<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Toprak Onur Yaşam</title>
	<atom:link href="http://www.karasaban.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.karasaban.net</link>
	<description>Toprak Onur Yaşam</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Sep 2010 10:20:33 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>ALLIANOI BASIN AÇIKLAMASI</title>
		<link>http://www.karasaban.net/allianoi-basin-aciklamasi/</link>
		<comments>http://www.karasaban.net/allianoi-basin-aciklamasi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 09:28:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karasaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[allonoi]]></category>
		<category><![CDATA[Su]]></category>
		<category><![CDATA[ZMO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karasaban.net/?p=11081</guid>
		<description><![CDATA[Taksim meydanında 1 Eylül 2010 günü yapılan basın açıklaması ile Allianoi&#8217;yi sular altında bırakmak isteyen zihniyet kınandı.
Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu adına ZMO İstanbul Şube Başkanı Ahmet ATALIK yaptığı açıklama ile para kazanma hırsı içinde olan kapitalizmde sıranın şimdi güneşe, havaya ve suya geldiğini, bu süreçte kamu kurumlarının sermayenin talepleri doğrultusunda dönüştürüldüğünü, Allianoi antik kentinin sulara [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/bm-genel-kurulu%e2%80%99nda-kabul-edildi%e2%80%98su-temel-insan-hakkidir%e2%80%99/' rel='bookmark' title='Permanent Link: BM Genel Kurulu’nda Kabul Edildi:‘Su Temel İnsan Hakkıdır!’'>BM Genel Kurulu’nda Kabul Edildi:‘Su Temel İnsan Hakkıdır!’</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/suyun-ticarilestirilmesine-hayir/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Suyun ticarileştirilmesine hayır!'>Suyun ticarileştirilmesine hayır!</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Taksim meydanında 1 Eylül 2010 günü yapılan basın açıklaması ile Allianoi&#8217;yi sular altında bırakmak isteyen zihniyet kınandı.</p>
<p>Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu adına ZMO İstanbul Şube Başkanı Ahmet ATALIK yaptığı açıklama ile para kazanma hırsı içinde olan kapitalizmde sıranın şimdi güneşe, havaya ve suya geldiğini, bu süreçte kamu kurumlarının sermayenin talepleri doğrultusunda dönüştürüldüğünü, Allianoi antik kentinin sulara gömülmesinin suyun piyasa malı haline gelmesine onay vermek anlamına geldiğini ve buna izin vermeyeklerini kamuoyu ile paylaştı.</p>
<p>Kaynak : Zmo.org.tr &#8211; 2 Eylül 2010</p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/bm-genel-kurulu%e2%80%99nda-kabul-edildi%e2%80%98su-temel-insan-hakkidir%e2%80%99/' rel='bookmark' title='Permanent Link: BM Genel Kurulu’nda Kabul Edildi:‘Su Temel İnsan Hakkıdır!’'>BM Genel Kurulu’nda Kabul Edildi:‘Su Temel İnsan Hakkıdır!’</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/suyun-ticarilestirilmesine-hayir/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Suyun ticarileştirilmesine hayır!'>Suyun ticarileştirilmesine hayır!</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karasaban.net/allianoi-basin-aciklamasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TMO, stoklarındaki buğdayları erken satışa açıyor</title>
		<link>http://www.karasaban.net/tmo-stoklarindaki-bugdaylari-erken-satisa-aciyor/</link>
		<comments>http://www.karasaban.net/tmo-stoklarindaki-bugdaylari-erken-satisa-aciyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 09:23:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karasaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[buğday]]></category>
		<category><![CDATA[Hububat]]></category>
		<category><![CDATA[TMO]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karasaban.net/?p=11079</guid>
		<description><![CDATA[Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), daha önce 1 Kasım olarak duyurduğu stoklarındaki buğdayın satışını öne çekti. TMO, 6 Eylül 2010&#8242;dan itibaren, kalitelerine göre 515-635 TL/ton arasında değişen fiyatlarla 255 bin 300 ton ekmeklik, 550-665 TL/ton arasında değişen fiyatlarla da 78 bin 700 ton makarnalık olmak üzere toplam 334 bin ton buğdayın satışa açılmasına karar verdi.
TMO&#8217;dan yapılan [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/hububat-fiyatlarindaki-tirmanissadik-celik/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Hububat fiyatlarındaki tırmanış/Sadık Çelik'>Hububat fiyatlarındaki tırmanış/Sadık Çelik</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/bugday-stoklari-un-fiyatlarini-dusurdu/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Buğday stokları un fiyatlarını düşürdü'>Buğday stokları un fiyatlarını düşürdü</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/fao-%e2%80%98bugday-fiyatlarindaki-yukselis-henuz-kuresel-gida-enflasyonu-icin-tehdit-olusturmuyor%e2%80%99/' rel='bookmark' title='Permanent Link: FAO : ‘Buğday fiyatlarındaki yükseliş henüz küresel gıda enflasyonu için tehdit oluşturmuyor’'>FAO : ‘Buğday fiyatlarındaki yükseliş henüz küresel gıda enflasyonu için tehdit oluşturmuyor’</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), daha önce 1 Kasım olarak duyurduğu stoklarındaki buğdayın satışını öne çekti. TMO, 6 Eylül 2010&#8242;dan itibaren, kalitelerine göre 515-635 TL/ton arasında değişen fiyatlarla 255 bin 300 ton ekmeklik, 550-665 TL/ton arasında değişen fiyatlarla da 78 bin 700 ton makarnalık olmak üzere toplam 334 bin ton buğdayın satışa açılmasına karar verdi.</p>
<p>TMO&#8217;dan yapılan yazılı açıklamada, hububat piyasalarının yakından takip edildiği belirtilerek, yurt içi piyasaların istikrarı için gerektiğinde her türlü tedbirin alınacağının duyurulduğu hatırlatıldı.</p>
<p>Dünya Tahıl Konseyi tarafından bu yıla ilişkin dünya buğday üretim tahminlerinin Nisan ayında yapılmaya başlandığı ve 658 milyon tonluk öngörünün, Mayıs&#8217;ta 660 milyon ton, Haziran&#8217;da 664 milyon ton iken, Temmuz&#8217;da 651 milyon ton, Ağustos&#8217;ta ise 644 milyon ton olarak revize edildiği kaydedildi. Yine aynı rapora göre, bir önceki yıldan devreden 197 milyon tonluk stokla birlikte dünyanın toplam buğday stokunun 841 milyon ton olduğu, ticarete konu olan 117 milyon ton da dahil olmak üzere toplam tüketimin 657 milyon ton, bir sonraki yıla devretmesi öngörülen stok miktarının ise 184 milyon ton olduğu anlatıldı.</p>
<p>-&#8221;DÜNYA BUĞDAY ARZINDA CİDDİ DARALMA OLMADIĞI GÖRÜLÜYOR&#8221;-</p>
<p>&#8221;Bu rakamlar incelendiğinde dünya buğday arzında ciddi bir daralma olmadığının görüldüğü&#8221; kaydedilen açıklamada, &#8221;Ancak, Haziran ayının ikinci yarısından itibaren, dünyanın en önemli buğday üreticileri arasında yer alan AB ve Rusya&#8217;nın üretimlerindeki olumsuzluklara bağlı olarak, başta ABD olmak üzere dünyanın önde gelen buğday borsalarında hızla yükselmeye başlayan fiyatlar, son üç haftadır yatay bir bantta seyretmektedir&#8221; denildi.</p>
<p>Türkiye&#8217;de ise bu yılın buğday hasadına bir önceki yıldan devreden 2 milyon tonluk stokla girildiği belirtilen açıklamada, TÜİK tarafından yapılan en son tahminlere göre 19,5 milyon tonluk üretimle birlikte Türkiye&#8217;nin toplam buğday stokunun 21,5 milyon tona ulaştığı, tüketimin ise yıllık 18 milyon ton civarında olduğu ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, Türkiye&#8217;nin buğday stokunun tüketimi karşılayacak düzeyde olmasına rağmen, yurt dışı fiyatlarda son dönemde meydana gelen artışlar ve buna ilişkin yapılan olumsuz değerlendirmelerin de etkisiyle, elinde buğday bulunduranların yüksek fiyat beklentisiyle ürünü pazara çıkarmamaları sonucu yurt içi pazarlarda bir miktar daralma meydana geldiği, bunun da fiyatlarda yukarı yönlü bir baskı oluşturduğunun gözlendiği anlatıldı.</p>
<p>Bu gelişme üzerine piyasaları rahatlatmak ve ilgili sektörlerin ihtiyaç duyacakları hammaddeyi temin edebilmelerini kolaylaştırmak amacıyla, ilk aşamada TMO&#8217;nun, AB kotası kapsamında bulunan 330 bin tonluk gümrüksüz buğday ithalat yetkisinin özel sektöre verilmesi yönünde çalışma yaptığı, bu adımın piyasalar üzerindeki olumlu etkisinin gözlendiği ifade edildi.</p>
<p>-&#8221;334 BİN TON BUĞDAY SATIŞA AÇILIYOR&#8221;-</p>
<p>Açıklamada şöyle denildi:</p>
<p>&#8221;Mevcut piyasa istikrarının devamını sağlamak amacıyla TMO izleme ve değerlendirme faaliyetlerine devam etmiş ve yeni bir tedbir olarak bu defa stoklarındaki buğdayların bir kısmını satışa açmaya karar vermiştir.</p>
<p>Bu kapsamda 6 Eylül 2010&#8242;dan itibaren, kalitelerine göre 515-635 TL/ton arasında değişen fiyatlarla 255 bin 300 ton ekmeklik, 550-665 TL/ton arasında değişen fiyatlarla da 78 bin 700 ton makarnalık olmak üzere toplam 334 bin ton buğdayın satışa açılmasına karar verilmiştir.&#8221;</p>
<p>Açıklamada, piyasalardaki gelişmelere göre uygulamaya konulacak yeni tedbir veya tedbirlerin kamuoyuyla paylaşılacağı belirtildi.</p>
<p>Bu arada, TMO daha önce Kasım ayı için makarnalık buğdayda 550-675 TL/ton, ekmeklik buğdayda 515-645 TL/ton arasında satış fiyatı açıklamıştı.</p>
<p>Kaynak : Zaman Gazetesi &#8211; 2 Eylül 2010</p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/hububat-fiyatlarindaki-tirmanissadik-celik/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Hububat fiyatlarındaki tırmanış/Sadık Çelik'>Hububat fiyatlarındaki tırmanış/Sadık Çelik</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/bugday-stoklari-un-fiyatlarini-dusurdu/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Buğday stokları un fiyatlarını düşürdü'>Buğday stokları un fiyatlarını düşürdü</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/fao-%e2%80%98bugday-fiyatlarindaki-yukselis-henuz-kuresel-gida-enflasyonu-icin-tehdit-olusturmuyor%e2%80%99/' rel='bookmark' title='Permanent Link: FAO : ‘Buğday fiyatlarındaki yükseliş henüz küresel gıda enflasyonu için tehdit oluşturmuyor’'>FAO : ‘Buğday fiyatlarındaki yükseliş henüz küresel gıda enflasyonu için tehdit oluşturmuyor’</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karasaban.net/tmo-stoklarindaki-bugdaylari-erken-satisa-aciyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şap hastalığı pazarları kapattırıyor</title>
		<link>http://www.karasaban.net/sap-hastaligi-pazarlari-kapattiriyor/</link>
		<comments>http://www.karasaban.net/sap-hastaligi-pazarlari-kapattiriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 09:20:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karasaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[et]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karasaban.net/?p=11077</guid>
		<description><![CDATA[Kurban Bayramı öncesinde şap hastalığı ülkeyi sardı. Çok sayıda hayvan pazarı karantinaya alınıp kapatıldığı için ülkenin büyük bölümünde hayvan alım ve satımı durdu.
