Güneydoğu’da herkes borçlu alışveriş kurudu, esnaf çıkmazda
Mehmet Nayır | Dizi Yazı
Güneydoğu’yu saran kuraklık sadece esnafı yakmadı. Çiftçinin alışverişi kesmesi esnafı vurdu. ürün satsa da esnaf bunun parasını alamıyor. Borçlu çiftçiyi ise akrabası olduğu için icraya da veremiyor. Bu çıkmaz esnafa kepenk indirtiyor.
Güneydoğu Anadolu’yu pençesine alan asrın kuraklığı, esnafın da kabusu oldu. Ürün alamadığı için cebine para girmeyen çiftçinin tüm alımlarını ertelemesi bölge esnafına kepenk indirtiyor. Her yıl hasat dönemini merakla bekleyen esnaf “Büyük meblağlı elektronik eşya gibi alımları geçtik. İnsanlar yiyecek içecek alırken bile iki kere düşünmeye başladı” diyor.
Nüfusun yüzde 65′inin gelirini tarımdan sağladığı Diyarbakır’da şehir merkezine iner inmez durgunluk kendini hissettiriyor. İlin en gözde mahallesi olan Ofis’teki mağazaların birçoğunda da kiralık ya da satılık yazıları asılı. Aynı durum Urfa için de geçerli.
En ağır tablonun ise ödeme borç vadelerinin yapıldığı ağustos ve eylülde kendini göstereceğini söyleyen esnafta çiftçinin kredisi bitmiş. Esnaf, “Eskiden çiftçini bizdeki kredisi sınırsızdı. Memur ise tam tersiydi. Şimdi çiftçi değil memur gözde” diyor.
Urfa Ticaret Odası Başkanı Halil Ateş, “Çiftçi mazot, gübre, tohum parasını nasıl denkleştireceğinin derdinde. Ben çiftçiyim. Bunları tedarik etmeden bir gömlek bile almam” diyor. Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Mehmet Kaya, “Esnaf bu gidişle batacağını, icraya düşeceğini biliyor. Çünkü mevcut durumda çıkış yolu yok. Öngörülü davranarak malını satıp gidiyor” açıklamasını yapıyor.
Bölgede düğünler bile kuraklığın kurbanı. Batman’ın Beşiri ilçesindeki Çelikli köyünde Mehmet Ekinci kuraklık nedeniyle düğününü seneye ertelediğini söylüyor.
“Akrabam nasıl icraya vereyim”
Çiftçilerin zor durumda olduğunu en büyük göstergelerinden biri de zirai ürün satan Ali Kayalık’ın söyledikleri… Batman’ın en büyük tarım ve zirai ürün satıcılarından Ali Kayalık bu sene sattığı ürünlerin sadece yüzde 10′unun parasını tahsil edebildiğini dile getiriyor. Kayalık tahsil ettiği yüzde 10′luk kısmın da sulu tarım yapılan arazilerden olduğunu anlatıyor. Çiftçilerin büyük bir kısmı ile akraba oldukları için icra takibi de yapamadıklarını belirten Kayalık, ellerinin kollarının bağlandığını ifade ediyor. Kayalık, bunun için de önümüzdeki yıl kendince bir yol izlemeyi planlıyor. Bu yolu da “Çiftçiyi icraya veremem ama seneye sadece sulu tarım yapan çiftçilere mal satacağım” diyerek açıklıyor.
Bölgede gübre ve zirai ürünler satan Mehmet Ali Önal da “Çiftçinin yüzde 95′i tefecinin elinde. Asıl tehlike ise seneye” diyor.
Gıda toptancılığı yapan Şinasi Alkın, “Böyle durumlarda birçok esnaf etkilenirken gıda satıcıları pek hissetmezdik ama bu sefer durum farklı. ‘kıyafet, mobilya alılı ertelenebilir ama kimse aç kalamaz’ bu kez geçerli değil. Çiftçi çok kötü durumda. Diyarbakır’da su 25 kuruş. İnsanlar bu suyu alırken bile alırken iki kere düşünüyor” diyerek bölgedeki sıkıntılı günleri anlatıyor. Esnaf icra memurlarının her gün birçok kişinin kapısını çaldığını belirtiyor.
