Hububat üreticisi çiftçinin görmediği desteği şirketler görecek

hub.jpgAbdullah AYSU

Yaşadığımız gezegende üretime tarım ile başlandığı biliniyor. Tarımsal üretimin ardından ikincil üretim sektörü olarak el sanatları, el sanatlarını takiben de sanayi devrimi doğdu ve fabrikalar kuruldu. Bu tarihsel gelişim sürecinde tarım, tarıma dayalı sanayisi ile sektördeki yerini aldı.

Ticaret de tarımsal ürünlerle başladı. Ticaret alanındaki ilk yazılı anlaşmalar tarımsal ürünler için yapıldı.

Bugün de bitkisel üretim ile hayvan yetiştiriciliği (tarım), hem insan hem de hayvanların yaşam kaynağı, vazgeçilemezi hala…

Sanayi devriminin ardından süre içerisinde giderek önemsizleştirilen (önemsizmiş gibi gösterilen) tarım sektörü; günümüzde artan nüfus, daralan tarım alanları, artan açlık sorunu nedeniyle dünyanın önemli gündem maddeleri arasına yeniden girdi.

Küresel ısınma ve diğer nedenlerden dolayı tarımsal ürün stoklarının erimesi sonucu geçmişte azgelişmiş ülkeleri tarımsal üretime yönlendiren gelişmiş ülkeler, gıdanın egemenliğini yeniden ele geçirme savaşına girişti. Gelişmiş ülkeler ve onların büyük tarım ve gıda şirketleri gıdanın egemenliğini ele geçirme savaşını uluslar arası finans kuruluşları IMF ve Dünya Bankası ile Çokuluslu gıda ve tarım şirketleri için ticaretin anayasasını hazırlayan Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) desteğinde sürdürüyor.

Evet, ekmek undan yapılır, un ise buğdaydan. Ekmek, Türkiye ve pek çok ülke insanlarının besin ihtiyacını karşılayan temel gıda maddesi. Pirinç de Asya ve diğer pek çok ülke için vazgeçilemez temel beslenme kültürü. Mısır nişasta ve yağ olarak insan beslenmesine katkıda koyuyor.

İnsanların yaşam kaynağı ve vazgeçilmezi hububatın üretimi kutuplar ve çöllerin dışında dünyanın her yerinde yapılabiliyor.

Dünya hububat ekim alanı 683 milyon hektar. Türkiye 13,5 milyon hektar alan ile dünya hububat ekim alanının yaklaşık %2 sini, 20 milyon ton üretimi ile de dünya hububat üretiminin %3 ünü karşılıyor.

Hububat üretiminin önemli iki ürünü olan buğday ve arpanın dünya ve Türkiye’deki durumuna veriler ışığında baktığımızda her iki ürünün Türkiye ve dünyada stoklarının eridiğini görüyoruz.

Buğday

Bilindiği gibi buğday insanların temel besin kaynağı olmasının yanında önemli miktarda hayvan yemi olarak da tüketilmektedir.

Ekmek, bulgur, makarna, irmik, bisküvi, nişasta ve diğer buğdaya dayalı unlu mamuller tüketilen buğday üretimi ülkemizin hemen her bölgesinde yapılabilmektedir. Tarla bitkileri içerisinde ekiliş alanı ve üretim miktarı bakımından birinci sıradadır.

DÜNYADA BUĞDAY

2007 dünya buğday üretimi;
• 603 milyon ton.
2007 dünya buğday tüketimi;
• 616 milyon ton.

Verilerden anlaşılacağı gibi toplam üretim tüketimin 13 milyon gerisinde gerçekleşmiştir. Aradaki fark stoklardan karşılanmıştır. 2007 dünya buğday stoku 111 milyon ton civarındadır.

Dünyada buğday üreten belli başlı ülkeler;(1)
• AB–27 120 milyon ton,
• Çin 106 milyon ton,
• Hindistan 75 milyon ton,
• ABD 56 milyon ton,
• Rusya 49 milyon ton.

Dünya buğday ihracatçıları;
• ABD 32 milyon ton,
• Kanada 14 milyon ton,
• Rusya 12 milyon ton,
• AB–27 9 milyon ton.

Dünya buğday ihracatçısı ülkeler hava koşullarının her geçen daha kötüleşmesi nedeniyle buğday ihraç etmeme kararı aldıkları dünya kamuoyunda bilinmektedir. Ayrıca AB 2008 yılından itibaren zorunlu olarak nadasa bıraktığı ve toplam arazilerin % 10’u olan arazilerin üretime açılması yönünde karar aldı.

TÜRKİYE’DE BUĞDAY

Son 17 yılda buğday ekim alanlarında ve üretimde çok büyük bir değişiklik yaşanmamıştır. Buğday ekim alanlarımız 9–9,5 milyon hektar. Bu alanların yaklaşık %19’unda yani 1,8 milyon hektarında durum buğdayı ekilmektedir. Üretim ise 18–21,5 milyon ton arasında değişmiştir. Ancak 2007 yılı üretimimiz gerilemiştir.