DÜNYA&#8217;nın saptamalarına göre son üç ayda Türkiye&#8217;nin değişik bölgelerinde 40&#8242;a yakın hayvan pazarı şap hastalığı nedeniyle belli sürelerle kapatıldı. Halen çok sayıda hayvan pazarı kapalı. Ülkelerarası canlı hayvan ve hayvansal ürün ticaretini olumsuz [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/turkiye-sapa-teslim-oldu-ali-ekber-yildirim/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türkiye şapa teslim oldu!../ Ali Ekber Yıldırım'>Türkiye şapa teslim oldu!../ Ali Ekber Yıldırım</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/bir-yandan-sap-bir-yandan-brucella/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Bir yandan şap, bir yandan brucella'>Bir yandan şap, bir yandan brucella</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/bakan-eker-gemilerde-bekleyen-hastalikli-etlerden-haberimiz-yok/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Bakan Eker: Gemilerde Bekleyen hastalıklı etlerden haberimiz yok'>Bakan Eker: Gemilerde Bekleyen hastalıklı etlerden haberimiz yok</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kurban Bayramı öncesinde şap hastalığı ülkeyi sardı. Çok sayıda hayvan pazarı karantinaya alınıp kapatıldığı için ülkenin büyük bölümünde hayvan alım ve satımı durdu.</p>
<p>DÜNYA&#8217;nın saptamalarına göre son üç ayda Türkiye&#8217;nin değişik bölgelerinde 40&#8242;a yakın hayvan pazarı şap hastalığı nedeniyle belli sürelerle kapatıldı. Halen çok sayıda hayvan pazarı kapalı. Ülkelerarası canlı hayvan ve hayvansal ürün ticaretini olumsuz etkileyen şap hastalığı büyük ekonomik kayıplara neden oluyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Şap Enstitüsü verilerine göre, şap hastalığı kontrol altına alınmadığında ekonomiye önemli kayıplar veriyor. Şap Enstitüsü verilerine göre şap hastalığı, süt ve et veriminde ciddi kayıplara neden oluyor. Şap hastalığından dolayı yıllık yüzde 15 süt kaybı görülürken, et kaybı yüzde 10 düzeyinde bulunuyor.</p>
<p>Süt kaybından dolayı ülke ekonomisinin uğradığı zararın 8 milyon dolar, et kaybından dolayı uğranılan zararın ise 81 milyon dolar olduğu ifade ediliyor. Şap hastalığı hayvanların gelişmesinde gerilik, gebe hayvanlarda yavru atma, genç hayvanlarda görülen yüksek oranda ölümler, dış ticarete getirilen kısıtlamalardan doğan ekonomik kayıplar, tedavi masrafındaki maliyet nedeniyle ekonomiye ciddi zarar veriyor.</p>
<p>Tarım Bakanlığı şap hastalığını kontrol altına almak üzere Avrupa Birliği&#8217;nin 65 milyon Euro&#8217;luk mali desteği ile 2008-2010 dönemini kapsayan &#8220;Türkiye&#8217;de Şap Hasatalığı‘nı Kontrolü Projesi&#8221; başlattı. Bu proje kapsamında Trakya Bölgesi şap hastalığından aşılı ari bölge ilan edildi. Bu bölgede şap hastalığı kontrol altına alındı. Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı (OIE) denetimi sonucunda Trakya&#8217;da şap hastalığı olmadığı rapor edildi.</p>
<p>Avrupa Birliği, Türkiye ile müzakere sürecinde Gıda, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı faslını bu rapor verildikten sonra müzakereye açtı. Uzmanlar Trakya Bölgesi&#8217;nde sağlanan bu başarının Anadolu&#8217;da yakalanamadığını belirterek, Avrupa Birliği ile yürütülen projenin son yılında şap hastalığının bu denli yayılmasının düşündürücü olduğunu ifade ediyor. Banvit A.Ş.&#8217;nin kurucusu Vural Görener&#8217;in &#8220;Edirne&#8217;den Kars&#8217;a kadar şap olmayan köy yok&#8221; açıklaması ile yeniden ülke gündemine gelen şap hastalığı hayvan üreticilerinin korkulu rüyası oldu. Hayvan ithalatı ile tedirgin olan yetiştiriciler, şap nedeniyle hayvan alım satımının durduğunu, pek çok pazarın kapandığını dile getirerek Kurban Bayramı öncesinde büyük sıkıntı yaşadıklarını dile getiriyor.</p>
<p>Tarım Bakanlığı şap hastalığı ile ilgili yaptığı açıklamada geçen yılın sonundan bu yana hastalık sayısında artış olduğunu kabul ediyor. Bakanlığın konuya ilişkin açıklamasında, &#8220;Türkiye&#8217;nin yer aldığı bölgenin özellikleri sebebiyle 2009 yılı Aralık ayından bugüne kadar yeni alt tipi kaynaklı hastalık sayılarında tedrici bir artış gözlenmekle beraber bu oranın, şapla mücadelede çok başarılı bir eşik kabul edilen yüzde 2&#8242;ye kadar gerilediği belirtiliyor. DÜNYA&#8217;nın hayvan pazarlarına yönelik yaptığı araştırma üreticiyi doğruluyor. Türkiye&#8217;nin her bölgesinde hayvan pazarları şap hastalığı nedeniyle belli sürelerle kapatılıyor. DÜNYA&#8217;nın saptamalarına göre sadece son üç ayda kapatılma kararı verilen 40&#8242;a yakın pazar var.</p>
<p>Tarım Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü verilerine göre ülkede 91 ruhsatlı hayvan pazarı faaliyet gösterirken, ruhsatlı pazardan daha fazla ruhsatsız pazar var.</p>
<p>Şap hastalığı nedir, nasıl bulaşır?</p>
<p>Şap hastalığı, ülkeler arası canlı hayvan ve hayvansal ürün ticaretini olumsuz yönde etkileyen, büyük ekonomik kayıplara neden olan, çift tırnaklı hayvanların akut ve çok bulaşıcı viral bir hastalığıdır. Şapın 7 farklı serotipi (A, O, C, Asia 1, SAT1, SAT2, SAT3) vardır. Bu serotipler çok sayıda alt tip ve varyanta sahiptir. Şap virüsü doğal şartlarda yüksek mutasyon oranına sahiptir. Bu çeşitlilik, hastalıkla mücadelede aşı kullanımını güçleştiren bir etmendir. Sınırlı sayıda bulunan aşı suşları, dünyanın farklı bölgelerinde, bazen aynı bölgede mevcut virüsler için etkili bir koruma sağlayamaz.</p>
<p>Türkiye’de şap hastalığı mihraklarında yapılan incelemelerde, hastalığın en yaygın bulaşma yolunun direkt bulaşma olduğu bildirilmiştir. Bu bulaşma şeklinde genellikle hayvan hareketleri ve hayvan pazarlarının önemli rolü olduğu düşünülmektedir.</p>
<p>Şap hastalığının neden olduğu kayıplar</p>
<p>- Süt ve et verimindeki kayıplar</p>
<p>- Hayvanların gelişmesinde gerilik</p>
<p>- Gebe hayvanlarda yavru atma</p>
<p>- Özellikle genç hayvanlarda görülen oldukça yüksek oranda ölümler</p>
<p>- Dış ticarete getirilen kısıtlamalardan doğan ekonomik kayıplar</p>
<p>- Tedavi masrafındaki maliyet</p>
<p>Son üç ayda belli sürelerle kapatılan hayvan pazarları</p>
<p>KASTAMONU</p>
<p>Tosya ilçesine bağlı Sapanca köyünde hayvanlarda görülen şap hastalığı nedeniyle karantina altına alınan Tosya Hayvan Pazarı, 18 Ağustos&#8217;tan 14 Eylül&#8217;e kadar kapatıldı. Şap hastalığının olumsuz etkilerini engellemek ve hayvan yetiştiricilerini korumak amacıyla Kastamonu Merkez Hayvan Pazarı 18 Ağustos tarihinden 14 Eylül tarihine kadar İl Tarım Müdürlüğü tarafından kapatıldı. Belirti rastlanan 7 bölge karantina altına alınarak o bölgelerden hayvan giriş-çıkışı yasaklandı. Taşköprü Hayvan Pazarı 27 Ağustos&#8217;ta bir ay süreyle kapatıldı. Devrekani İlçesi Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu 23.08.2010 tarihli kararı gereği; Kastamonu İl Merkezi ve civar illerde yaygın görülen şap hastalığının ilçeye sirayet etmemesi için Devrekani Belediyesi Hayvan Pazarı 23 Ağustos&#8217;ta üç hafta süreyle kapatıldı.</p>
<p>DENİZLİ</p>
<p>Her hafta salı günleri kurulan Denizli Acıpayam Hayvan Pazarı, haziran ayı sonunda görülen şap hastalığı nedeniyle kapatıldı.</p>
<p>BURSA</p>
<p>Hayvanlarda görülen şap hastalığı nedeniyle Bursa Mustafakemalpaşa Hayvan Pazarı 3 Ağustos 2010 tarihinde Hayvan Sağlığı Zabıta Komisyonu kararı ile 15 gün kapatıldı. İlçeye küçük ve büyükbaş hayvan giriş-çıkışı yasaklandı. İnegöl ilçesi Hamzabey ve Kozluca köylerinde hayvanlarda şap hastalığı görülmesi üzerine ilçeye hayvan giriş-çıkışları yasaklandı ve hayvan pazarının karantinaya alınarak 15 gün süreyle kapatıldı.</p>
<p>BURDUR</p>
<p>Karakent, Yaylabeli, Kayaaltı, Merkez İlçe Menderes Mahallesi ve Karamanlı İlçesi Dereköy&#8217;de tespit edilen şap hastalığının yayılma eğilimi göstermesi, hastalık çıkan Menderes Mahallesi&#8217;nde hayvan pazarı bulunması nedeniyle 30 Nisan&#8217;da yapılan toplantıda hayvan pazarları kapatıldı. Bugün alınan bir kararla da pazarların 15 Eylül tarihine kadar kapalı kalacağı bildirildi.</p>
<p>AKSARAY</p>
<p>Aksaray merkezde şap hastalığı ile ilgili ahır denetimleri yapan Tarım İl Müdürlüğü ekipleri, kontrollerde hayvan pazarına yakın birkaç ahırdaki hayvanlarda şap hastalığı olduğunu belirledi. Hayvan pazarı şubat ayında kapatıldı.</p>
<p>SİVAS</p>
<p>Sivas&#8217;ın İmranlı İlçesi Maden Köyü&#8217;nde şap hastalığının yayılma eğilimi göstermesi nedeniyle İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından İmranlı Hayvan Pazarı iki kez kapatıldı. İlk olarak 28 Haziran 2010 tarihinde Hayvan Sağlığı Zabıta Komisyonu, İmranlı Hayvan Pazarı&#8217;nı 20 Temmuz 2010 tarihine kadar kapattı. Hastalığın yayılma riskine karşı pazar bir ay daha 17 Ağustos&#8217;a kadar kapatıldı.</p>
<p>AYDIN</p>
<p>Nazilli İlçesi&#8217;nde 100 başlık işletmede 15&#8242;i ağır 15&#8242;i hafif olmak üzere 30 hayvanda görülen şap hastalığı nedeniyle Nazilli Hayvan Pazarı, temmuz ayı başında bir ay süreyle kapatıldı. İlçe merkezinde hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı. Nazilli&#8217;den sonra şap hastalığının görülmesi ve yayılma tehlikesi nedeniyle Söke Hayvan Pazarı geçici olarak kapatıldı.</p>
<p>BAYBURT</p>
<p>Bayburt Hayvan Pazarı, şap salgını nedeni ile 31 Ağustos 2010- 30 Eylül 2010 tarihleri arasında 1 ay süreyle kapatıldı. Bayburt Belediye Başkanı H. Ali Polat&#8217;ın açıklamasına göre Bayburt ve köylerinde yüzde 40 oranında hayvanlarda şap hastalığı tespit edildiği için hayvan pazarı bir ay kapatıldı.</p>
<p>İZMİR</p>
<p>Ödemiş Hayvan Pazarı iki farklı noktada rastlanan şap hastalığı nedeniyle 26 Ağustos itibariyle iki hafta süreyle kapatıldı.</p>
<p>DÜZCE</p>
<p>Haziran ayı başında Düzce Merkez ve Gölyaka ilçelerinde şap hastalığının görülmesi üzerine il genelinde meralar ve hayvan pazarları kapatıldı. Kente hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı.</p>
<p>TOKAT</p>
<p>Tokat Merkez ve Niksar&#8217;a bağlı Cer Köyü&#8217;nde hayvanlarda şap hastalığı tespit edilmesi üzerine ilçeye hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı. Niksar Hayvan Pazarı ve ildeki tüm pazarlar 24 Ağustos 2010 gününden itibaren kapatıldı.</p>
<p>ERZURUM</p>
<p>Üçü merkez olmak üzere 8 ilçede (Narman, Çat, Hınıs, Oltu, Şenkaya, Palandöken, Yakutiye ve Aziziye) şap hastalığı görüldü. İlde 14 gün süreyle hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı, hayvan pazarları kapatıldı. Şap hastalığının en hızlı yayılan türü olması nedeniyle, 25 Haziran-9 Temmuz tarihleri arasında kente hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı. Ayrıca tüm ilçelerdeki hayvan pazarlarının da bu tarihler arasında kapatılması kararı alındı.</p>
<p>Aynı tarihlerde Pasinler&#8217;de çıkan ve hızlı bir yayılım eğilimi gösteren şap hastalığını önlemek üzere İl Hayvan Sağlık Zabıta Komisyonu&#8217;nun 22.06.2010 tarihli kararı ile Pasinler Hayvan Pazarı 25 Haziran-9 Temmuz tarihleri arasında kapatıldı. Kararda hastalığın Ağrı, Iğdır, Ardahan ve Kars illerinden çıkış yapan kontrolsüz insan ve hayvan hareketlerinden kaynaklandığı görüşüne yer verildi.</p>
<p>ESKİŞEHİR</p>
<p>Odunpazarı İlçe Tarım Müdürlüğü görevlileri, Sevinç Mahallesi&#8217;nde besicilik yapan bir işletmede 100 büyükbaş hayvanda şap hastalığı olduğunu tespit etti. Tarım Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Zabıtası Komisyonu, karantinaya aldığı mahalleye hayvan giriş ve çıkışını süresiz olarak yasakladı.</p>
<p>SAMSUN</p>
<p>Havza, Vezirköprü başta olmak üzere Salıpazarı, Kavak, Bafra ve Tekkeköy ilçelerinde temmuz ayı başında tespit edilen şap salgını nedeniyle Havza ve Vezirköprü hayvan pazarları kapatıldı.</p>
<p>GİRESUN</p>
<p>Şebinkarahisar Taş Mahallesi&#8217;nde 12 Ağustos&#8217;ta tespit edilen şap hastalığı nedeniyle Şebinkarahisar Hayvan Pazarı 31 Ağustos&#8217;a kadar kapatıldı.</p>
<p>ADIYAMAN</p>
<p>Kahta Belediyesi, şap hastalığının görülmesi nedeniyle 11 Haziran&#8217;da ilçedeki hayvan pazarını bir ay süreyle kapattı. Dışarıdan ilçeye hayvan girişi yasaklandı.</p>
<p>ADANA</p>
<p>Yüreğir İlçesinde, Bahçelievler Mahallesi, Doğankent Beldesi, Camili ve Şıhmurat köylerinde şap hastalığı tespit edildi. İl Tarım Müdürlüğü İl Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Komisyonu, Yüreğir Belediyesi Canlı Hayvan Pazarını ikinci bir emre kadar kapattı. Ceyhan ve Kozan hayvan pazarları da kapatıldı.</p>
<p>KÜTAHYA</p>
<p>Tavşanlı Hayvan Pazarı, şap hastalığı nedeniyle Hayvan Sağlığı Zabıtası Komisyonu kararıyla süresiz kapatıldı.</p>
<p>KARS</p>
<p>Kars Merkez ve Selim, Sarıkamış, Kağızman, Arpaçay, Akyaka, Digor ve Susuz ilçelerinde büyükbaş hayvanlarda görülen şap hastalığı nedeniyle Tarım İl Müdürlüğü&#8217;nce hastalığın yayılmaması amacıyla hayvan pazarı 16 gün süreyle kapatıldı.</p>
<p>ÇORUM</p>
<p>Çevre illerde görülen şap hastalığının yayılma tehlikesine karşı Çorum Hayvan Pazarı 16-31 Ağustos tarihleri arasında kapatıldı.</p>
<p>BOLU</p>
<p>Gerede&#8217;ye bağlı bazı köylerde büyükbaş hayvanlarda görülen şap hastalığı nedeniyle toplanan Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu, hastalığın yayılmaması amacıyla hayvan pazarının bir ay süreyle kapattı. Mudurnu İlçesi&#8217;nde de şap hastalığı nedeniyle hayvan pazarı kapatıldı.</p>
<p>KIRŞEHİR</p>
<p>Kaman İlçesi&#8217;ne bağlı Bayramözü ve Bayındır köylerinde şap hastalığının görülmesi üzerine ilçedeki hayvan pazarı kapatıldı.</p>
<p>SİNOP</p>
<p>Şap hastalığı nedeniyle 26 Ağustos itibariyle iki hafta süreyle Sinop&#8217;a hayvan giriş ve çıkışı yasaklandı. Kentteki tüm hayvan pazarları ikinci bir emre kadar kapatıldı.</p>
<p>EDİRNE</p>
