Çiftçi-Sen açıklanan hububat alım fiyatlarıyla ilgili bir basın açıklaması yayınladı. Açıklanan buğday fiyatlarının derhal revize edilmesi istenen açıklamada, “”Köylüler ve Kırsal Alanda Çalışan Diğer Kişilerin Hakları Bildirgesi”ni amasız, fakatsız kabul etmeli ve uygulamalıdır. Gıda krizi yaşamak, açlıkla karşı karşıya kalmak istemiyorsak, halkın gıda sistemi olan “Gıda Egemenliği” mücadelesini yükseltmeliyiz.” denildi.
Açıklama şöyle:
TMO’nun açıkladığı hububat alım fiyatlarının anlamı; çiftçilere “Üretimden Vazgeçin!” demektir. 2024 hububat alım fiyatları ton başına; makarnalık buğdayda10 bin TL, Ekmeklik buğdayda 9.250 TL, Arpada 7.250 TL olarak açıklandı. ÇKS kaydı olan üreticilere buğday için ton başına 1.750 TL, arpa için de ton başına 750 TL destek ödemesi yapılacağı söyleniyor. TMO’ ya verilen ürünlerin parası da peşin olarak değil, 45 gün içinde ödenecektir. Kredi kullanmış olan çiftçiler kredi faizi ödemeye devam ederken , sattıkları buğdayın geciken ödemeleri için kendilerine faiz ödenmeyecektir. Halbuki buğdayın kg maliyeti 10 TL’nin üzerindedir.
TÜİK’in verilerine göre yıllık enflasyon yüzde 75.45, ENAG verilerine göre ise TÜFE’nin yıllık artışı ise yüzde 120,66 dır. 2023 yılı Mayıs ayında mazotun litre fiyatı 19 TL civarı iken bugün litresi 40 TL civarına çıkmıştır. Hububat alım fiyatı ise 2023 alım fiyatına göre buğdayda sadece yüzde 12, arpada ise yüzde 4 civarında artırılarak bir önceki yıla göre buğdaya ton başına sadece 1000 TL, arpada ise 250 TL fark verilmiştir. 2023 yılı hububat alım fiyatları bile yetersizken, açıklanan 2024 yılı alım fiyatları maliyeti bile karşılamamaktadır. TMO açıkladığı fiyatla üreticileri şirketlerin insafına terk edilmektedir.
Gerek kamunun elindeki gerekse özel sektördeki buğday depoları ithalatla ve geçen yıldan kalan buğdaylarla doldurulmuştur. Geçen yıldan yaklaşık 7 milyon ton buğday depolardadır. Yaklaşık 3 milyon ton buğdayda 2024 yılında ithal edilmiştir. Ortaya çıkacak tablo belliyken hiç olmazsa Ocak ayından itibaren ithalat yasaklanmalıydı. Geç kalmış olarak şimdi yasaklanmaktadır. Amerikan Tarım Bakanlığı verilerinde buğday ithalatı yapan ülkeler sıralamasında Türkiye’yi 4. sıradadır. Uygulanan tarım politikaları ile buğday, arpa, nohut gibi birçok hububat ürününün anavatanı olan ülkemizin gıda sistemi hızla şirketlerin kontrolüne girmekte, çiftçiler üretimden kopartılmaktadır.
Uluslararası serbest piyasaya bırakılmış hububat fiyatları, hileli sübvansiyonlu tekel fiyatlarıyla üreticileri yok etmektedir. “Kara gün dostu” olan TMO, AKP iktidarı döneminde çiftçiler lehine piyasaya müdahale etme özelliğini yitirmiş, buğdayda olduğu gibi bir çok üründe de şirketlerin önünü açan bir rol oynamıştır. Küresel şirketler Türkiye’den daha yoğun emek gerektiren meyve ve sebze üretimine yönelmesini istemektedir. İkili, bölgesel anlaşmalarla, DTÖ kararlarıyla uygulanan neoliberal politikalar tüm dünyadaki tarımsal sistemi yeniden dizayn etmekte, ülkelerin hükümetleri de onların isteklerine uygun hareket etmektedir. Avrupa ve Dünya’nın farklı ülkelerindeki büyük ve küçük bütün çiftçilerin ortaklaşabildikleri talep ülkelerini ithalat temelli tarım politikalarına karşı olmaktır. Bu nedenle Dünyanın bütün caddeleri, sokakları öfkeli çiftçilerle dolmaktadır.
Çiftçi-Sen olarak diyoruz ki;
• Açıklanan buğday fiyatları derhal revize edilmelidir.
• Ürün fiyatları enflasyon göz önüne alınarak maliyet ve yüzde 25 kar oranı ve refah payı konularak hesaplanmalıdır.
• Uluslararası serbest piyasada belirlenmiş fiyatlarla, ürünün gerçek fiyatı arasındaki fark üreticiye Fark Ödeme Desteği olarak ödenmelidir.
• Küçük çiftçilerin ve köylülerin buğday üretemez duruma düşürülmesi, halkın elinden ekmeğin çıkması, ekmeğin halkın üzerinde bir tehdit aracına dönüşmesi demektir.
• Üreticilerin söz ve karar sahibi olduğu demokratik bir tarım programı oluşturulmalıdır.
• Türkiye; BM Kurulunda kabul edilen kısa adı “Köylü Hakları Deklarasyonu” olan
“Köylüler ve Kırsal Alanda Çalışan Diğer Kişilerin Hakları Bildirgesi”ni amasız, fakatsız kabul etmeli ve uygulamalıdır.
Gıda krizi yaşamak, açlıkla karşı karşıya kalmak istemiyorsak, halkın gıda sistemi olan “Gıda Egemenliği” mücadelesini yükseltmeliyiz.
Toprak, Onur, Yaşam!
Ali Bülent Erdem Çiftçi-Sen Genel Başkanı
Adnan Çobanoğlu Çiftci-Sen Genel Örgütlenme Sekreteri