2007 buğday üretimimiz;(2)

• ABD Tarım Bakanlığına göre 15,5 milyon ton,
• Türkiye Ziraat Odaları Birliğine göre 16 milyon ton,
• TMO’ya göre 17,3 milyon ton.

2005 yılı buğday üretimimiz 21,5 milyon ton, 2006 yılında 20 milyon ton olan buğday üretimimiz en yüksek olan TMO’nun verilerini esas aldığımızda 2007 yılında %13,3 oranında azalmış, 17, 3 milyon tona gerilemiştir.

Buğday tüketimimiz;

DPT verilerine göre, Türkiye buğday tüketimi 19 milyon ton, kişi başına tüketimimiz 155–160 kg. Tüketimin dağılımı da şöyle:
• 12 milyon tonu gıda,
• 2,4 milyon tonu hububat işleme sanayi (un, makarna, irmik, bisküvi, nişasta)
• 2 milyon ton tohumluk, (hektara 200 kg)
• 1,5–2 milyon tonu ise hayvan yemi olarak tüketilmektedir.

Buğdayın (ekmeklik ve makarnalık) DTÖ Taahhüdü olarak gümrük tarife oranları %180’dir.

TUİK tahminlerine göre 2007 yılı buğday açığımız 1,7 milyon ton’dur.

Arpa

Ülkemizin hemen her bölgesinde üretimi yapılır. Tarla bitkileri içerisinde ekiliş alanı ve üretim bakımından buğdaydan sonra ikinci sırada yer alır. Son 10 yılda üretimimiz 7,5–9,5 milyon ton arasında değişmiştir. Arpa tüketimimiz her geçen zaman zarfında artmaktadır son yıllarda 9 milyon tonu aşmıştır.

Arpa yem sanayinin hammaddesi olarak kullanılmasının yanında bir bölümü doğrudan hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Çok az kısmı da bira hammaddesi olarak tüketilmektedir.

Dünya arpa üretimi giderek azalmakta, temini güçleşmektedir. 2004 yılında 153 milyon ton olan arpa üretimi 2007 yılında 133 milyon tona gerilemiştir.

DÜNYADA ARPA(3)

Dünya arpa üretiminin;

• AB–27 58 milyon tonunu,
• Rusya 16 milyon tonunu,
• Kanada 11 milyon tonunu, üretmektedir.

Arpa ihracatçı ülkeler;
• AB–24 4 milyon ton,
• Avustralya 2 milyon ton,
• Kanada 2 milyon ton,
• Ukrayna 2 milyon ton.

Arpa ithalatçı ülkeler;
• Suudi Arabistan 6 milyon ton,
• Japonya 1 milyon ton,
• Çin 1 milyon ton.

2007 yılında dünya arpa tüketimi üretiminden 5 milyon ton fazla olarak gerçekleşmiş, 138 milyon tonu bulmuştur.

2007 yılında dünya arpa stokları 5 milyon ton düşüşle 15 milyon tona gerilemiştir.

TÜRKİYE’DE ARPA(4)

2007 arpa üretimimiz;
• 7,4 milyon ton.
• Arpa tohumu olarak tüketimimiz 700 bin ton civarındadır. Arpa kendine döllenen bir cins olduğu için tohumluğu üç yılda bir değiştirilir, yıllık ihtiyaç 230–240 bin ton civarındadır.

Tüketimimiz;

• 8 milyon ton.

Verilerden de anlaşılacağı gibi üretimimiz tüketimimizi karşılayamamıştır.

Arpanın DTÖ Taahhüdü olarak gümrük tarife oranları %180’dir.

Türkiye önceki yıllarda arpa ihracatçısı idi. Arap ve Ortadoğu ülkelerine her yıl 40 milyon dolarlık arpa satan Türkiye tarımında uyguladığı yanlış ve yetersiz destekleme ve fiyat politikaları nedeniyle ithalatçı konuma gerilemiştir. Türkiye’de hububat verimliliğinin düşüşünde kuraklığın etkisi kadar bir başka etken daha var oda; fiyat politikaları…

BUĞDAY FİYAT POLİTİKALARI

Türkiye’de buğdayı tüccarlar, sanayiciler ve TMO aracılığıyla devlet satın alıyor. Buğdayın alım fiyatını devlet belirliyor. Ancak IMF artık devletin TMO aracılığıyla hububat alımı yaparak piyasayı düzenlemesini ve fiyatlarını belirlemesini istemiyor.

IMF’nin telkinleri doğrultusunda Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) 2007 / 2008 Dönemi Hububat Alım Kampanyası şöyle gerçekleşti.(5)

• Buğday alım 121.703 ton
• Hububat alımı 124.488 ton
• Toplam emanet alım 607.060 ton

Yukarıdaki alımlardan anlaşılacağı gibi IMF buğday alımlarında etkili olduğu gibi 2008 yılına kadar buğday fiyatları belirlenmesinde dünya fiyatlarının esas alınmasını sağladı.