<p>Havsa ve Keşan ilçelerinde kurulan hayvan pazarları, 9 Temmuz&#8217;da şap hastalığına karşı önlem amacıyla geçici süreyle kapatıldı. Hayvan tacirlerine yerleşim birimlerinde hayvan alım satımı yapması yasaklandı. Damızlık amaçlı hayvan alım satımının ise sadece Tarım Bakanlığı&#8217;ndan ihale almış firmalara yapılması kararlaştırıldı.</p>
<p>Kaynak : Dünya Gazetesi- 2 Eylül 2010</p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/turkiye-sapa-teslim-oldu-ali-ekber-yildirim/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türkiye şapa teslim oldu!../ Ali Ekber Yıldırım'>Türkiye şapa teslim oldu!../ Ali Ekber Yıldırım</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/bir-yandan-sap-bir-yandan-brucella/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Bir yandan şap, bir yandan brucella'>Bir yandan şap, bir yandan brucella</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/bakan-eker-gemilerde-bekleyen-hastalikli-etlerden-haberimiz-yok/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Bakan Eker: Gemilerde Bekleyen hastalıklı etlerden haberimiz yok'>Bakan Eker: Gemilerde Bekleyen hastalıklı etlerden haberimiz yok</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karasaban.net/sap-hastaligi-pazarlari-kapattiriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Balık çiftliklerine dair: Gölgesini satamadığın ağacı keseceksin!/Bülent Korman</title>
		<link>http://www.karasaban.net/balik-ciftliklerine-dair-golgesini-satamadigin-agaci-keseceksinbulent-korman/</link>
		<comments>http://www.karasaban.net/balik-ciftliklerine-dair-golgesini-satamadigin-agaci-keseceksinbulent-korman/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 08:54:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karasaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[balık]]></category>
		<category><![CDATA[balık çiftlikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Korman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karasaban.net/?p=11070</guid>
		<description><![CDATA[Doğayı emrine verilmiş bir işletme sananların bir gecekondu gibi hesapsız-kitapsızca kuruldukları o kıyılarda &#8216;kirletmeyip, bulandırdıkları su&#8217;, tek tek her bir insanoğlu için var&#8230;
İskender Aruoba’nın 30 Ağustos 2010’da Radikal gazetesindeki köşesinde yayımlanan Balık Çiftlikleri hakkındaki, “Can Dündar, epistemoloji ” başlıklı yazısına zorunlu bir yanıt:
İskender bey,
30 Ağustos’ta Radikal’de yayımlanan “Can Dündar, epistemoloji”  başlıklı hayli iddialı yazınızdan [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/bilincsiz-balikcilik-kaynaklari-tehdit-ediyor/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Bilinçsiz balıkçılık kaynakları tehdit ediyor'>Bilinçsiz balıkçılık kaynakları tehdit ediyor</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/sakaryada-baliklar-oluyor/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Sakarya&#8217;da balıklar ölüyor'>Sakarya&#8217;da balıklar ölüyor</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/40-yila-kadar-balik-nesli-bitecek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: &#8220;40 yıla kadar balık nesli bitecek&#8221;'>&#8220;40 yıla kadar balık nesli bitecek&#8221;</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="lightbox" class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.karasaban.net/wp-content/uploads/golge.jpeg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-11071" title="golge" src="http://www.karasaban.net/wp-content/uploads/golge-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Doğayı emrine verilmiş bir işletme sananların bir gecekondu gibi hesapsız-kitapsızca kuruldukları o kıyılarda &#8216;kirletmeyip, bulandırdıkları su&#8217;, tek tek her bir insanoğlu için var&#8230;</p>
<p>İskender Aruoba’nın 30 Ağustos 2010’da Radikal gazetesindeki köşesinde yayımlanan Balık Çiftlikleri hakkındaki, “Can Dündar, epistemoloji ” başlıklı yazısına zorunlu bir yanıt:</p>
<p>İskender bey,</p>
<p>30 Ağustos’ta Radikal’de yayımlanan “Can Dündar, epistemoloji”  başlıklı hayli iddialı yazınızdan benim özetle anladığım şu: Size kalırsa, balık çiftlikleri çok iyi bir şey.</p>
<p>Kamuoyunun bunun tam tersini düşünmesinin nedeni, biz sıradan Türkiye vatandaşlarının bir türlü ‘bir Batılı gibi düşünmeyi’ kıvıramamamız.</p>
<p>Yani, siz tam öyle demiyorsunuz ama pekala anlaşılıyor, yeterince balık yiyemediğimiz için  ‘kalın kafalı’  oluşumuz.</p>
<p>Size göre kimi gazeteciler de tutmuş, bilir bilmez bu olumsuzluk değirmenine su taşıyor.</p>
<p>Oysa bu biraz pis işe bulaşanların, geçmişte de, bugün de yaptıkları hiçbir yanlış, hiçbir ‘açıkgözlük’, hatta ‘açgözlülük’ filan da yok ortada. Söylenenler külliyen “laga luga&#8230;”</p>
<p>İskender bey, sizin içinde yaşadığınız hayâl alemi beni ilgilendirmez ama, gerek bu tezler, gerek onları draje etmek için  kullandığınız ve 2010 yılında hâlâ düşünce omurganızı oluşturduğu anlaşılan o kaba pozitivizm artık çok köhne; ve zannettiğiniz gibi olan biten her şeyi açıklamaya filan da yetmiyor.</p>
<p>Hele, Batı düşünce gelişiminden yerli-yersiz örnekler vererek ‘bizi bize şikayet etmeye’  kalkmanıza rağmen, balık çiftlikleri denen karmaşık konuyu ‘pürü pak’ göstermenize hiç yetmiyor.</p>
<p>‘Batılı’</p>
<p>Ama haklısınız, o görüşte kırk yıllık ezberini inatla sürdürerek &#8211; yazınızda sizin de yaptığınız gibi- kendi halkını ‘bütün yanlışların müsebbibi’ gibi görüp işin içinden çıkabilen, bu küçümseme cüretini pervasızca yol edinmiş bir pseudo Batılı insan tipi var bu ülkede. Bu bir kurnazlık türü. Bundan çok ekmek yenildi bu memlekette. Eh, ne yapalım, her toplumda her türlü insan yaşar. Gel gelelim, vahim olan ne biliyor musunuz?</p>
<p>“Batılılaşamadılar ”, “bilgiyi kullanmayı öğrenemediler ” diye kendi insanını sizin de kalkıştığınız gibi kaba bir edayla yerenlerin kahir çoğunluğu, o halkın kendi  kültürüne hakiki olarak vakıf kimi düşünce erbabının yanında, geride kalanın asıl ‘kendileri ’ olduğunun farkında bile değiller.</p>
<p>Öte yanda, yere göğe koyamadığınız anlaşılan Batı düşünce dünyası da sizin bıraktığınız yerde yerinde saymıyor.</p>
<p>‘Modern insanın’ belki de en büyük yanılgısının/yanlışının, o büyük harfle yazdığınız ‘Akıl’ın “doğaya tümüyle hükmederek onu alabildiğine değiştirebileceğini düşünmek ve buna kalkışmak” olduğunu irdeleyen pek çok hatırı sayılır görüş var bugün.</p>
<p>Bunun, gittikçe daha çok yüzleştiğimiz onulmaz büyüklükte kimi sorunların temelini oluşturduğunu öne sürenler var. Çünkü doğa onunla çok oynamaya gelmiyor. İnsanlar oralardaki eğitim kurumlarında bunları tartışıyor. Çünkü gelecek için bir umut da varsa eğer, insanoğlunun hakikati dürüstçe idrak edebilme ihtimalinde var.</p>
<p>Bizde ise, o malum düşünme metodunun daha ilkokul sıralarında ‘eksik’ bıraktığı bir sürü yarı aydın, konu ister siyaset olsun, ister balık çiftlikleri- televizyon ekranlarında, gazete köşelerinde ve de ortalıkta (yazınızda “çiftlikler yeterli olmadığı için balık yiyemeyen” insanımız için mahcubiyet duymadan kullandığınız deyimle) “sersem sepelek” boy gösteriyor.</p>
<p>‘Doğayla iç içe’</p>
<p>Ama mesele bu da değil. Bilir misiniz, ‘tek doğrunun biricik tapu sahibi’ bu Türk pozitivistlerinden daha da fenası, ruhen ‘ilkel kapitalist’ ama esasta sonradan olma bir tür ‘yarım yamalak küçük burjuva girişimci’ tipidir. (İsteyen Oğuz Atay’ı açar, ne demek istediğimi öğrenir.) Bunların bir bölüğü kapağı Bodrum’a, benzer kıyı kasabalarımıza atmıştır. Oralara başlangıçta sözüm ona, “doğayla iç-içe, güzel güzel, insan gibi yaşamak” özlemiyle gelirler.</p>
<p>Ama bir de bakarsınız, bunu bir kış bile geçmeden çarçabuk unutup, topukları kıçlarına vura vura  denizde ve karada, ormanlarda ve sit alanlarında ‘rant  peşinde’ koşmaya başlamışlar!</p>
<p>Eminim Bodrum’a yerleşmiş biri olarak- bu ‘karakter’ size hiç mi hiç yabancı gelmiyordur. En büyük eksiği ‘o konuyla ne gibi bir akçeli ilişkinizin olduğunun belirtilmemesi’ olan köşe yazınızda, ‘Balık çiftliği’ meselesine adamakıllı vakıf olduğunuzu ifşa etmişsiniz.</p>
<p>Bundan benim hiç şüphem yok. Okurlar da emin olabilirler. O nedenle -okurlar bilemeyebilir ama- siz  mutlaka şunu da bilirsiniz: Bu ilginç insanların bir kısmı (ciddi ve büyük kurumları tenzih ederim) -kokuyu anında alıp balıklama atlayarak- Ankara’nın ‘bürokrasi klanları’yla her daim sürdürülen ‘sıcak ilişkilerini’ kullanıp, yıllar önce ilk izinleri koparan ve durup dururken birer ‘balık çiftçisi’ oluverenlerdir. Bilmem bu uyanık girişimciler arasında tanıdıklarınız var mı?</p>
<p>Bir de, gene siz yazmadığınız için, şunu hatırlatmam kaçınılmaz oldu:</p>
<p>O günlerde (80’li yıllar sonları), o insanların bir kısmı (hem de bu alan, onların ne işleri-güçleri, ne de uzmanlıklarıyken) ‘yasal düzenlemeymiş’, ‘sorumlu kurummuş’ düşünmek hak getire, “istim arkadan gelsin” diyerek kendilerini bu işlere atıverdiler. Hem de uyarı filan dinlemeden, balıklama! Tıpkı mal bulmuş mağribiler gibi!</p>
<p>Ama aradan yıllar geçti, insanlar bu başıboş pervasızlığa feryat etti, bir de baktık, bir Şark kurnazlığıyla, mesela sizin “Batılı kafa yapısı”ndan dem vuran köşe yazınızda “epistemolojik öncelikten” kapı açıldı!</p>
<p>Gene sizin yazınızda “El-alemde bu işin bakanlığı var, biz de bir şube müdürlüğü bile yok” diye yakınılmalar öne sürülüverdi!  Pek  Uzatmayıp toparlayacak olursam, andığım bu iki olgunun ‘ortak mahsulü’, “doğayı kendi ait bir ‘w işletme’ gibi görebilen” izan yoksunu, tehlikeli bir kafa yapısıdır. Bu kafa dara düşünce, giriştiği zorlamalarla ilgili olarak -esasında kerameti büyük para babaları düzeninin çıkarlarından menkul- öyle ‘akılcılık’, ‘verimlilik’, hatta ‘insanlık’ tezleri uydurur ki, şaşar kalırsınız. Kendi küçük hesapları için kendini kandırdığı yetmezmiş gibi, başkasına da bunları satmaya kalkışır.</p>
<p>Bodrum’da kapının önündeki güzelim denizi satamıyor musun, öyleyse “akılcılık” mavalları uydurup içine eder, kirletirsin! Gittiği yere kadar gider, gerisini sonra düşünürsün. Öyle ya, ağaç değil ki bu meret, gölgesini satamadığın için kesesin! Bu zihniyet öyle zararsız bir oyun gibi, gülüp geçilecek bir şey değildir.</p>
<p>Neticede bir gazete köşesinde tesadüfen okuduğum çiftliklerinin denizin içine ettiği şey için, “buna kirlilik denmez, bulanma denir” kabili, ‘akıllara ziyan’ bir abuklamaya karşı duyduğum, o satırın yazarı olarak size pekâlâ şaşırtıcı gelebilme ihtimali yüksek tepkimin nedeni de özünde budur.</p>
<p>Çünkü, İskender Aruoba bey, doğa, -ağaçlar, denizler, balıklar, vs- ‘gölge satıcılarının’  işletmesine teslim edilmiş bir ‘sermaye ’ değildir. Ve dikkat buyurun, ‘deniz’ denilen o şey, siz dahil, hiç kimsenin ‘babasının çiftliği’ de değildir.</p>
<p>Doğayı emrine verilmiş bir işletme sananların bir gecekondu gibi hesapsız-kitapsızca kuruldukları o kıyılarda “kirletmeyip, bulandırdıkları su” ise, tek tek her bir insanoğlu için vardır. Onu -diyelim ki  geçici bir an için bile olsa- ‘bulandırmakta’ bir beis gör/e/meyen; dolayısıyla da başkalarının haklarına alenen ‘saldırgan’ davranan bir tuhaf ‘akıl’dan (bana göre demagoji, yazınızda  büyük akıl kavramlar altında bu saldırganlığın gizlenmeye çalışılmasındaydı) koruma görevi de yarın benim torunlarımındır.</p>
<p>Size şu son cümleyi, ola ki bir yerlere değer diye, yüzmeyi küçük yaşta Boğaz’da öğrenmiş ama şimdi akşamları o kıyıda yürürken bazen kahrolan biri olarak yazacağım:</p>
<p>Bir takım insanlar çocuklarına, artık ‘denize girmek’  diye bir şeyin ancak masal kitaplarında okunduğu günlerde yemeleri için, tertemiz denizler yerine, denizden kazanılmış leş gibi suni yem kokan servetler bıraksa ne yazar, bırakmasa ne yazar?</p>
<p>Kaynak : Radikal &#8211; 2 Eylül 2010</p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/bilincsiz-balikcilik-kaynaklari-tehdit-ediyor/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Bilinçsiz balıkçılık kaynakları tehdit ediyor'>Bilinçsiz balıkçılık kaynakları tehdit ediyor</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/sakaryada-baliklar-oluyor/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Sakarya&#8217;da balıklar ölüyor'>Sakarya&#8217;da balıklar ölüyor</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/40-yila-kadar-balik-nesli-bitecek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: &#8220;40 yıla kadar balık nesli bitecek&#8221;'>&#8220;40 yıla kadar balık nesli bitecek&#8221;</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karasaban.net/balik-ciftliklerine-dair-golgesini-satamadigin-agaci-keseceksinbulent-korman/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>La Via Campesina :&#8221;İklim Adaleti için Binlerce Cancun !&#8221;</title>
		<link>http://www.karasaban.net/la-via-campesina-iklim-adaleti-icin-binlerce-cancun/</link>
		<comments>http://www.karasaban.net/la-via-campesina-iklim-adaleti-icin-binlerce-cancun/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 08:11:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karasaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aktüel]]></category>
		<category><![CDATA[duygu kaşdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[iklim]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[via campesina]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karasaban.net/?p=11064</guid>
		<description><![CDATA[Çeviren : Duygu Kaşdoğan- 
La Via Campesina&#8217;nin iklim değişikliğine ilişkin yaptığı çağrının metnini yayınlıyoruz:

La Via Campesina tüm dünyada harekete geçmek için davet  çağrısında bulunuyor&#8230; 
Dünya ölçeğindeki toplumsal hareketler,  29 Kasım-10 Aralık 2010 tarihleri arasında Cancun’da  düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 16. Taraflar  Konferansı (COP16) için bir araya geliyor.
