekli toprağa sahip köylüler tasfiye olacak, çiftçiliği bırakmak zorunda kalacak. Tarım şirketleşecek.
Hükümet çiftçi karşıtı, şirket yanlısı uyguladığı bu politikalarına en somut örnek ise son zamanlarda çıkardığı çeşitli yönetmelik ve tebliğlerdir. Hububat üreticileri hakkında çıkardığı yönetmelikler ve tebliğler küçük köylüyü tasfiye etmeye hizmet ediyor.
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Çeltik Alım ve Çeltik/Pirinç Satış Esaslarına İlişkin Uygulama Yönetmeliği küçük çiftçi karşıtı politikalarına en önemli örneği teşkil ediyor. Yönetmelik; Ekmeklik buğday, arpa, çavdar, tritikale, yulaf ve mısır için alım miktarlarını, 2009’dan başlayıp 2018 yılına kadar kademelendirerek, 3,5,10,15,25,40, 60 ve 80 ton olarak belirlemektedir. Başka bir deyişle, 2010 yılında 3, 2018 yılında ise 80 tondan daha az buğday arpa çavdar, tritikale, yulaf ve mısır üreten üretici ürününü satamayacak. Makarnalık buğdayda asgari miktar kademelendirilmesi ise daha kısa: 2009–2011 için 3, 2012 için 5 ve 2013 ve sonrası için 10 ton.
Hükümet çıkardığı bu yönetmeliklerle açıkça diyor ki; hububat üreticileri siz başınızın çaresine bakın! Siz bakmayın siloların üstünde o kocaman harflerle yazılmış olan;”Ofis Çiftçinin Karagün Dostudur” yazısına. Hükümetin politikaları bu kadar net bir biçimde taraflıdır.
Hububat Üreticileri Sendikası olarak diyoruz ki;
• Buğday fiyatları, maliyet+%25 kazanç+ insanca yaşam payı eklenerek neden taban fiyat olarak belirlenmiyor?
• Bu yıl buğday maliyeti 48 kuruştur. %25 kazanç=12 kuruş, %15 insanca yaşam payı=7,2 kuruş. Buğdayın bir kilosunun taban fiyatı 67,2 kuruş olması gerekirken neden düşük belirlendi?
• Şirket yanlısı, çiftçi karşıtı olan çeltik ve hububat alım yönetmelikleri neden çıkarıldı, niçin iptal edilmiyor?
• Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) yeniden “Çiftçinin Karagün Dostudur” sloganına uygun, çiftçilere karşı sorumlu ve yalnız hububat üreticilerine hizmet verecek şekilde mevzuatı neden düzenlenmiyor?
• TMO bazı yerlerde hiç, bazı bölgelerde ise yeterli alım yapmayarak buğday fiyatlarını 40–41 kuruşa kadar düşmesine neden seyirci kalınıyor? Burada kazananlar kim-kimler oluyor?Hasan KARAGÖZ Abdullah AYSU
Hububat Üreticileri Sendikası Hububat Üreticileri Sendikası
Genel Sekreteri Genel Başkanı









size sonsuz katılıyorum çifçiyi şu şartlarda köle durumuna koyuyorlar bir sırtına semer vurmuyorlar başka ne denır kı….