Ancak dünya fiyatları 2008 yılına kadar genellikle düşük belirleniyordu. Çünkü dünya piyasalarına ürün sunan ülkelerin sundukları ürünler, ülke ihtiyaçlarının fazlası olan ürünler idi. Birden fazla ülke aynı zaman diliminde dünya pazarlarına ülke fazlası olan ürünlerini sunması sonucunda da fiyatlar düşerdi.

Dünya piyasalarına buğday sunan ülkeler genel olarak gelişmiş ülkelerdi. Yalnız, gelişmiş ülkeler kendi ülkelerinde fazla ürün üretiyor diye çiftçilerine dünya fiyatlarını esas alan yani maliyelerin altında bir fiyat politikası uygulamıyordu halen de uygulamıyor. Başka bir deyişle, gelişmiş ülkelerde buğday fiyatları başka, azgelişmiş ülkelerde başka türlü belirleniyor.

Gelişmiş ülkeler; dünya fiyatları ne olursa olsun onlar kendi çiftçilerine maliyetlerin üzerine yüzde 25 kâr payı koyduktan sonra bir de insanca yaşam payını ekliyor, çiftçilerinin ürettiği ürünün fiyatını öyle belirliyor ve ödüyor.

Azgelişmiş ülkelerde ise IMF dünya fiyatlarının uygulanmasını istiyor. Dünya fiyatları da 2008 yılına kadar maliyetlerin altında gerçekleşiyordu.

Tarımda uygulanan yanlış politikalar, küresel ısınmanın yarattığı kuraklığın üretimi azaltması, tarımsal ürünlerin biyo yakıt üretimine yönlendirilmesi dünya hububat stoklarının azalıyor, eriyor. Buna bağlı olarak dünya fiyatları da artık düşük gerçekleşmiyor.

Dünya hububat stoku erimeye başlayınca da buğday ihracatçısı ülkeler dünya piyasalarına ürün sunmamaya veya çok az ürün sunmaya başladılar. Bu da hububat piyasalarında buğday fiyatının artmasına neden oluyor.

2007 yılında Türkiye’de hububat fiyatları belirlenirken IMF’nin direktifi ile dünya fiyatları düşük olacak varsayımıyla maliyetlerin altında belirlendi. Dünya hububat fiyatları baz alınarak belirlenen fiyatlar dünya piyasalarında buğday fiyatı artınca üreticilere aradaki fark verilmedi. Yani dünya fiyatları düşük belirlenecek öngörüsüyle hareket eden IMF ve hükümet dünya fiyatları yükselince çiftçilerin mağduriyetini giderecek bir politika geliştirmedi. Bakalım bu sene Türkiye’de hükümet ve IMF’nin fiyat belirleme politikalarında gerçekleşen bu dünya fiyatlarını esas alacaklar mı?

Ayrıca bilindiği gibi Türkiye’de kuraklıktan etkilendi ve buğday rekoltesi düşük oldu. Türkiye şimdi gümrük vergilerini düşürerek dünya piyasalarında belirlenen yüksek fiyattan buğday aramaya çıktı. Ancak kendi ülke çiftçisini kaderiyle baş başa bıraktı. Kendine yeterli olmayı sağlayacak olan politikalar geliştirmiyor. Günü kurtaran çözümler, gümrük tarifeleriyle oynamalar gibi kalıcı olmayan çözümler adı altında çözümsüzlükler üretiyor. Günü kurtaran çözümler sadece çözümsüzlük üretmiş olmuyor, ülke çiftçisini yoksullaştırıyor, şirketleri ve ithalatçıları ihya ediyor.

ABD Tarım Bakanlığı’nın 26 Şubat tarihli raporunda, Türkiye’de tahıl ithalat vergileri düşürüldü, diyor.(6)

Evet, AKP Hükümeti bazı hububat ürünlerinin vergilerini sıfıra kadar düşürerek buğday, arpa, çavdar ithalatı için düğmeye bastı. Hububat üreticisi çiftçinin görmediği desteği şimdi şirketler görecekler. Hububat ithalatçılarını 14 Mayıs 2008’e kadar ihya edecek olan hükümet 15 Mayıs’tan itibaren vergi oranlarını tekrar %50’ler düzeyine çıkaracak.
*******************************************************************
1. Kaynak: USDA FAS, GRAIN WORLD MARKETS AND TADE
2. Kaynak: TUİK
3. Kaynak: USDA FAS, GRAIN WORLD MARKETS AND TADE
4. Kaynak: TUİK
5.Kaynak: uluslararası hububat konseyi
6.http:www.fas.usda.gov/gainfiles/200802/146293762.pdf

Abdullah Aysu 8 Mar 2008 11:21 Makale Arşivi Henüz yorum yapılmamış Geribesleme URI Yorum imleri RSS

Bir yorumda bulunun

*
Amaç dışı kullanımı önlemek için resimde yazılı olan yazıyı soldaki kutuya tekrar yazınız. yazılı sözcüğü görmüyorsanız dinlemek için tıklayınız.
Click to hear an audio file of the anti-spam word