Kopenhag’da gerçekleşen COP 15 hükümetlerin [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/iklim-adaleti-hareketi-tekrar-biraraya-geliyor/' rel='bookmark' title='Permanent Link: İklim Adaleti Hareketi tekrar biraraya geliyor&#8230;'>İklim Adaleti Hareketi tekrar biraraya geliyor&#8230;</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/bolivya-ciftciler-iklim-degisikligine-karsi-tarimsal-cozumler-gelistiriyor/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Bolivya: Çiftçiler iklim değişikliğine karşı tarımsal çözümler geliştiriyor'>Bolivya: Çiftçiler iklim değişikliğine karşı tarımsal çözümler geliştiriyor</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/met-office-onemli-bir-tarim-ulkesi-olan-turkiye-iklim-degisikliginden-cok-etkilenecek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: MET Office &#8220;Önemli bir tarım ülkesi olan  Türkiye iklim değişikliğinden çok etkilenecek&#8221;'>MET Office &#8220;Önemli bir tarım ülkesi olan  Türkiye iklim değişikliğinden çok etkilenecek&#8221;</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Çeviren : Duygu Kaşdoğan-</strong></em><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>La Via Campesina&#8217;nin iklim değişikliğine ilişkin yaptığı çağrının metnini yayınlıyoruz:</strong></em></p>
<p><a rel="lightbox" class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.karasaban.net/wp-content/uploads/cancuniklim.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-11068" title="cancuniklim" src="http://www.karasaban.net/wp-content/uploads/cancuniklim-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p><em><strong>La Via Campesina tüm dünyada harekete geçmek için davet  çağrısında bulunuyor&#8230; </strong></em></p>
<p>Dünya ölçeğindeki toplumsal hareketler,  29 Kasım-10 Aralık 2010 tarihleri arasında Cancun’da  düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 16. Taraflar  Konferansı (COP16) için bir araya geliyor.</p>
<p>Kopenhag’da gerçekleşen COP 15 hükümetlerin mevcut iklim kaosunun kökleşmiş sebepleri ile başa çıkacak kapasitelerinin olmadığını göstermiştir. Son anda, Amerika, tartışmayı Birleşmiş Milletler ve Kyoto taahütlerinin dışına çıkarmak ve serbest piyasa çözümlerini desteklemek maksadı ile demokratik olmayan bir şekilde “Kopenhang Sözleşmesi”ni kabul ettirmiştir.</p>
<p>İklim müzakereleri büyük bir piyasa alanına dönüşmektedir. Tarihsel olarak sera gazı emisyonunun büyük ölçeğinden sorumlu olan gelişmiş ülkeler kendi emisyonlarını azaltmamak adına mümkün olan her türlü oyunu icat etmektedirler. Örneğin; Kyoto Protokolü altındaki “Temiz Kalkınma Mekanizması” (CDM) ülkelerin her zamanki gibi tüketimlerine ve kirlilik yaratmalarına imkan tanımakta, eş zamanlı olarak gelişmekte olan ülkelerin kendi emisyonlarını düşürmeleri adına güya düşük ücretler ödemektedirler.  Gerçekte olan ise şirketler iki misli kar elde etmektedirler: kirleterek ve yanlış çözümleri satarak.</p>
<p>Monsanto, GMO Roundup Ready soya fasulyelerinin ekiminin yapıldığı monokültür plantasyonlarının karbon üretmeye yetkin olduğuna, çünkü toprakra organik maddeleri toplayarak dünyanın ısınmasına yol açan sera gazının azaltılmasına katkıda bulunduğuna dair bizleri ikna etmeye çalışmaktadır. Soya monokültür plantasyonlarının yanıbaşında yaşayan topluluklar monokültürün yıkıcı ve ölümcül sonuçlarının yaşayan örneğidir. Benzer yanlış argümantasyonlar da orman monokültürüne, agroyakıt ürünlere veya sinai hayvansal üretime dayanan karbon kredilerini pazarlamak için ortaya atılmaktadır.</p>
<p>Gelişmekte olan birçok ülke de, muhtemel kârların cazibesinden etkilenmekte, bu yanlış çözümler üzerine bahis oynamakta ve iklim değişikliğine karşı etkin tedbirleri almayı reddetmektedirler: sürdürülebilir köylü tarımını desteklemek, üretimi iç piyasaya yönlendirmek, sanayi için etkin enerji tasarrufu sağlayan politikalar oluşturmak gibi&#8230;</p>
<p><strong>Binlerce insanın iklim değişikliğine karşı olan çözümlerinin uygulanmasını talep ediyoruz!</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin iklim kaosundan çıkmak için kararlı politikalar ile işe girişmesinin tam zamanıdır. Ülkeler gaz emisyonunu radikal bir şekilde sonlandırmak ve kendi üretim ve tüketim araçlarını radikal bir şekilde değiştirmek için daha güçlü ve bağlayıcı yaptırımlar uygulamalıdırlar.</p>
<p>İklim değişikliği aynı zamanda göç krizini daha da kötüleştirmektedir. Kuraklıklar, kasırgaların yol açtığı korkunç seller, su kirliliği, erozyon ve toprak aşınmaları, ve diğer neoliberal çevre felaketlerinin yıkıcı etkileri binlerce insanı yerinden etmekte, özellikle kadınları ve iflas etmiş çiftçilerin yaşamlarına umutsuz bir arayış içinde devam etmelerine yol açmakta, ve onları şehirlere, kuzeye doğru göç etmeye zorlamaktadır. Tahminlere göre yaklaşık 50 milyon insan iklim değişikliğinden dolayı göç etmek zorunda kalmıştır. Uluslararası Göç Organizasyonu’na göre “İklimden dolayı yerinden edilmiş insanlar” 200 milyon insana ulaşmakta ve bu da insanoğlunun karşılaştığı en kötü göç krizini oluşturmaktadır.</p>
<p>Çözümler mevcut. 35.000’den fazla insan yeni vizyonların genişletilmesi ve dünyayı koruyacak önerilerin sunulması üzerine Cochabamba’da (Bolivya) Dünya Halkları İklim Değişikliği ve Yeryüzü Ana Hakları Konferansı’nda bir araya geldi.</p>
<p>UNFCCC’nin Cochabamba Halk Anlaşmasının önerilerini onaylanmasını ve bugüne kadar ortaya atılmış her türlü yanlış öneriyi reddetmelerini talep ediyoruz.</p>
<p><strong>Taleplerimizden bazıları: </strong></p>
<p><em><strong>Toprak ve orman haklarının savunulması: </strong></em><em>REDD + inisiyatifi reddedilmelidir. </em>Ormanların korunması ve çölleşmiş orman arazilerinin tekrardan ağaçlandırılması tüm hükümetler için bir zorunluluktur; ki bu da yerel halkların ve köylülerin toprak ve kendi mülkiyetleri üzerindeki özerkliklerini, haklarını veya kontrollerini sınırlamadan, diğer ülkelerin ve şirketlerin monokültür ekim yapmalarına devam edecekleri bir mazeret olarak sunulmadan uygulanmalıdır. Yerel halkların ve köylülerin mülki ve kültürel hakları tüm iklim anlaşmalarında açıkça tanınmalıdır.</p>
<p><em><strong>İklim mühendisliğinin reddi: </strong></em>İklimi değiştirmek için planlı olarak tasarlanmış geniş çaplı öneriler, örneğin; sözde kuraklığa, ısınmaya ve tuzlanmaya karşı dayanıklığı arttırdığı savunulan organik gübre (biochar) ve genetiği değiştirilmiş bitkiler, okyanusların verimlileştirilmesi veya bulut kütlelerinin oluşturulması çözüm sunmak yerine sadece ve sadece kontrol edilemeyen yeni problemler yaratmaktadır.  İklim mühendisliği, ulusötesi şirketlerin daha çok kar elde etmek adına insanlığın ve yeryüzünün geleceği ile oynamaya hevesli olduğunun bir örneğini teşkil etmektedir.</p>
<p><em><strong>Karbon ticareti planlarının ve Temiz Kalkınma Mekanizmalarının (CDM) reddi: </strong></em>Karbon ticaretinin, yatırımcı karı yaratması açısından, aşırı derecede kazançlı olduğu kanıtlanmıştır. Fakat bu ticaret sera gazının azaltılmasında tamamen başarısız olmuştur. Yeni oluşturulan “karbon piyasası”nda karbon fiyatları dibe vurmakta ve bu da kirliliği daha da teşvik etmektedir. Tüm karbon emisyonları, kirletme hakkına sahip olmak için ödeme yapılmasına izin verilmesi yerine kaynaklarından azaltılmalıdır.</p>
<p><em><strong>Dünya Bankası’nın içinde yer aldığı</strong></em> iklim değişikliğini kontrol etmek için kullanılan fonlar ve ilgili politikalar <em><strong>reddedilmelidir. </strong></em></p>
<p><strong>Yeryüzünü soğutmak ve insanlığı doyurmak için milyonlarca köylü topluluklarına ve yerel bölgelere ihtiyacımız var. </strong></p>
<p>Bilimsel çalışmaların gösterdiği gibi köylüler ve yerel halklar biyoçeşitliliği arttırarak,  toprağın organik materyallerini iyileştirerek, sınai et üretimini küçük çaplı çeşitlendirilmiş gıda üretimi ile değiştirerek, yerel piyasaları genişleterek, çölleşmeyi durdurarak ve entegre orman yönetimini işleterek mevcut küresel emisyonunu %75’e kadar azaltabilir.</p>
<p lang="tr-TR">Köylü tarımı yeryüzünün karbon dengesine olumlu bir şekilde katkıda bulunmanın yanı sıra; kadın, erkek, 2.8 milyar insana iş vermekte, açlık, kötü beslenme ve günümüz gıda krizi ile başa çıkmada en iyi yol olarak kalmaktadır.</p>
<p>Toprak hakkı ve mülklerin iadesi, gıda egemenliği, suya bir insan hakkı ve ortak yarar olarak ulaşım, tohumları kullanma, saklama ve değiştirme hakkı, yerel marketlerin tekrardan konsantrasyonu ve teşviki vazgeçilmez koşullardır. Böylece, köylüler ve yerel halk dünyayı beslemeye ve yeryüzünü soğutmaya devam edecektir.</p>
<p><strong>Binlerce Cancun için bize katılın!</strong></p>
<p>Farklı organizasyonlar ile birlikte, halihazırda yeryüzünü soğutan dünya köylülerinin gücünü ve direnişini bir araya getirecek <strong>Cancun’da bir kamp </strong>kuracağız.</p>
<p><strong>Binlerce protesto ve eylem</strong> düzenlemek, yanlış piyasa çözümlerini reddetmek için toplumsal hareketlere, mevcut kuruluşlara ve tüm insanlara sesleniyoruz. Aralık’da Cancun’da gerçekleşek olan büyük çaplı piyasa görüşmelerini alt edene kadar sürekli hareket içinde olacağımızı duyuruyoruz.</p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/iklim-adaleti-hareketi-tekrar-biraraya-geliyor/' rel='bookmark' title='Permanent Link: İklim Adaleti Hareketi tekrar biraraya geliyor&#8230;'>İklim Adaleti Hareketi tekrar biraraya geliyor&#8230;</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/bolivya-ciftciler-iklim-degisikligine-karsi-tarimsal-cozumler-gelistiriyor/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Bolivya: Çiftçiler iklim değişikliğine karşı tarımsal çözümler geliştiriyor'>Bolivya: Çiftçiler iklim değişikliğine karşı tarımsal çözümler geliştiriyor</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/met-office-onemli-bir-tarim-ulkesi-olan-turkiye-iklim-degisikliginden-cok-etkilenecek/' rel='bookmark' title='Permanent Link: MET Office &#8220;Önemli bir tarım ülkesi olan  Türkiye iklim değişikliğinden çok etkilenecek&#8221;'>MET Office &#8220;Önemli bir tarım ülkesi olan  Türkiye iklim değişikliğinden çok etkilenecek&#8221;</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karasaban.net/la-via-campesina-iklim-adaleti-icin-binlerce-cancun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Citta slow bizler için sadece bir kalkan oluşturdu, aynı şekilde hayatımıza devam etmek için&#8221;</title>
		<link>http://www.karasaban.net/citta-slow-bizler-icin-sadece-bir-kalkan-olusturdu-ayni-sekilde-hayatimiza-devam-etmek-icin/</link>
		<comments>http://www.karasaban.net/citta-slow-bizler-icin-sadece-bir-kalkan-olusturdu-ayni-sekilde-hayatimiza-devam-etmek-icin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 13:33:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karasaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aktüel]]></category>
		<category><![CDATA[balıkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[citta slow]]></category>
		<category><![CDATA[duygu kaşdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[orkinos]]></category>
		<category><![CDATA[seferihisar]]></category>
		<category><![CDATA[sığacık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karasaban.net/?p=11059</guid>
		<description><![CDATA[Röportaj- Duygu Kaşdoğan- Yakın zamanda citta slow (yavaş şehir)  ünvanını edinen Seferihisar’ın Sığacık bölgesi tam da isminin  çağrıştırdığı gibi küçük alana birçok şeyin sığdırılmaya çalışıldığı  sakin, huzurlu bir yer.