Tuğla fabrikaları kapanmanın eşiğinde
Diyarbakır’da plastik eşya satıcısı Şaban Çakır ve konfeksiyon mağazası bulunan Berzan Farisoğlu da durgunluktan nasibi alan esnaflardan. Her ikisi de “Ne zamana kadar böyle devam ederiz bilemiyoruz” diyor.
Diyarbakır Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Mehmet Kaya, bölgede nereye giderse gitsin esnafın dert yandığını anlatıyor. “Her yer kiralık tabelaları ile dolu” diyen Kaya, sadece esnafın değil inşaat sektörünün de durumdan ciddi bir şekilde etkilendiğini söylüyor. Bölgedeki tuğla fabrikalarının şalter indirme noktasına geldiğine dikkat çeken Kaya, şöyle devam ediyor: “İnşaat sektörü kötü durumda. Burada çok tuğla fabrikası var. Bu fabrikalar önceden günde ortalama 300 kamyon tuğla sevkiyatı yaparken şimdi bu rakam 40 kamyona düştü. Halk elindeki malını mülkünü de elden çıkarmaya çalışıyor. Kiminle konuşsam önceden ‘eşimin altınlarını da bozdurdum çare yok ev satacağım’ diyor. İşler kötü diye esnafa da kredi verilmiyor.” Kaya bölgedeki acılara tek reçetenin ise GAP olduğunu söylüyor.
Çiftçi Konya modelini istiyor
Bölge halkı önceki gün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı buğday için dekar başına 22 YTL kuraklık desteğinde de umutlu değil. Geçen yıla ait destekleme primlerini hala alamadıklarını anlatan çiftçiler, desteğin tapulu arazilere yapıldığını ancak bölgedeki arazilerin yüzde 80′inin tapusuz olduğunu belirtiyor.
Kendilerine her yıl buğdaydaki zararlı böcek olan sünelere karşı ilaç dağıtıldığını anlatan çiftçiler, bunu da kuraklık desteğinin önünde engel oluşturduğunu belirtiyor. Nedeni ise ilaç yardımı alanlara kuraklık ve ürün desteğinin verilmeyecek olması.
Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanı Halil Ateş, bölgede geçen yıl Konya Ovası’nda da yaşanan kuraklık sonucu dekar başına yapılan yardım modelinin uygulanması gerektiğini söylüyor.
Hayvancılık ölüyor et fiyatları fırlayacak
Yıllardır terör nedeniyle yapılan zorunlu göçlerden ağır darbe alan hayvancılık sektörü şimdi kuraklık tehditi ile karşı karşıya. Yem bulamayan çiftçi, hayvanını daha verim alamadan elinden çıkarıyor. İmkanı olanlar ise hayvanlarını doğudaki meralara götürüyor. Urfa Ticaret Odası’ndan verilen bilgiye göre hayvan göçü doğudaki meraların fiyatlarını katlamış. Kars, Iğdır tarafındaki 2007′de 4 bin YTL olan yıllık kira bu yıl 30 bin YTL’ye çıkmış. Son dönemde bölgeden yaklaşık 200 bin hayvanın doğudaki meralara götürüldüğü belirtiliyor.
Pek çok çiftçinin hayvancılık yapmayı bırakmış olmasının ve artan maliyetlerin bu yıl et fiyatlarında ciddi bir yükselişe neden olacağı belirtiliyor.
Bu kutunun Resim altı önemli.
Çoban Ali ile Batman’dan Beşiri İlçesi’ne giderken yolda karşılaştık. Ali 7 yaşında. Babası yokluk nedeniyle şehre çalışmaya gittiği için hayvanların bakımı ona kalmış. Ali ufacık boyu ile tüm sürüye bakıyor.
Keşke Bakan Diyarbakırlı olmasaydı
Bölgedeki çiftçiler hemşerileri Tarım Bakanı Mehdi Eker’e kırgın. Bakanın bölgedeki kuraklığı en iyi bilen kişi olmasına rağmen yeterince yardım yapmamasına kızıyorlar. Bakan Eker’in gelebilecek “ayrımcılık yapıyor” eleştirilerinden dolayı yeterli desteği vermediğini düşünüyorlar. Hepsi de ağız birliği etmişçesine “Keşke tarım bakanı Diyarbakırlı olmasaydı” diyor.
17.07.2008 | Referans