Kısa süreliğine geldiğim Sığacık’ın”  yavaş yaşamı”nı ne kadar  devam ettirebileceğine dair aklımda soru  işaretleri oluşmaya başlamıştı. Gündemde olan “Orkinos  çiftliğinin” bölgeye [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/birlik-yoneticileri-hukumet-ve-dunya-bankasi-ayni-yone-bakmakta-ve-ayni-istikamette-ilerlemektedir/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Birlik yöneticileri, Hükümet ve Dünya Bankası aynı yöne bakmakta ve aynı istikamette ilerlemektedir!'>Birlik yöneticileri, Hükümet ve Dünya Bankası aynı yöne bakmakta ve aynı istikamette ilerlemektedir!</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/orkinos-ciftligi-sakin-sigacik%e2%80%99i-harekete-gecirdi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Orkinos çiftliği, sakin Sığacık’ı harekete geçirdi'>Orkinos çiftliği, sakin Sığacık’ı harekete geçirdi</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/tutun-ureticileri-imf-ve-dunya-bankasi-politikalarina-protesto-etmek-icin-alandaydi%e2%80%a6/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Tütün Üreticileri, IMF ve Dünya Bankası Politikalarını Protesto Etmek İçin Alandaydı….'>Tütün Üreticileri, IMF ve Dünya Bankası Politikalarını Protesto Etmek İçin Alandaydı….</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a rel="lightbox" class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.karasaban.net/wp-content/uploads/seferihisar.jpg"></a><a rel="lightbox" class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.karasaban.net/wp-content/uploads/Seferihisar7.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-11062" title="Seferihisar7" src="http://www.karasaban.net/wp-content/uploads/Seferihisar7-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Röportaj- Duygu Kaşdoğan- </em>Yakın zamanda citta slow (yavaş şehir)  ünvanını edinen Seferihisar’ın Sığacık bölgesi tam da isminin  çağrıştırdığı gibi küçük alana birçok şeyin sığdırılmaya çalışıldığı  sakin, huzurlu bir yer.</strong></p>
<p><strong>Kısa süreliğine geldiğim Sığacık’ın”  yavaş yaşamı”nı ne kadar  devam ettirebileceğine dair aklımda soru  işaretleri oluşmaya başlamıştı. Gündemde olan “Orkinos  çiftliğinin” bölgeye kurulması planları da sorularımı  belirginleştirdi.</strong></p>
<p><strong>Bölge hakkında genel bilgi almak ve bölgenin  sorunlarını anlamak adına otelinde misafir olduğum İsmail Ecer Bey ile  dolu dolu bir sohbet gerçekleştirdik…</strong></p>
<p><strong>Seferihisar  tarımı hakkında genel bir bilgi verebilir misiniz?</strong></p>
<p>Seferihisar  doğumluyum. Buralarda benim çocukluğum zamanında tütüncülük vardı,  sebzecilik yoktu. Ben 10-12 yaşındayken, 60’lı yıllardada sebzeciliğe  geçildi. Sebzeye bizim buralarda zerzevat derlerdi. İki tane kaptı kaçtı  dediğimiz minibüsler vardı. Zerzevatlar bu minibüslerle Seferihisar  haline giderdi. Hal’e de o zamanlar  kanto derlerdi. Izmir’e o zamanlar  ulaşım kolay değildi. Daha sonraları naranciye ile uğraşılmaya başlandı.  Naranciyenin getirisi iyiydi ve uzun yıllar buranın insanının geçim  kaynağı oldu. Her ne kadar naranciyenin ilk yetiştirilime süreci  zahmetli olsa da- 10, 15 yıl çocuk gibi bakarsınız- sonrasında kazancı  güzel olur.</p>
<p><strong>İzmir’in merkezindeki mandalina  bahçelerinin zaman içinde yok olduğunu, yerlerine konutlar yapıldığını  duyuyor ve gözlemliyoruz. Seferihisar’daki naranciye bahçeleri şu an ne  durumda?</strong></p>
<p>Tabi ki rant işi bu. Eskiden tütün  tarlalarını, üzüm bağlarını ve bazı zeytinlik alanları mandalina  bahçeleri yok etmişti. Getirisi azalınca alternatifler çıkıyor ve eski  ekim alanları yok oluyor. Mandalina bahçeleri de babadan oğula bölünerek  geçti zamanla. Bundan dolayı bir kişinin geçimini sağlayacak şekilde  elinde kalmadı.</p>
<p>Naranciye bahçelerini bozdurmayalım diyoruz.  Düşünün iki tane yan yana tarla var. Yıllar önce birisinin babası  işlemiş, emek vermiş. Diğeri ise işlenmemiş boş tarla. Mandalina  bahçesini koruyalım ve inşaatı mandalina bahçesi olmayan yere yapalım  diyoruz. Ama bir yandan da devletten teşvik yok, kişi naranciye  bahçesinden geçimini sağlayamıyor.Sen bunu bozma demek için o bahçenin  kişiye bir artısının olması gerekmekte.</p>
<p>Yani korunmasını mülk  sahibinden istemek lazım ama bir yandan da hep beraber mücadele  etmeliyiz. Kim satmak ister ki tarlasını, en azından hatırası vardır.  Sonuna kadar muhafaza etmek isteyecektir içgüdüsel olarak. Çaresiz  kalınca ne yapacak?</p>
<p>Bu konu sadece mandalina bahçeleri ile  sınırlı değil. Mesela; kıyılarımız topluma, kamuya açık olsun düşüncesi  güzel. Ama ordaki mülk sahiplerinin tapularının iptal edilmesi de söz  konusu bir yandan… Adaletli bir durum değil. Tapuyu alan devletten almış  zamanında, devlet şimdi burası kıyı çizgisi diyor. Neyse ki Avrupa  İnsan Hakları mahkemesinden çıkan kararların da etkisiyle  yeni bir yol  bulunarak bu sorun asgariye indirildi. Ama Kıyı çizgisinin peşinden kıyı  şeridi geliyor.Kıyı şeridinde yapılaşma yasak.Yanlış hatırlamıyorsam  1992 yılında konuldu bu yasak.Ama o yıldan önce yapılmış olan konutlar  var. Şimdi sahil şeridindeki bu uygulamanın nasıl yansıdığını hemen  şuradan ileriye doğru yürüdüğünüzde neye mal olduğunu  görebilirsiniz.Kıyı şeridinde bir imar adasında 92 yılına kadar yapılmış  konutlar haliyle yerinde duruyor,yanıbaşındaki arsalara şimdi konut  yapmak yasak. Ama mülkiyeti şahıslarda.Arsaya konut yapılamadığı için  bakımsız ve adeta yılan yuvası. Kamulaştırma işlemi de yapılmadığından  devlet de bir şey yapmıyor.Bu arsalardan kamu da yararlanamıyor.Yazık  değilmi orada yaşamlarını sürdürmeye çalışan insanlara ve de hiç bir işe  yaramayan o arazilere? Bu yıl yeni bir kararla kıyı şeridinden sonra  gelen birçok bölgenin  de imar durumları değiştirildi ve konut imarlıdan   turizm amaçlı imarlı arsa konumuna getirildi. Az önce anlattığım kıyı  şeridinde yaşanan olumsuzluklar buralara da taşınmış oldu.Aynı şekilde  bundan da  birçok kişi mağdur oluyor. Bu çizgiler neye göre belirleniyor  bilmiyoruz. Hepsi bir yana, örneğin antik sit alanı olarak belirlenen  bölgenin sınırları arada bir değişir mi?</p>
<p><strong>Yakın  zamanlarda bölgenizde açılışı gerçekleşen marina için de benzer bir  durum söz konusu mu peki?</strong></p>
<p>Marinanın olduğu yerde toplumun elinden  alınan birşey var. Daha önce buranın halkının kullandığı yer birilerine  satılmış durumda. Devlet, ben koruma adına kıyı kenar çizgisi  oluşturdum diyor; ama bir taraftan da muazzam bir marina inşa edilmiş.</p>
<p>Marinanın  inşası ile marinanın olduğu yerdeki iskelede barınan, yalnız balıkçı  tekneleri değil amatörce kullanılan tekneler, gezi tekneleri açığa  çektirildi. Bir balıkçı limanımız var ama tüm teknelerin oraya sığması  mümkün değil. Yat limanında teknelerini tutmak mümkün değil tabi bir  çoğu için. Ne de olsa ucuz birşey değil. Önceden parasız  barındığınız yer bir şekilde paralı hale geliyor. Buranın  halkının barındığı bir yer de değil. Vardır tabi ama çok az. Daha çok  burayı dışarıya açmış oldular.</p>
<p><strong>Marinanın yapımı citta  slow ünvanı ile çelişen bir durum değil mi?</strong></p>
<p>Marinanın  temel atma töreni 1995-1996 yıllarında oldu. Demirel atmıştı temeli. 3-5  sene öncesinde de yap-işlet-devret projesiyle de ihale edildi ve bu yıl  açılışı gerçekleşti. Marinanın düşünülme tarihi ile citta slow’un adım  atılma tarihleri arasında 15 senelik bir zaman zarfı var. Marina değil  sadece citta slow ünvanını bozacak. Dahası geliyor! Ünvan ile birlikte  ziyaretçi sayımız arttı. Belki ziyaretçiler dokuyu bozmaz ama  ziyaretçilere müdahale edilmemesi dokuyu bozuyor. Araç ile gelip her  yere parkediyorlar. Kaldırımlar ve çim alanlarının üzerine araç  parkediliyorsa dokunun korunduğundan bahsetmek pek mümkün değil. Bu  anlamda başarısız olduğunu düşünüyorum.  İlk gelen ziyaretçilere mesaj  pek iyi verilemedi. Bu şekilde devam ederse citta slow bir fantazi  olarak kalır diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>Kısaca citta slow  ünvanına sahip olunması ile birlikte bölgede ne gibi olumsuzluklar  yaşandı diyebiliriz?</strong></p>
<p>Aslında çok birşey götürdüğü yok şu  anda. Evet park sorunu bile aşılamadı, düzenlemeler yapılamadı tam  olarak, ziyaretçilerin artması ile yaşam alanlarında daralmalar oldu,  bunaltıcı olan o diğer turizm bölgelerindeki hava bize de yansıdı deriz  ama bunların çözülmesi çok da zor ve geç  değil. Radikal birkaç karar  ile çözülebilir.</p>
<p>Dikkate alınması gereken yaşam şeklimizi bu  işlerin bozmaması. Citta slow olduk diye havalara uçmuyoruz. Biz büyüsü  bozulmamış şekilde yaşamımıza devam ediyoruz. Citta slow  bizler için sadece bir kalkan oluşturdu, aynı şekilde hayatımıza devam  etmek için. Yani, biz zaten yavaş şehiriz dedik. Herkes tabi ki gurur  duydu. Yavaş şehir projesi ortaya atılmış ve yeniden yapılandırılmış bir  şehir değil. Mevcut bir yavaş şehir vardı, bize o ünvan verildi.</p>
<p><strong>Peki bu  “etikete” sahip olmanın getirileri neler oldu sizce?</strong></p>
<p>İnsanlar küçük  tarım alanlarında uğraşırken, turizm sektöründe küçük küçük işletmeler  ile bu işi yürütürken, küçük tekneler ile geçimlerini sağlamaya  çalışırken birden potansiyelin artması ile yeni oluşumlar gerçekleşti  tabi. Kadınlar bazlama, el işleri gibi kendi ürettiklerini satmaya  başladılar ve onlara ekonomik getirisi oldu. Otellerde, pansiyonlarda  yoğunluk biraz daha arttı. Gelen ziyaretçiler için tekne turları iş  yapar oldu…Ama bu boyutlarda kalmalı. Profesyonelliğe kayma olursa başka  bölgelerde yaşanan hanutçuluk dediğimiz olayı yaşamaya başlarız. Vardır  ya biri bir kolundan çeker diğeri bağırır kendi restoranına  çağırır…Bizim buralara bu girmiş değil. Ama bu potansiyel varken bölge  de, onun da girmemesi için hiçbir neden yok ne yazık ki&#8230;</p>
<p>Buraya  dışardan gelen insanlar memleketiniz çok güzel aman sahip çıkın  diyorlar. Öğüt güzel! Ama buranın insanı zaten kanaatkar davranarak  geçimini sağlamış…Olta balıkçılığı yapmış. Limanda çekilmiş trollar  varsa bunlar gerçek Sığacıklı değildir. Karadenizden ordan burdan  gelmiştir…Hem öğüdü verenler onlar oluyor hem de buraya yüklenen onlar!</p>
<p><strong>Buranın halkı  bu ünvanı taşıyor mu peki? Yahut taşıyacak mıdır? Orkinos eylemi  konuşulurken asıl bölge yerlisinin bu eyleme katılmadığından  yakınılıyordu…</strong></p>
<p>Bu faaliyetlere biz ailece katılırız. Bunun  gerekli olduğunu düşünüyoruz. Evet, mesela toplantılar olur yerli  dediğimiz insanlar neden bu etkinliklere katılmıyorlar, asıl onların  sahip çıkması gerekir diye eleştiri alırlar&#8230; Onların namına ben  sözcülük  yapar durumda oluyorum, kendi insanıma sahip çıkmak zorunda  hissediyorum. Buranın dokusunun bozulmamasını sağlamış bu insanlar ve  yıllar yılı buraları korumuşlar… Tepeden tırnağa halkın hepsi doğaya,  tarihe zarar vermemiştir demek doğru olmaz. Ama en azından burayı  yağmalamamışlar, ilk olarak bunu kabul etmeliyiz. İkincisi, mesela; şu  karşımızdaki Akkum tepesinin benim çocukluğumda yarısından fazlası  çamlıktı. Her yıl iki üç defa yangın çıkardı orada. Şimdi bu yangını  çıkaranlar oraya piknik yapmaya gelenler. Halk elinde kazma kürek Akkum  tepesine koşturup söndürüyorlardı. Bir kısmı yansa da bir kısmını  kurtarıyorlardı… 40-50 yıllık bir maziden bahsediyorum. 50 yıl boyunca  koşturmuşsanız gene o dağa koşmaya devam eder misiniz? Şimdi halkın  duyarsız olduğu söyleniyor. Esasında duyarsızlık değil bıkkınlık var…</p>
<p>Devletin  kurumları da halka öğüt veriyor. Tarihi Sığacık kalesini önce siz  koruyacaksınız diyorlar. Korumayıp buraya bir çivi çakarsanız  yargılanırsınız deniliyor. E peki vatandaş da görmüyor mu Sığacık  karakolu tam da Sığacık kalesinin tepesinde kurulu! Veya  karakolun altına bomba atılmasın diye kaleya yapılan demir  parmaklıkları! Bunları Sığacık halkı yapmadı, öğüt verenlerin ta kendisi  yapıyor… Yasaklara riayet etmemekle suçlanan  vatandaşlar da ilk  ifadelerini o karakolda veriyor!</p>
<p>Kıyı çizgisi  konusunda da benzer durumlarla karşı karşıyayız. Mesela, bu otel arazisi  bize dedemizden miras. Birileri kıyı kenar çizgisi diyor ve burayı o  çizginin ön tarafında bırakıyor. Tapu iptal davası açıldı 15 yıl kadar  önce hazine tarafından. Bizim idari mahkemelere başvurumuz sonucu daha  bu kış tapunun iptal edilmemesi yönünde karar çıktı. Diğer taraftan da  geçen yıl bitişiğimize sahil güvenlik lojmanı olarak kullanılan bir yer  yapıldı. E bu kıyı çizgisini veya kıyı şeridini ihlal etmiyor mu?  E-devlet diyorlar ya insanın e-be-devlet! diyesi geliyor…</p>
<p>Sığacık  esasında ölçerseniz derinliğine 1km, genişliğine  2km gelir. Bu kadar  yerin içinde doğal sit, kentsel sit, antik sit, kıyı kenarı var. Denizde  avlanma hakeza. Bunların hepsi bir araya, bu küçük alana sıkıştırılmış.  İnsanlara söylenen buraya şu yasak, kaleye yasak, antik kente yasak…  Bunların hepsi tamam da halk korurken toplumun, devletin hep birlikte  buraları koruması lazım.</p>
<p><strong>Orkinos çiftlikleri de  Sığacık’ın ne kadar, kimler tarafından “korunmadığını” göstermek  açısından önemli bir konu diye düşünüyorum…</strong></p>
<p>Şimdi bir de  bu çıktı. Biz trolculara karşı çıkan yok mu derken, bir de bu konu  gündeme geldi. Aslında Urla tarafına yapılacak bu çiftlik diyorlar ama  Sığacık körfezinde yapımı planlanılıyor. Sığacık bölgesinde iki tane  alternatif su ürünleri alanları var. Oralara balık çiftlikleri kuruldu.  Bunları bizim koylarımız  kaldırır mı diye tartışırken bir de Orkinos  çiftlikleri çıktı. Araştırdık, bu Türkiye’de yeni kurulan bir çiftlik  değil. Antalya’da 7 numaralı su ürünleri bölgesinde mevcutmuş. Dereler  orada çok akıp alüvyon  fazlalığı oluşmuş ve balıklar zayiat vermiş.  Sığacık körfezi daha iyi diye buraya taşıyacaklarmış…</p>
<p>Başaranlar  diye bir şirket yürütüyor bu çiftlikleri, Japonlar ile ortaklığı varmış.  ÇED raporlarına baktım, 9-10 numaralı alternatif su ürünleri bölgesinin  raporları.  İş ciddi. Bunu duyan doğaya duyarlı STK’lar da  hareketdeler.</p>
<p>Yıllar öncesine dönersek Sığacık körfezinin  turizme uygun olmadığı yönünde kararlar alınmış. Buna istinaden  alternatif su ürünleri bölgesi olarak belirlenişi de 8-10 yıllık bir  mesele. Kim nasıl karar vedi bunlara bilmiyoruz. Yerli yabancı tüm gören  gözler, hepsi şu anki haliyle buraya cennet diyor, burası turizm  açısından bir işe yaramaz raporu verilmiş ama&#8230; Hayırlı olsun  memlekete!</p>
<p>Türkiye’nin sorunu bu, Türkiye güzelim bir  koyunu kaybetmekle karşı karşıya. Birinci dereceden bizim sorunumuz ama  Türkiye’nin sorunu bu!</p>
<p><strong>Peki neden orkinos  çiftliklerine karşı çıkılıyor? Doğaya, bu bölgeye ne gibi zararları  olabilir? Biraz açabilir misiniz bu konuyu?</strong></p>
<p>ÇED  raporlarına bakacak olursanız hiç bir zararı yok! Diyorlar ki; biz burda  besleme, büyütme esnasında çevreyi kirletmeyeceğiz, atığımız olmayacak.  Verdiğimiz yemlerden alta geçenler olursa balık adamlar ile  toplatacağız. Verdiğimiz yemler de suni değil. Tirsi, sardalya, hamsi  türü ekonomik değeri az olan balık türlerini ithal edeceğiz ve bunlar  ile beslenecek balıklar diyorlar.</p>
<p>Malzeme dışarıdan  ithal edilecek deniliyor, yem de dışarıdan gelecek. Yetiştirildikten  sonra da ihraç edeceğiz deniliyor. Uluslararası orkinos ve orkinos  benzeri balıklar avcılığı denetim örgütü (ICCAT)  orkinosların avlanma   kotalarını belirlemiş. Bazı ülkeler kotalarını kullanmıyormuş. Bizim   420 ton avlanma  kotamız varmış ama yeterli olmayan  kotayı başka  ülkelerden alacakmışız. Başka ülkeler kotasını kullanmıyor, biz uyanık  olduğumuz için kullanıyoruz…</p>
<p>Internetten orkinosların nasıl hasat  edildiğine baktığınız da hoş olmayan görüntüler ile dolu. Ilıdır’da  (Çeşme) orkinos çiftliği var. Orda kafalarından vurularak hasat ediliyor  deniliyor, Ege Üniversitesi su ürünleri bölümünün gözlemleri sonucu  hazırladığı bir raporda da hasatın öyle yapıldığı belirtiliyor . ÇED  raporunda ise elektro şok ile hasat edeceğiz deniliyor. Yüzde 80’ini  şoklanmış olarak gemiyle Japonya’ya göndereceğiz diyorlar. Yüzde 20’sini  de çiftlik bölgesinde geminin içerisinden dışarıya kanlarını akıtmadan  parçalama işlemini gerçekleştirip soğuk hava depoları ile karadan  göndereceğiz diyorlar. Hatta Belediye Başkanınımızın da katıldığı bir  toplantıda, Başaran şirket temsilcileri hasat edilen orkinosların  tamamını parçalamadan direk göndereceğiz diyorlarmış.</p>
<p>Rakamlara,  raporlara bakarsanız herşey yolunda. Ama Ege Üniversitesi’nin raporunda  diyor ki balıklar torba ağları ile çekilerek yakalanıyorlar ve oradan  beslenme kafeslerine aktarılıyorlar. Dolayısı ile bu şekilde  yakalandıkları için tane tane sayılmalarının ve tartılmalarının imkanı  yok. Ama ÇED raporuna bakarsanız herşey rakamlarla çok net!</p>
<p>ÇED Raporunda  özetle  şöyle yazıyor; beslemek için orkinoslara verdiğimiz yem   balıkların üçte biri enerjiye dönüşecek, üçte biri balıklarda et olarak  artış sağlayacak ve üçte biri dışkı olarak  denize bırakılacak. Şimdi  kendi verdikleri bu veriden yararlanarak bir hesap yaparsak; bir  yetiştirme döneminde yani altı aylık bir zamanda 534 ton olarak  kafeslere konulan balıklar  700 tona ulaştıklarına göre aradaki et  artışı  166 ton olacak, dolayısı ile denize bırakılan dışkı miktarı da  166 ton olacaktır. Yani 6 ayda 166 000 kg. dışkı atığı! Bilir kişi  raporlarının olumlu olması, ona istinaden bakanlığın imza koyması  Sığacık körfezinin kirleneceği gerçeğini  değiştirecek mi? Bir koydan  bahsediyorsunuz. Profesör, alim, uzman olmaya gerek yok. Bizim küçük  koylarımıza gidelim Yunanistan’dan gelen atıkları bulursunuz. Yani  akıntının bu yöne olduğunu anlamak hiç de zor değil. Alim olmaya gerek  yok yani. Denizde ne malzeme varsa olduğu gibi bizim bu koylara geliyor.  Burda hangi köylüye, balıkçıya sorarsanız, adam denizde birşeyini  kaybederse iki gün sonra gelip bu koylara bakar… Sonra bu denenmemiş da  değil. Teos Marinanın yapımı aşamasında denizin derinleştirilmesi  çalışmalarında desarj edilen çamurları önce remorkörlerle şimdi orkinos  çiftliği kurulması planlanan alanlara boşalttılar. Akıntı hepsini aldı  geriye getirdi. Baktılar ki olmayacak;  killik burnu istikametinde taa  Ege denizi derin sularına  kadar taşımak  zorunda kaldılar.</p>
<p>10 sene sonra  yanlış yaptık diyenler olacaktır. Ama raporlar bunu yazıyordu  diyecekler. İş işten geçmiş olacak…</p>
<p>Yukarıdaki soruya  geldik yine. Neden buranın insanı biraz çekingen duruyor. Hangisine  müdahale etsinler? Bir taşın altından kurtuluyorsunuz diğeri  üzerinize geliyor. Ondan kurtuluyorsunuz bu sefer daha büyüğünün altında  kalıyorsunuz. Sonra da kadercilik olgusu insanın üzerinde  hüküm kurmaya başlıyor…</p>
<p><strong>Hayvancılık yaparken  yaşadıklarınız da  bu bahsettiğiniz taşlardan biri olsa gerek…</strong></p>
<p>Kışın turizmde  potansiyel olmadığı için haynacılığa kalkışmıştım biraderimle. Ne kadar  da riskli bir iş olsa yine de yapalım dedim. Büyük paralar  yatırıyorsunuz kazanacağınız belli değil. Hırsızlığı var, hastalığı var,  doğal koşullar var.. Bir yıldırım düşse bittiniz. Riski göze alıp  kalkıştık bu işe. Birileri Türkiye’nin güzel olmasını istiyor ya,  sağlıklı et yiyelim, mezbahalara kriterler getirelim diyorlar.  Belirtilen kriterleri tutmayan mezbahaları da kapatıyorlar. Bizim de  belediyeye ait mezbahamız vardı. Kapatıldı! Burada dünya kadar insan  hayvancılık yapıyor. Buradaki kapanınca en yakın(!) mezbahalar İzmir  Bornova’da Pınar’ın tesisi ve Çoban tesisleri. Bunlardan birine götürmek  zorundasın. Bu da o kadar kolay değil! Benim başımdan geçti. Oraya  götürebilmek için İlçe Tarımdan yol ve menşe belgesi almak gerekiyor,  hayvanların çalıntı olmadığına dair. Neyse bir gün yola çıktık  hayvanları götüreceğiz. Belgeleri almak için İlçe Tarım’a gittik.  Görevli memur geldi. Küpe numaralarını kontrol falan edip belgeyi  verecekler. Aksilik çıktı bir tane küpe numarası tutmuyor. Belgeyi sabah  veremediler, öğle tatili geçti ancak öğleden sonra geç bir vakit  belgeleri alabildik. Bu arada hayvanlar yatmasın diye de araba  Seferihisar çevresini habire dönüp duruyor…Neyse İzmir’e vardık ki tesis  kapanmış. Geceyi hayvanlar orda geçirmek zorunda kaldı…Ne kadar su  versek de ertesi gün aç susuz olarak kesime girdiler. Ben bu işi  bırakıyorum dedim! Bunun gibi maceralar hala  her gün yaşanıyordur ve  burda hayvancılık ile geçinen bir sürü insan var.</p>
<p>Yani  düşünceler güzel. Daha iyi olması için birşeylerin adımları atılıyor.  Fakat bu adımları atarken –mezbahanın kapatılması mesela- sonuçları  neler olabilir düşünülmüyor. Ne yazık ki benim yetkililerim, devletim kötü koşulda  olanları iyiye çevirmek için değil de yasak koyup işin içinden çıkmaya  çalışıyor.</p>
<p><strong><br />
</strong></p>
<p><strong>Olumsuzluklar sürekli mevcut. Dediğiniz  gibi bir sorun ile uğraşırken yeni yeni altından kalkılması zor  sorunlar ile karşılaşıyoruz…Belirttiğiniz ve benzeri  sorunlardan çıkış yolunu nerde görüyorsunuz peki? Eğer ki çıkış yolları  varsa tabi…</strong></p>
<p>Biz tüm bu olanlara rağmen yılmıyoruz. Ben  şahsen umutsuz değilim ve bunların aşılabileceğine inanıyorum. Bu  olumsuzluğu yaratanlar bir gün bu işleri olumluya çevirebilir. O günleri  bekliyoruz… Bir gün olur sadece yasak yeterli gelmez diyen birileri  çıkacaktır. Anlayış buna kayma gösterirse sorun çözülmüş olur.</p>
<p><strong>Yetkililerin  mi bu durumları düzelteceğini düşünüyorsunuz yani?</strong></p>
<p>Hayır, çözümü  toplumun kendisinde görüyorum. Toplumun  iyi ve güzele olan şiddetli  talebi buna hız kazandırabilir. Ama zaman zaman toplum da karamsarlığa  sürükleniyor. Çoğu insan da bakarsınız bana da sahip çıkarlar düşüncesi  ile kamufle ediyor birçok şeyi. Sistem kendilerine çalışıyorsa bunu  değiştirmek istemeyen insan, firma da çok.</p>
<p>Orkinos eylemi  yapıyorsunuz, Çiftliklerden  en çok etkilenecek olan kuruluş olan Teos   marina ortada yok. En çok bağırması gereken o değil mi? Neden ortada  yok?</p>
<p>Başaranlar ile Kolin firması [Marinanın  işletmecileri], onlar büyükler…Orkinos hesabı Başaranlar açısından tek  sezon için hesap şöyle:700 000 kg * 11 USD/Kg.=7 700 000 USD. Burdaki  vatandaş da küçükler. Onlara düşen de tek sezon için 166 000 Kg. dışkı…</p>
<p>Benim  vatandaşım bunu düşünmüyor mu? Onların düşündüğünün on katını  düşünürler. Kandırmak, inandırmak zordur burdaki köylüyü. Gerçekten  söylüyorum. Üstelik siz bu insanlara 10 yılda 1 660 000 kg. balık  dışkısı sizin körfezi kirletmez derseniz inandırıcı olmaktan geçin bu  insanların muhakeme yetenekleri ile alay etmiş olursunuz. Onlar  en  azından kendilerine  reva görülenlerin  neyin uğruna yapıldığını  ne  maksatla  yapıldığını  veya neyin karşılığında yapıldığını  bu kadar  deneyimden sonra ziyadesiyle çözebilecek tecrübedeler. Fakat şimdilik  suskunlar. Benim de çok merak ettiğim iki husus var. Bu insanların  sabrı  ne zaman tükenecak ve bu sabırlı  insanlara daha ne kadar  yüklenilecek&#8230;</p>
<p><strong>İsmail Bey, çok teşekkür ediyorum.  Eklemek istediğiniz birşeyler var mı?</strong></p>
<p>Devletine karşı  çok  saygılı bu  güzide insanların “yetti be gari” dedirtinceye kadar  sabırlarının zorlamamasını temenni ediyorum. Onlara ve onların  yaşamlarını sürdürdükleri güzel Sığacık’a ve Sığacık körfezine yetkili,  yetkisiz herkesin sahip çıkmasını diliyorum.</p>
<p>Bu teknik  raporlara, bu izin belgelerine imza koyanlara  ve de onların da üzerinde  olanlara ve de Başaranlar’a buradan sesleniyorum. Sil baştan başka bir  ekiple yeniden araştırın. Sığacık körfezinin haritasını bir daha  karşınıza alın ve bakın. 12 kilometre genişliğindeki kapalı sığacık  körfezi o sizin projeyi kaldırmaz arkadaş. Çok kısa sürede  rezil olur,  sizi de rezil eder. Burası diğer yerler gibi değil, çok göz önünde bir  yer. Şimdiki hali çok ama çok yerli ve yabancı insan tarafından bilinen  citta slow bir yer. 3-5 yıla kadar o güzelim deniz vıcık vıcık olup  Sığacık körfezi de yağ kazanınına dönünce, denizin dibi de  karararacaktır. Ama aynı  süreçte meselenin aslını örten kamuflaj da  ağaracak ve seffaflaşacaktır.<em> Ve inanın bana altından çıkan  ceremenin parayla karşılığı olmayacaktır&#8230;</em></p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/birlik-yoneticileri-hukumet-ve-dunya-bankasi-ayni-yone-bakmakta-ve-ayni-istikamette-ilerlemektedir/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Birlik yöneticileri, Hükümet ve Dünya Bankası aynı yöne bakmakta ve aynı istikamette ilerlemektedir!'>Birlik yöneticileri, Hükümet ve Dünya Bankası aynı yöne bakmakta ve aynı istikamette ilerlemektedir!</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/orkinos-ciftligi-sakin-sigacik%e2%80%99i-harekete-gecirdi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Orkinos çiftliği, sakin Sığacık’ı harekete geçirdi'>Orkinos çiftliği, sakin Sığacık’ı harekete geçirdi</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/tutun-ureticileri-imf-ve-dunya-bankasi-politikalarina-protesto-etmek-icin-alandaydi%e2%80%a6/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Tütün Üreticileri, IMF ve Dünya Bankası Politikalarını Protesto Etmek İçin Alandaydı….'>Tütün Üreticileri, IMF ve Dünya Bankası Politikalarını Protesto Etmek İçin Alandaydı….</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karasaban.net/citta-slow-bizler-icin-sadece-bir-kalkan-olusturdu-ayni-sekilde-hayatimiza-devam-etmek-icin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TZOB : &#8220;ÜRETİCİ FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞ MARKETLERE YANSIMADI&#8221;</title>
		<link>http://www.karasaban.net/tzob-uretici-fiyatlarindaki-dusus-marketlere-yansimadi/</link>
		<comments>http://www.karasaban.net/tzob-uretici-fiyatlarindaki-dusus-marketlere-yansimadi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 12:25:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karasaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[enflasyon]]></category>
		<category><![CDATA[tzob]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karasaban.net/?p=11057</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye Ziraat Odaları Birliği&#8217;nin (TZOB) yazılı açıklamasında, Ağustos ayındaki, üretici ve market arasındaki fiyat farkının yüzde 393&#8242;lere ulaştığı, ürün grupları itibarıyla bakıldığında ise bu oranın yaş sebze ve meyvede yüzde 260,7, kurutulmuş ürünlerde yüzde 392,8, baklagillerde yüzde 290,9, pirinçte yüzde 166,4&#8242;lere, hayvansal ürünlerde yüzde 203&#8242;lere kadar çıktığı kaydedildi.
Açıklamaya göre, Ağustos ayındaki market fiyatlarına bakıldığında, limon, [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/mayis-ayinin-zam-sampiyonu-armut/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Mayıs ayının zam şampiyonu &#8216;armut&#8217;'>Mayıs ayının zam şampiyonu &#8216;armut&#8217;</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/mart-ayinin-zam-sampiyonu-kuru-sogan/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Mart ayının zam şampiyonu &#8216;kuru soğan&#8217;'>Mart ayının zam şampiyonu &#8216;kuru soğan&#8217;</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/tzob-spekulasyon-yok-yapisal-sorun-var/' rel='bookmark' title='Permanent Link: TZOB &#8220;Spekülasyon yok, yapısal sorun var&#8221;'>TZOB &#8220;Spekülasyon yok, yapısal sorun var&#8221;</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Ziraat Odaları Birliği&#8217;nin (TZOB) yazılı açıklamasında, Ağustos ayındaki, üretici ve market arasındaki fiyat farkının yüzde 393&#8242;lere ulaştığı, ürün grupları itibarıyla bakıldığında ise bu oranın yaş sebze ve meyvede yüzde 260,7, kurutulmuş ürünlerde yüzde 392,8, baklagillerde yüzde 290,9, pirinçte yüzde 166,4&#8242;lere, hayvansal ürünlerde yüzde 203&#8242;lere kadar çıktığı kaydedildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, Ağustos ayındaki market fiyatlarına bakıldığında, limon, kavun, nohut, yumurta, süt, tavuk eti, toz şeker ve pirinç fiyatlarında değişim görülmedi. Yeşil mercimekte yüzde 0,4, kuru incirde yüzde 0,7, kuru fasulyede yüzde 1,5, armutta yüzde 3,7, havuçta yüzde 4,4, fındıkta yüzde 4,5, kuru üzümde yüzde 5,3, patateste yüzde 15, soğanda ise yüzde 20,1 fiyat düşüşleri görüldü. Buna karşılık, karpuzda yüzde 100,4, salatalıkta yüzde 58,3, yeşil fasulyede yüzde 46,4, sivri biberde yüzde 30,6, domateste yüzde 25,6, patlıcanda yüzde 24,8, şeftalide yüzde 9,5, kuru kayısıda yüzde 7,5, dana etinde yüzde 7,1, elmada yüzde 6,4, kuzu etinde yüzde 5,7, kırmızı mercimekte ise yüzde 0,7 fiyat artışı oldu.</p>
<p>Ağustos ayındaki &#8221;üretici fiyatlarına&#8221; bakıldığında ise nohut, pirinç, kuru kayısı, yumurta, süt ve kuzu etinde fiyat değişimi olmadığı, karpuzda yüzde 177,5, salatalıkta yüzde 89,2, kavunda yüzde 54,2, sivri biberde yüzde 52,6, yeşil fasulyede yüzde 50, patlıcanda yüzde 49,1, domateste yüzde 31,7, patateste yüzde 21,9, kuru üzümde yüzde 14,9, elmada yüzde 14,8, havuçta yüzde 9,8, limonda yüzde 9,6, dana etinde yüzde 2,7, kırmızı mercimekte ise yüzde 1,9 fiyat artışı olduğu görüldü.</p>
<p>Buna karşılık, armutta yüzde 4,6, şeftalide yüzde 5,1, yeşil mercimekte yüzde 5,9, kuru fasulyede yüzde 16,7, fındıkta yüzde 18,1, kuru incirde yüzde 23,1, soğanda ise yüzde 27,7 fiyat düştü.</p>
<p>Kuru fasulye ve soğanda ürün rekoltesindeki artışa bağlı olarak fiyatın düştüğü, kuru incirdeki fiyat düşüşünde ihracatın henüz başlamamasının etkili olduğu belirtildi.</p>
<p>-&#8221;ÜRETİCİ FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞ MARKETLERE YANSIMADI&#8221;-</p>
<p>Başta karpuz olmak üzere yaş sebze meyvede görülen fiyat artışında, yaz döneminde meydana gelen iklim değişikliklerinin etkili olduğu kaydedilen açıklamada, Ağustos ayındaki yüksek sıcaklıkların açıkta yetiştirilen ürünlerde yanmaya yol açtığı ifade edildi. Karpuz fiyatının artışında havaların sıcak gitmesi ve Ramazan ayı dolayısıyla talebin artmasının da etkili olduğu belirtildi.</p>
<p>Soğan, armut, kuru fasulye, yeşil mercimek, kuru incir ve fındıkta üretici fiyatları çok düşerken, market fiyatlarının daha az düştüğü anlatılan açıklamada, &#8221;Dana etinde marketlerdeki fiyat artışı üreticideki fiyat artışından fazla olmuştur. Kuru kayısı ve kuzu etinde üretici fiyatı geçen aya göre değişmezken market fiyatı artış göstermiştir. Kuzu eti fiyatı market raflarında yüzde 5,7 artmıştır. Şeftalide ise üretici fiyatı düşerken market fiyatı artış göstermiştir. Üretici fiyatlarındaki düşüş marketlere yansımamıştır&#8221; denildi.</p>
<p>Kaynak : Zaman &#8211; 1 Eylül 2010</p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/mayis-ayinin-zam-sampiyonu-armut/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Mayıs ayının zam şampiyonu &#8216;armut&#8217;'>Mayıs ayının zam şampiyonu &#8216;armut&#8217;</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/mart-ayinin-zam-sampiyonu-kuru-sogan/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Mart ayının zam şampiyonu &#8216;kuru soğan&#8217;'>Mart ayının zam şampiyonu &#8216;kuru soğan&#8217;</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/tzob-spekulasyon-yok-yapisal-sorun-var/' rel='bookmark' title='Permanent Link: TZOB &#8220;Spekülasyon yok, yapısal sorun var&#8221;'>TZOB &#8220;Spekülasyon yok, yapısal sorun var&#8221;</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karasaban.net/tzob-uretici-fiyatlarindaki-dusus-marketlere-yansimadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beyaz altına dönüş</title>
		<link>http://www.karasaban.net/beyaz-altina-donus/</link>
		<comments>http://www.karasaban.net/beyaz-altina-donus/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 12:09:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karasaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[antbirlik]]></category>
		<category><![CDATA[pamuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karasaban.net/?p=11054</guid>
		<description><![CDATA[Antalya Pamuk ve Narenciye Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (ANTBİRLİK) Genel Müdürü Atila Diniz, Antalyalı üreticinin uzun yıllar sonra yeniden &#8216;Beyaz Altın&#8221;a dönüş yaptığını belirterek, bu sezon pamuk rekoltesinde yüzde 100 artış beklediklerini bildirdi.
ANTBİRLİK Genel Müdürü Diniz AA muhabirine yaptığı açıklamada, ANTBİRLİK&#8217;in üretici ortaklarına yönelik yaptığı çalışmalarla üreticinin yeniden pamuk ekimine başladığını söyledi. Yeni sezon pamuk [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/first-lady-obama-beyaz-sarayda-organik-tarim-yapacak/' rel='bookmark' title='Permanent Link: First Lady Obama Beyaz Saray&#8217;da organik tarım yapacak (!)'>First Lady Obama Beyaz Saray&#8217;da organik tarım yapacak (!)</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/turkiyede-sut-tuketimi-ortalamanin-altinda/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türkiye&#8217;de süt tüketimi ortalamanın altında'>Türkiye&#8217;de süt tüketimi ortalamanın altında</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/zeytini-kazirsaniz-altinda-insan-cikar-turkel-minibasa-yanit/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Zeytini kazırsanız altında insan çıkar. Türkel Minibaş&#8217;a yanıt.'>Zeytini kazırsanız altında insan çıkar. Türkel Minibaş&#8217;a yanıt.</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Pamuk ve Narenciye Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (ANTBİRLİK) Genel Müdürü Atila Diniz, Antalyalı üreticinin uzun yıllar sonra yeniden &#8216;Beyaz Altın&#8221;a dönüş yaptığını belirterek, bu sezon pamuk rekoltesinde yüzde 100 artış beklediklerini bildirdi.</p>
<p>ANTBİRLİK Genel Müdürü Diniz AA muhabirine yaptığı açıklamada, ANTBİRLİK&#8217;in üretici ortaklarına yönelik yaptığı çalışmalarla üreticinin yeniden pamuk ekimine başladığını söyledi. Yeni sezon pamuk alım kampanyası hazırlıklarını sürdürdüklerini vurgulayan Diniz, şunları kaydetti:</p>
<p>&#8221;Pamuk alım sezonu hazırlıklarımızı tamamlamak üzereyiz. 15 Eylül&#8217;den sonra pamuk alım kampanyamız başlıyor. Bu sezon pamuk rekoltesinde yüzde 100 artış bekliyoruz. Bu sezon 20 bin ton pamuk alımı hedefledik. 1800 metrekarelik depo yaptık. Kütlü pamuk kalitesi iyi olacak diye düşünüyoruz ancak belki iklim koşullarından dolayı kalitede sıkıntı yaşanabilir. Çünkü çok nemli ve rutubetli bir yaz dönemi geçirdik.&#8221;</p>
<p>Turizmin gelişmesiyle birlikte bazı üretici ortakların pamuk üretiminden vazgeçtiğini ve kimisinin başka ürünlere, kimisinin ise sera üretimine yöneldiğini hatırlatan Diniz, 10-15 yıl pamuk ekmeyen aktif üretici ortaklarının sayısının şimdi yüzde 50&#8242;lerin üzerine çıktığını ve üreticinin tekrar &#8221;Beyaz altın&#8221;a yöneldiğini söyledi. Diniz, bunun da hem bölge hem de ülke açısından oldukça sevindirici olduğunu vurguladı.</p>
<p>Bu sezon 20 bin ton pamuk alımına karşılık üreticilere 30 milyon TL ödemeyi planladıklarını ifade eden Diniz, kampanya başlamamasına rağmen yine de üreticilerden ürünlerini aldıklarını kaydetti. Antalya bölgesinde ANTBİRLİK&#8217;in dışında pamuk alımı yapan tüccar olmadığını bildiren Diniz, şunları söyledi:</p>
<p>&#8221;Hem Türkiye genelinde hem de Antalya bölgesinde pamuk üretimi artıyor. Çukurova ve diğer bölgelerdeki pamuk üretiminde artış var ama Antalya&#8217;daki artış kadar değil. Antalya&#8217;da yüzde 100 artış gerçekleşti. Pamuk üretiminin artmasında, ANTBİRLİK&#8217;in üretici ortaklarına yarattığı kaynaklar etkili oldu. Pamuk üretiminin artması ülke tekstiline ve ekonomisine de büyük katkı verecek. Türkiye yılda 1 milyar dolarlık pamuk ithalatı yapıyor. Ülke içinde üretimin artmasıyla pamuk ithalatı da azalmış olacak. Pamuk çok önemli katma değer sağlıyor.&#8221;</p>
<p>Kaynak : Star Gazetesi- 1 Eylül 2010</p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/first-lady-obama-beyaz-sarayda-organik-tarim-yapacak/' rel='bookmark' title='Permanent Link: First Lady Obama Beyaz Saray&#8217;da organik tarım yapacak (!)'>First Lady Obama Beyaz Saray&#8217;da organik tarım yapacak (!)</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/turkiyede-sut-tuketimi-ortalamanin-altinda/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Türkiye&#8217;de süt tüketimi ortalamanın altında'>Türkiye&#8217;de süt tüketimi ortalamanın altında</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/zeytini-kazirsaniz-altinda-insan-cikar-turkel-minibasa-yanit/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Zeytini kazırsanız altında insan çıkar. Türkel Minibaş&#8217;a yanıt.'>Zeytini kazırsanız altında insan çıkar. Türkel Minibaş&#8217;a yanıt.</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karasaban.net/beyaz-altina-donus/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Köylülerden &#8216;Tozlu Yol&#8217; Eylemi</title>
		<link>http://www.karasaban.net/koylulerden-tozlu-yol-eylemi/</link>
		<comments>http://www.karasaban.net/koylulerden-tozlu-yol-eylemi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 12:05:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karasaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Son Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[amasya]]></category>
		<category><![CDATA[suluova]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karasaban.net/?p=11052</guid>
		<description><![CDATA[Amasya&#8217;da köylüler, yollarına asfalt yapılmamasına ve yoldan geçen ağır tonajlı araçların etrafa saçtığı toza tepki göstererek, yolu trafiğe kapattılar.
Amasya&#8217;nın Suluova ilçesine bağlı Saygılı, Aşağı Karasu ve Yüzbeyi köyü sakinleri, köylerinden geçmekte olan yoldan etrafa saçılan tozdan kendilerinin yanı sıra hayvanlarının ve mahsullerinin de olumsuz etkilendiğini belirterek, yolu araç trafiğine kapattılar. Ürettikleri mahsullerinin yoldan saçılan tozdan [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/koylulerin-eylemi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Çamköy Köylüleri&#8217;nin eylemi'>Çamköy Köylüleri&#8217;nin eylemi</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/koylulerden-aziz-kocaogluna-protesto/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Köylülerden Aziz Kocaoğlu&#8217;na protesto'>Köylülerden Aziz Kocaoğlu&#8217;na protesto</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/sutculerden-protesto-bandirmada-halka-bedava-sut-dagittilar/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Sütçülerden protesto: Bandırma&#8217;da halka bedava süt dağıttılar'>Sütçülerden protesto: Bandırma&#8217;da halka bedava süt dağıttılar</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amasya&#8217;da köylüler, yollarına asfalt yapılmamasına ve yoldan geçen ağır tonajlı araçların etrafa saçtığı toza tepki göstererek, yolu trafiğe kapattılar.</p>
<p>Amasya&#8217;nın Suluova ilçesine bağlı Saygılı, Aşağı Karasu ve Yüzbeyi köyü sakinleri, köylerinden geçmekte olan yoldan etrafa saçılan tozdan kendilerinin yanı sıra hayvanlarının ve mahsullerinin de olumsuz etkilendiğini belirterek, yolu araç trafiğine kapattılar. Ürettikleri mahsullerinin yoldan saçılan tozdan etkilenerek zarar gördüğünü belirten Saygılı Köyü Muhtarı Mehmet Çavuş, &#8220;Özel İdare&#8217;nin verdiği ruhsat, köyümüzün yakınındaki taş ocaklarına ait araçların Boğazköy yolunu kullanmasını işaret ediyor.</p>
<p>40-50 tonluk araçlar ise bizim köyümüzün içerisinden geçerek yolumuzu perişan ettiler. Kağnı ve at arabası yolundan TIR geçiriyorlar. Devlet mera ıslahı yaptı ve meralara gübre atıldı, ancak bizim hayvanlarımız tozdan dolayı merada otlayamıyor. Köyümüzün her tarafı toz duman oldu. Bir an evvel asfalt yapılmasını istiyoruz. Çevre ve Orman Bakanımıza ve diğer yetkililere konuyu ilettik, bize yardım etsinler&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Yolu araç trafiğine kapatan vatandaşlar, &#8220;Yol yoksa, referandumda sandıkta yok&#8221;, &#8220;Sorunumuza çare yoksa, 12 Eylül&#8217;de referandumda sandığa gitmiyoruz&#8221; yazılı pankartlarla yollarına asfalt yapılmadığı takdirde 12 Eylül&#8217;de yapılacak anayasa değişikliği referandumunu boykot edeceklerini deklare ettiler.</p>
<p>Aşağı Karasu köyünden Fatma Cüre ve Zeynep Koyuncu, Amasya Valiliği&#8217;ne ve Suluova Kaymakamlığı&#8217;na konuyla ilgili dilekçe verdiklerini kaydettiler.</p>
<p>Kaynak : Dikkat Haber- 1 Eylül 2010</p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/koylulerin-eylemi/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Çamköy Köylüleri&#8217;nin eylemi'>Çamköy Köylüleri&#8217;nin eylemi</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/koylulerden-aziz-kocaogluna-protesto/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Köylülerden Aziz Kocaoğlu&#8217;na protesto'>Köylülerden Aziz Kocaoğlu&#8217;na protesto</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/sutculerden-protesto-bandirmada-halka-bedava-sut-dagittilar/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Sütçülerden protesto: Bandırma&#8217;da halka bedava süt dağıttılar'>Sütçülerden protesto: Bandırma&#8217;da halka bedava süt dağıttılar</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karasaban.net/koylulerden-tozlu-yol-eylemi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Et Balık Kurumu’na günaydın /Orhan Çelik</title>
		<link>http://www.karasaban.net/et-balik-kurumu%e2%80%99na-gunaydin-orhan-celik/</link>
		<comments>http://www.karasaban.net/et-balik-kurumu%e2%80%99na-gunaydin-orhan-celik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2010 12:03:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Karasaban</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale]]></category>
		<category><![CDATA[deli dana]]></category>
		<category><![CDATA[ebk]]></category>
		<category><![CDATA[et ithali]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan çelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.karasaban.net/?p=11050</guid>
		<description><![CDATA[Et fiyatlarını aşağı çekmek amacıyla ithal edilen etler piyasada fiyatları aşağı çekmediği gibi yeni vurgunlara kapı araladı. Et Balık Kurumu tarafından kasaplara karkas olarak 13 liradan verilen etlerin 17 liraya mal edilen yerli ırk hayvan etleriyle birlikte yüksek fiyattan satılması et ithalatındaki vurgunu gözler önüne serdi.
Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi ‘bu etler yüksek fiyattan satılır [...]


Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/et-ve-balik-kurumu-mudahale-kurumu-olsun/' rel='bookmark' title='Permanent Link: &#8220;Et ve Balık Kurumu, müdahale kurumu olsun&#8221;'>&#8220;Et ve Balık Kurumu, müdahale kurumu olsun&#8221;</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/et-fiyatlarina-hukumet-mudahalesi-et-balik-kurumu-meger-faydaliymis/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Et fiyatlarına hükümet müdahalesi : Et Balık Kurumu meğer faydalıymış!'>Et fiyatlarına hükümet müdahalesi : Et Balık Kurumu meğer faydalıymış!</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/et-ithalatina-one-minuteorhan-ozbey/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Et ithalatına &#8220;one minute&#8221;/Orhan ÖZBEY*'>Et ithalatına &#8220;one minute&#8221;/Orhan ÖZBEY*</a></li>
</ol>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Et fiyatlarını aşağı çekmek amacıyla ithal edilen etler piyasada fiyatları aşağı çekmediği gibi yeni vurgunlara kapı araladı. Et Balık Kurumu tarafından kasaplara karkas olarak 13 liradan verilen etlerin 17 liraya mal edilen yerli ırk hayvan etleriyle birlikte yüksek fiyattan satılması et ithalatındaki vurgunu gözler önüne serdi.</p>
<p>Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi ‘bu etler yüksek fiyattan satılır ve büyük rantlar elde edilirse bunun sorumlusu kim olacak?’ diye sormuştum. Gelinen nokta bu konuda haklı çıktığımı gösterdi.</p>
<p>Etler kasaplara verildi.</p>
<p>Ancak yeterli bir denetim mekanizması kurulamadı. Bu etlerin hangi kasaplarda ya da hangi kurumlarda satışa sunulduğu konusunda da kamuoyu yeterince aydınlatılmadı. Et Balık Kurumuna bu konuda çağrı yapmak istiyorum.</p>
<p>Bu etler hangi kasaplara, hangi kurumlara ya da hangi zincir marketlere verildi. Bunların tek tek açıklanması gerektiğini düşünüyorum. Şeffaf yönetimin gereği de bu değil mi?</p>
<p>Son yapılan ihale kapsamında Bursa’nın payına 4 bin tonun üzerinde ithal et düştü. Et Balık Kurumu yetkilileri Bursa’ya 4 bin 500 ton et verileceğini açıklamıştı. Şimdi Et Balık Kurumu’na bir görev daha düşüyor. Son derece şeffaf biçimde bu etlerin kimler aracılığıyla tüketiciye ulaştırılacağını açıklamalıdır.</p>
<p>Ayrıca çok önemli bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum. Yurt dışından getirilen bu sığırların hastalıklardan arî olduğu kesin biçimde belirlendi mi? Çıplak gözle yapılan kontrollerin gelen hayvanların ne denli sağlıklı olup olmadığını belirlemek açısından herhalde mümkün olmaz.</p>
<p>Çünkü ABD ve Avrupa ülkelerinde zaman zaman bir deli dana hastalığı ortaya çıkıyor. Acaba bu ithal edilen sığırlar böyle bir risk taşıyor mu? Bu soruların mutlaka yanıtlanması gerekiyor.</p>
<p>Bu konuda Veteriner Hekimler Odası Bursa Şubesi Başkanı Sinan Sağlam da çok önemli uyarıda bulundu. Sağlam, deli dana hastalığının kuluçka süresinin 20 yıl olduğunu, dolayısıyla ithal edilen hayvanların bu hastalığı taşıyıp taşımadığının tam donanımlı laboratuarlarda yapılan tetkiklerle ortaya konması gerektiğini, Türk hayvancılığının geleceği açısından da bu durumun büyük önem taşıdığının altını çizdi.</p>
<p>Sağlam’ın bu uyarısına mutlaka kulak vermek gerekiyor. Hükümet yetkililerinin bu konuda hassasiyet göstermeleri kaçınılmazdır. Bunca zorluklarla uğraşan ülkemiz bir de deli dana riskiyle karşı karşıya bırakılmamalıdır.</p>
<p>Bu arada Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya da, et fiyatlarındaki hızlı tırmanışı sonlandırmak için siyasi iktidarın canlı hayvan ve karkas ithalinin yolunu açtığına işaret etti. Nisan ayında yapılan yasal düzenlemeye rağmen tüketicinin beklediği ucuzluğun sağlanamadığını belirten Kaya, halen kıymanın kilosunun ortalama fiyatlarla 22-25 arasında satıldığını söyledi, büyükşehirlerde kıymanın daha pahalı olduğunu altını çizdi.</p>
<p>Öte yandan, Et ve Balık Kurumu ithal hayvan etlerinin yüksek fiyattan halka ulaştırılmasını önlemek için yeni bir uygulamaya gitti. Federasyonlar aracılığıyla kasap ve marketlere eti ulaştıracak kurum, alacağı taahhütle kıymanın 18, kuşbaşının ise 20 liradan satılmasını sağlayacak.</p>
<p>Bu uygulama ile kasap ve marketler, Et ve Balık Kurumundan doğrudan et alamayacak, bağlı oldukları federasyonlara talep formu doldurarak başvuruda bulunacak. Federasyon aracılığıyla ithal hayvan eti alacak kasap ve marketler, zorunlu olarak kıymayı 18, kuşbaşını ise 20 liradan satacak.</p>
<p>Peki, ben de Et Balık Kurumu’na günaydın diyorum. Daha önce neredeydiniz? Aklınız başınıza yeni mi geldi? Bu durumu fırsat bilen kasaplar ya da diğer kurumlar kârlarına kâr kattı. Olan yine benim vatandaşıma oldu.</p>
<p>Şunu da belirtmek istiyorum ki; et fiyatlarındaki baş döndürücü artışa çözüm arayan hükümet çareyi kolaycılığa kaçarak ithalatta buldu. Ancak bu günlere gelineceğini hesap edemeyen ya da daha önceden önlem almayan hükümet kanımca tam bir vizyon eksikliği göstermiştir.</p>
<p>Kaynak : Kent Gazetesi- 1 Eylül 2010</p>


<p>Related posts:<ol><li><a href='http://www.karasaban.net/et-ve-balik-kurumu-mudahale-kurumu-olsun/' rel='bookmark' title='Permanent Link: &#8220;Et ve Balık Kurumu, müdahale kurumu olsun&#8221;'>&#8220;Et ve Balık Kurumu, müdahale kurumu olsun&#8221;</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/et-fiyatlarina-hukumet-mudahalesi-et-balik-kurumu-meger-faydaliymis/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Et fiyatlarına hükümet müdahalesi : Et Balık Kurumu meğer faydalıymış!'>Et fiyatlarına hükümet müdahalesi : Et Balık Kurumu meğer faydalıymış!</a></li>
<li><a href='http://www.karasaban.net/et-ithalatina-one-minuteorhan-ozbey/' rel='bookmark' title='Permanent Link: Et ithalatına &#8220;one minute&#8221;/Orhan ÖZBEY*'>Et ithalatına &#8220;one minute&#8221;/Orhan ÖZBEY*</a></li>
</ol></p>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.karasaban.net/et-balik-kurumu%e2%80%99na-gunaydin-orhan-celik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
